Efendimizin Hayatına Açılan Pencere

İlk İnsan İlk Peygamber: Hz. Adem

       Osman SÜNGÜ –  

Risalet insanlığın ahirete uzanan yolculuğunun en önemli köşe taşıdır. İnsanın yaratılış amacı Allaha kulluktur. Hayatın yaratılış amacına uygun bir tarzda sürdürülebilmesi için kesintisiz bir doğru çizgiye ihtiyaç vardır. Hangimizin daha güzel işler yapacağını sınamak için ölümü de, hayatı da yaratan Rabbimiz, elçileri vasıtasıyla bizlere hidayet ve selamet yollarını bildirmiştir.

İnsan hayatı üç gündür derler. Biri geçmiş biri gelecek diğeri ise bu gündür. Geçmişi olmayan, geleceğe umutla bakmayan bir kimse için hayat bugünden ibarettir. Onun için yaşanması gereken hayat bugündür ve bir gündür. Bu ise bir nokta olmaktır. Ancak Müslümanlar olarak bizler günde kırk defa : “Ey Rabbimiz bizi dosdoğru bir yola ilet.” (Fatiha, 1/6) diye dua ederiz. Çünkü bu dün ile başlayıp geleceğe doğru giden, nimet verilen Peygamberlerin yoludur. Bu yol Adem (a.s) ile başlayıp Firdevs’e giden dosdoğru yoldur.

İnsan bu doğru çizgide ömrünü üç gün hesabıyla yaşamalıdır. Geçmişinden hayatı için örnekler bulmalı, gününü onların örnekliğinde yaşantıya dönüştürmeli ve mutlu bir gelecek ümidini canlı tutmalıdır. Peygamberlerin hayatı bizlerin hayatını aydınlatacak ve bizlere “en güzel örnek” olacak şekilde Kuran’da anlatılmıştır. Müslüman hayatının ilkelerini, tavsiyeleri ve emirleri onların hayatından almalıdır.

Peygamberlerin tarihi insanlığın tarihidir ve aynı zamanda onların tarihi benim tarihimdir. Onlar benim geçmişimdir, ben onlarla yol tutacağım. Çünkü o gün zalimler parmaklarını ısırarak şöyle diyecek: “ Keşke Peygamberle beraber hakka giden yola girseydim.” (Furkan, 25/27)

Peygamberlerin hayatlarını anlatırken Kuran’ın bize verdiği bilgileri ve sevgili Peygamberimizin Hadis-i Şeriflerini bu konuda kaynak olarak almak onların hayatına doğru bir tarz ile yaklaşmaktır.  Fazla malumat adına İsrailiyat bilgilerinden faydalanmanın bir getirisi olmayıp aksine Kur’an’la ve Hadisle çelişkisinden dolayı kafa karıştıracağı kesindir.

Hz. Adem’in(a.s) Yaratılışı

Adem (a.s)in yaratılışı mucizevî bir şekilde olmuştur. Kur’an bu konuya İsa (a.s)nın durumunu ifade ederek değinir. “Allah katında İsa’nın(a.s) durumu Adem’in (a.s) durumu gibidir. Allah Adem’i topraktan var etti; sonra ona ‘ol’ dedi, O da oluverdi.” (Ali İmran, 3/59) Bu yaratılış öncesi bir takım safhaların gerçekleştiği Kur’an da şöyle ifade edilmektedir: “Sizi bir çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O’ dur. (En’am, 6/2) “… Doğrusu Biz onları, cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık.”  (Saffat, 37/11) [i]

Aslında bu süreç için: İnsan’ın üzerinden öyle bir zaman geçti ki- o vakit –o, anılmaya değer bir şey bile değildi. (İnsan, 76/1) Ayetinden anlaşılan odur ki ruh üfleninceye kadar uzun bir zaman geçmiş demektir. Ama bundan bir evrim teorisi üretmek asla doğru değildir. Çünkü ona güç ve kudret sahibi Allah ‘ol’ demiştir oda olmuştur.

Adem Cuma günü yaratılmış, Cuma günü cennete konmuş, Cuma günü cennetten çıkarılmış, Cuma günü tövbesi kabul edilmiş ve Cuma günü vefat ettiği bir Hadiste beyan edilmiştir. Ebu Davut, Salât,79; Tirmizi Cum’a,1

Yine Adem’in yaratılışı şöyle ifade edilmiştir; Allah Adem’i yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır. Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Adem’in nesli değişik renk ve karakterlerdedir. Ebu Davut, Sünnet;16;Tirmizi,2;

Adem İsmi

Adem kelimesinin kökü ve türediği kelime tartışmalıdır. Kelimenin Sümer dilindeki adamu (babam), Âsur-Bâbil dilindeki adamu (yapılmış, meydana getirilmiş, ortaya konmuş, çocuk, genç) veya Sâbiî dilindeki adam (kul) kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür. Bazıları, Âdem kırmızı topraktan (adamah) yaratıldığı için ona, “Kırmızı” mânasına gelen Adam adının verildiğini ileri sürmüşlerse de bu görüş ilgi görmemiştir.

Adem kelimesinin hangi dilden ve kökten geldiği konusu Müslüman dilciler arasında da tartışmalıdır. Dilcilerin çoğu bu kelimenin Arapça asıllı olduğunu, “Esmerlik” anlamına gelen el-idme veya “Tip, Örnek” anlamındaki el-edeme kökünden türetildiğini savunurlar. Başka bir görüşe göre, “Bir şeyin dış yüzü” (daha çok edîmetü’l-arz şeklinde “Yeryüzü”) anlamına gelen el-edîme kelimesinden türetilmiştir. “İnsicam, ülfet” anlamına gelen el-üdm veya el-üdme’den türetilmiş olabileceği de söylenmiştir.[ii]

Adem (a.s) insanlığın atası olduğu için Ebu’l-Beşer ismi verildiği gibi Kur’an da seçkin kullar arasında zikredildiğinden dolayı Safiyyullah olarak da isimlendirilir. “Şüphesiz yüce Allah Adem’i Nuh’u, İbrahim ailesini zamanlarındaki diğer insanlara tercih edip seçmiştir.”(Al-i İmran, 3/33) “Hiç şüphesiz onlar bizim katımızda seçkin ve hayırlı kullardandı.”(Sad, 38/47)

Halifelik Verilmesi

Adem(a.s) yaratılmadan önce Allah’ın meleklerine “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” diye buyurmasıyla onlarda : “ Ya Rabbi sen yeryüzünde kan dökecek, fesat çıkaracak bir varlık mı yaratacaksın? Dediklerinde Allah: “Sizin bilmediğinizi ben bilirim” buyurdu.(Bakara, 2/30

Adem ve neslinin yeryüzünün halifesi olarak yaratılması meleklerde bir merak uyandırmış ve insanın olumsuz yönüne dikkat çekerek hayretlerini Rabbimize söylemişlerdir. Levh-i Mahfuz’dan öğrendikleri Adem hakkındaki bilgiler, melekleri hayrete düşürdüğünden dolayı böyle konuşmuşlardır. Rabbimizde onların bu bakışlarını bir imtihanla teslimiyete dönüştürmüştür.

Adem’e Bilgi Verilmesi

Allah, Adem’in yaratılışındaki hikmeti göstermek için meleklerle onun arasında yaratılış üstünlüğünü bir imtihanla gösterdi. Allah bütün isimleri Adem’e öğretmiş sonra onları meleklere ahzederek: “Eğer sözünüzde doğru iseniz, bunların isimlerini bana bildiriniz” demiştir. Bunun üzerine melekler, “Ey Rabbimiz! Seni tenzih ederiz ki bizim bildiğimiz senin bize öğrettiklerinden ibarettir. Biz ancak senin öğrettiklerini bilebiliriz. Şüphesiz ki her şeyi en iyi bilen, her şeyi yerli yerince yapan sensin.” Dediler. Allah Adem’e eşyaların isimlerini meleklere açıklamasını emretti. Meleklere hitaben: “Ben size demedim mi ki, göklerin ve yerin gaybını ben bilirim. Sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de ben bilirim.” Dedi (Bakara, 2/31-33)

Yeryüzünün halifesi kılınan Adem ve nesli bu bilgiyi kullanma iradesi göstererek yapabilme, icat edebilme kabiliyeti göstermiştir. Adem den önce yeryüzünde Adem var mıydı sorusuna Kur’an ve Hadislerde bir cevap bulamıyoruz. Anlatılanların tamamen İsrailiyat ve eski İran efsaneleri olduğunu biliyoruz. Bu konu hakkın da İbn Haldun bu konularda Kur’an-ı kerimde verilen bilgilerden dışında güvenilir bilgi mevcut olmadığını belirtmektedir. 

Adem’e Secde Edilmesi

Hani Rabbin meleklere demişti ki: “ Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım, Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın.” Meleklerin hepsi hemen secde ettiler. Ancak iblis hariç O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı. (Hicr, 15/28-31)

Allah’ın Adem’i yeryüzüne halife olarak seçip yaratması ve meleklerden daha üstün bir vasıfta olmasının, böylece ortaya çıkmasıyla meleklerin ona secde etmesini emretti. Bu konu Kur’an-ı Kerimde şöyle ifade edilir. Hani meleklere: “ Adem’e secde edin” demiştik. İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, Böylelikle rabbinin emrinden dışarı çıktı… (Kehf, 18/50) [iii]

Bu ayetlerden anlıyoruz ki melekler Allah’ın emri gereği Adem’e saygı secdesinde bulundular. Onun üstünlüğünü kabul ettiler. Fakat burada İblis ortaya çıktı. Secde ile ilgili bütün ayetlerde İblisin secde etmeyip kibirlendiği, direndiği, secde edenlerden olmamasını, “ bir çamur olarak yarattığına secde edermiyim?”(İsra, 17/61) dediğini görüyoruz. İblis bir melek değildi, cinlerdendi.(Kehf, 18/50) O Allaha isyan etti, ama melekler asla Allaha itaatsizlik etmezler. Onun zürriyeti vardır, ama meleklerin cinsiyeti yoktur. Peki, neden İblis secdeyle muhatap oldu? Çünkü o meleklerle beraber olacak bir ilme ve bilgiye sahipti ve ilahi hitap orada bulunan herkese verilmişti. “İblisin ismi kâfirlerden oldu” ifadesiyle o andan itibaren ŞEYTAN sıfatıyla ayete yansıdı.

Allah ise insanoğluna verdiği şeref hakkında şöyle buyuruyor: “Şüphesiz ki biz, Ademoğlunu muhteşem kıldık, karada ve denizde onları taşıttık. Helal ve temiz şeylerle rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra, 17/70)        “Muhakkak ki biz, insanı en güzel şekilde yarattık.” (Tin, 95/4) diyerek    

Havva’nın Yaratılması

Adem’in eşi ve insanlığın annesi H.z Havva’nın yaratılışı Kur’an da üç ayette geçmiş ve Adem’den olduğu bildirilmiştir, ama kaburga kemiğinden olduğu noktasında Peygamberimizden gelen bir Hadis böyle anlaşılmasına neden olmuştur. “Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum, vasiyetimi tutunuz zira kadınlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır…” Buhari, Enbiya1; Müslim, Rada,60

Aslında bu hadiste bir benzetme vardır, sevgili Peygamberimiz onları kaburga kemiği gibi hassas olduklarını ifade etmiştir. Havva’nın Adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı çıkarılamaz, bunu en iyi Allah bilir.

Cennete Konulmaları

Adem ile Havva’nın ilk bulundukları mekân cennet olmuştur. Bu konu ayette “Ey Adem eşinle birlikte ikiniz cennete yerleşin ikiniz cennetin meyvelerinden istediğiniz yerden bol bol yiyiniz! Fakat şu ağaca yaklaşmayınız! Eğer ondan yiyecek olursanız, her ikiniz de zalimlerden olursunuz! ” (Bakara, 2/35) bu şekilde ifade edilmiştir. Bu cennet dünyada mı yoksa gideceğimiz cennet mi olduğu konusu tartışılmıştır. Biz onun gideceğimiz cennet olduğuna inanıyoruz.

Şeytanın Adem İle Havva’yı Kandırması

Kur’an’da Allah’ın cennette Adem ile Havva’ya yasakladığı ağacın ne ağacı olduğu haber verilmemiştir. Burada önemli olan Allah’ın emrinin tutulmasıdır emre itaat önemlidir, neden ve niçin demeden Allah’ın emrini yerine getirmek kulluktur. Allah’u Teâlâ cennette Adem’i uyarmış ve şöyle buyurmuştur “Bunun üzerine, Ey Adem! Bu (şeytan), senin ve eşinin düşmanıdır sakın sizi cennetten çıkarmasın! Sonra yorulur, sıkıntı çekersiniz. Şimdi burada senin için, ne acıkmak vardır ne de çıplak kalmak. Yine burada sen, susuzluk çekmeyecek, sıcaktan da bunalmayacaksın” (Taha, 20/117-119)

Şeytan Adem’i cennetten çıkarmak için yalan söylemiş ve onları şöyle kandırmıştır: “Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümdarlığı göstereyim mi?”(Taha, 20/120) yine şeytan “Rabbiniz başka bir sebepten dolayı değil, sırf melek olursunuz diye şu ağacı size yasakladı.” (Araf, 7/20) Şeytan bu gayretlerinin sonunda onları aldattığını Kur’an-ı Kerim şöyle haber veriyor: “Böylece onları aldatarak, düşürdü. Ağacın meyvesini tattıkları anda  ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar, bunun üzerine Rableri onlara şöyle nida etti: “Ben ikinize, bu ağacın meyvesinden yemenizi yasak etmedim mi? Ve ikinize şeytan,apaçık bir düşmanıdır demedim mi?” (Araf, 7/22) ve böylece şeytan oradan ikisinin ayağını kaydırdı, böylece onları içinde bulundukları (durumdan) çıkardı. Biz de:  “Kiminiz kiminize düşmanlar olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır.” Dedik (Bakara, 2/36); (Araf, 7/24)

Allah’u Teâlâ Adem ve neslinin cennetten çıkarılışını şöyle ifade ediyor dedi ki: “ Kiminiz, kiminize düşmanlar olarak, hepiniz oradan inin. Artık benden size bir yol gösterici(Huda) gelecektir; Kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp, sapmaz ve mutsuz olmaz.” (Taha, 20/123)[iv]

Sonra Adem Rabbinden öğrendiği sözlerle tövbe etti, Rabbi de onun tövbesini kabul etti. Çünkü O tövbeleri çok kabul eden ve çok merhamet edendir. (Bakara, 2/37) Bu ifade ile Adem ile Havva cennetten kovulmamış yaratılış amaçlarına uygun olarak dünyaya gönderilmişlerdir. Asıl dünyayı bu tecrübelerden ders çıkararak değerlendirmek gerekir. Şeytan apaçık bir düşmandır, cennette bile onları kandırması ve Adem’in neslini yoldan çıkarmak için kıyamete kadar Rabbin den izin istemesi biziler için dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Hz. Adem ile Havva’nın cennetten çıkarıldıktan sonra ki dönemi hakkında Kur’an-ı Kerimde bilgi verilmemiştir. Onlarla ilgili rivayet edilenlerin hepsi başka kaynaklardan alınmıştır. Böylesi bilgilerin bir Müslüman’a kazandıracağı çok şey yoktur. Daha sonra Adem ile Havva’nın Rablerine dua ederek: “Eğer bize salih bir çocuk verirsen Andolsun şükredenlerden olacağız.” (Araf, 7/189) Allah Adem’e birçok çocuk verdi Adem’in zürriyeti çoğaldı. Bu arada şeytan boş durmadı bütün gücüyle Adem’in çocuklarını yoldan çıkarmaya çalıştı. Adem’in iki oğlunun hikâyesi Kuran’ı kerimde (Maide, 5/31-32) anlatılmaktadır.

Adem’in Peygamberliği

Adem’in Peygamberliği konusunda açık ve kesin olarak ifade edilen ayet yoksa da, Adem’in Rabbinden bir takım kelimat alması, âlemlere üstün kılındığının belirtilmesi, Allah’ın ona hitap ederek sorumluluk yüklemesi ve sevgili Peygamberimizin ilk Peygamber olduğuna işaret buyurması onun Peygamberliğine işaret etmektedir. 

Şüphesiz Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini birbirlerinin soyundan olarak âlemlerden üstün kıldı. Allah her şeyi çok iyi işten, çok iyi bilendir.(Ali-İmran, 3/33-34)     

İnsanın yeryüzünde halife olması konusu yalnız Adem’e ait bir görev olmayıp onun neslini de içine alan bir şereftir. Adem’in ve neslinin halife kılınması yeryüzünde istediği şekilde hükümran olması manasına gelmez. Onlara verilen bilgi, akıl, irade ve kabiliyetlerle Allah’ın adına, O’nun gösterdiği şekilde orayı idare edip düzene koyması, adaletle hükmetmesi içindir. İnsan yeryüzünde ibadet, itaat üzere bulunacak, Rabbinden aldığı vahiy çerçevesinde orayı imar edip düzene koyacaktır. Ekini ve nesli bozanlara karşı Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak karşı çıkacak, çevreyi ve nesli koruyacaktır. Bu konuda sınırlı ve sorumlu bir varlık olarak Özgür iradesiyle emrin gereğini en titiz bir şekilde yerine getirecektir.


2- Bkz: (Mü’min, 40/67;  Araf, 7/12; İsra, 17/61; Mü’minun, 23/12; Secde, 32/7; Hicr, 15/26,33; Sad,38/76; Al-i İmran, 3/59; Rahman, 55/14)

1- Süleyman Hayri Bolay, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, İstanbul, 1988: 1/358

3- Bkz: (Bakara, 2/34; Araf, 7/11; Taha, 20/116; İsra, 17/61; Sad, 38/71-72; Hicr, 15/29)

4- Bkz: (Bakara, 2/38; Araf, 7/24-25)


Kategori: .Osman SÜNGÜ Diğer Eserleri, NEBEVİ SÜNNET

saol karşim

istanbulyes

Sizde yorumunuzu yazın










I'm not a spammer This plugin created by memory cards