Efendimizin Hayatına Açılan Pencere

Mevlana’dan Seçme Sözler

“Öyle bir abdest al ki, hiç bozulmasın.”

“Öyle bir namaz kıl ki, hiç bitmesin.”

“Âşığa beş vakit namaz yetmez. Beş yüz bin vakit ister.”

“Gerçek âşık, vuslatın bitmesini hiç ister mi?”

“Çocuklar oyun oynarlarken dükkân yaparlar, yalancıktan alış-veriş ederler, fakat kâr elde edemezler, ancak vakit geçirirler. Yalancıktan dükkân açan çocuk, akşam eve aç olarak döner. Bu dünya da o çocukların oyun yeri gibidir.”

“Dünya hayatı bir rüyâdan ibârettir. Dünyada servet sahibi olmak ise rüyâda define bulmak gibidir. Dünya malı, muayyen bir zaman dilimi içinde nesilden nesile aktarılarak yine dünyada kalır.”

“Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci mercan da nedir, bir sevgiye harcanmadıktan, bir güzele fedâ edilmedikten sonra?!”

“Peygamberlerin nefesleri taşa bile tesir eder. Onların sözlerine dağlar bile boyun eğer. Lâkin bir ahmağa, onların saçtığı hikmet incilerinden bir tanesi dahî isabet etmez!”

“Gaflet uykusuna dalmış bir bilgisize öğüt vermek, çorak bir yere tohum ekmektir! Yâhut çölü sulamak gibidir. Ahmaklığın, bilgisizliğin yırttığı şeyi, artık hiçbir yama tutamaz! Ey öğütçü; oraya hikmet tohumunu pek ekme!”

“Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel okuma!”

“Câhillerin yanında kitap gibi sessiz ol.”

“Kıyâmet günü; alacalı öküzler, yani kötü düşünceli kâfirler ve fâsıklar için korkunç bir kurban bayramıdır. O gün, öküzlere ölüm, mü’minlere ise bayram günüdür!”

 “Ay, geceye sabrettiği için apaydın oldu.”

“Gül, dikenin arkadaşlığına katlanıp sabrettiği için, ona çok güzel bir râyiha ve lâtif bir renk nasib oldu.”

 “İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır.”

 “Bu seher benden ilham kesildi. Anladım ki vücuduma şüpheli birkaç lokma girdi. Bilgi de hikmet de helâl lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helâl lokmanın mahsûlüdür. Eğer bir lokmadan gaflet meydana gelirse, bil ki o lokma şüpheli veya haramdır.”

“Dostlarınızı sıkça ziyaret ediniz. Çünkü üzerinde yürünmeyen yollar, diken ve çalılarla kaplanır.”

“Ameli olmayan hikmetli söz, ödünç alınmış süslü elbise gibidir; bunu böyle bil!..”

“Ey kardeş! Sen, tefekkür ile hayat bulmalısın… Eğer tefekkürün gül ise, sen gül bahçesindesin. Tefekkürün diken ise, külhan kütüğüsün!”

“Dünya nimetlerle dolu olsa, fareyle yılan yine toprak yerler. Tahtanın içindeki kurt; «–Kimin böyle güzel helvası var!» der.”

“Eşek müşteri olup bir şey alacak olsa, elbette ham kavunu alırdı.”

“İnsana, aradığı şeye bakılarak değer verilir.”


“Cenâb-ı Hakk’ı dost edinmek istersen, şunu iyi bil ki, dostların yanına eli boş gidilmez. Dostların yanına eli boş gitmek, değirmene buğdaysız gitmeye benzer. Cenâb-ı Hak mahşer gününde kullarına: 

«–Kıyâmet günü için ne hediye getirdiniz?» diye soracak ve ardından şöyle buyuracak:

«–Sizi ilk yarattığımızda olduğu gibi, eli boş, azıksız olarak, tek başınıza ve muhtaç bir hâlde geldiniz. Haydi söyleyin, kıyâmet günü için ne hediye getirdiniz? Yoksa sizde dünyadan âhirete dönmek ve Allâh’ın huzûruna çıkmak ümidi yok muydu? Kur’ân’ın kıyâmet hakkındaki haberleri, size boş mu görünmüştü?»

Ey ahsen-i takvîm, yani en güzel vasıfta yaratılan insan! Hakk’ın kapısına böyle boş bir gönülle nasıl ayak atıyorsun?

Bu fânî âlemde azıcık olsun uykuyu, yemeyi-içmeyi azalt da Cenâb-ı Hak ile buluşacağın zaman için bir hediye hazırla!”


“Adamın biri her zaman «Allah Allah» diye zikreder, bu zikirden ağzı bal yemiş gibi tatlanırdı. Bir gün şeytan gelip:

«–Niye durmadan “Allah Allah” deyip duruyorsun. Bunca zamandır Allah demene karşılık bir kerecik olsun Allah sana “Lebbeyk/buyur kulum, ne istiyorsun?” dedi mi? Sende hiç sıkılma yok mu? Daha ne kadar Allah deyip duracaksın?» dedi.

Bunun üzerine Allâh’ın adını dilinden düşürmeyen adam ümidini kaybetti ve zikri bıraktı. Gönlü kırık bir hâlde yatıp uyudu. Rüyâsında Hazret-i Hızır’ı gördü. Hızır ona:

«–Neden yaptığın güzel işi terk ettin, Allâh’ı zikretmeyi bıraktın?» diye sordu. Adam:

«Yaptığım onca zikre karşılık verilmedi. Hak katından “Lebbeyk/buyur” sesi gelmedi. O’nun kapısından kovulmaktan korktum.» dedi. Bunun üzerine Hazret-i Hızır, adama şu hikmetli karşılığı verdi.

«–Ey Allâh’ın kulu! Senin “Allah” demen, Allâh’ın; “Lebbeyk/buyur kulum” demesidir. Allah, isminin zikrini herkese nasip eder mi? Senin “Allah” diyebilmen, Allâh’ın sana duyduğu sevginin işâretidir.»

Bunu duyan adam kalkarak tekrar Allâh’ı zikretmeye devam etti.”


“Şems -kuddise sirruh- bana bir şey öğretti:

“Dünyada bir tek mü’min üşüyorsa, ısınma hakkına sahip değilsin!”

“Biliyorum ki yeryüzünde üşüyen mü’minler var; ben artık ısınamıyorum!..”

“Nûr ve kemâli artıran lokma, helâl kazançtan elde edilen lokmadır.”

[Nitekim Hak dostlarından Süfyân-ı Sevrî -kuddise sirruh-:

“Kişinin dindarlığı, ekmeğinin helâlliği nisbetindedir.” buyurmuştur.

Yine bir gün kendisine:

“–Efendim! Namazı birinci safta kılmanın fazîletini anlatır mısınız?” dediklerinde de helâl lokmaya dikkat çekmiş ve:

“–Kardeşim! Sen ekmeğini nereden kazanıyorsun, ona bak! Kazancın helâl olduktan sonra, hangi safta dilersen namazını orada kıl; bu hususta sana güçlük yoktur.” cevabını vermiştir.]


Kategori: Heybe

Sizde yorumunuzu yazın










I'm not a spammer This plugin created by memory cards