Efendimizin Hayatına Açılan Pencere

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl

A. Barış ÇUBUK

 

Allahu Teâlâ’ya hamd, âlemlere rahmet olarak gönderilen kutlu elçiye salât ve selam olsun!

“Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?”

Hâsılamızın olabilmesi için gelin Muhammed’den (s.a.v.), o insanlık âbidesinden bahsedelim.

İnsanlık tarihine baktığımızda, hâsılasını düşünenlerin “Muhammed’i” (s.a.v.) muhabbetlerinin merkezine aldıklarını görürüz. Yazılara, sözlere, sohbetlere Allah’a hamd-ü senâdan sonra peygambere salât ve selamla başlanmıştır bundan dolayı.

“Muhakkak ki, Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na teslimiyetle salât ve selam getirin.” (Ahzab/56)

Gönüller O’nun sevgisiyle yoğruldu. Kalpler O’nun sevgisini baş tacı kıldı. Canlarından evvel O’nu sevdiler. Çünkü:

“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha yakın ve sevgilidir.” (Ahzab/6)

Mü’minler bu ayeti şîar edindiler. Yüreklerden akan, dillerden dökülen hep O oldu. Şiirler, besteler, ilahiler, ezgiler, marşlar Muhammed’den (s.a.v.), o insanlık güzelinden ilham alınarak yazıldı ve yazılmaya devam ediyor. 

       Muhabbetler, Muhammed (s.a.v.) olmalı; Muhammed’le dolmalı ki, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber’den hakkıyla istifade edebilelim. O’nun güzel yaşantısından hayatımıza örnekler devşirelim. O’nun izinden gidelim; olaylara O’nun baktığı gibi bakalım. O’nun ahlakıyla ahlaklanalım. Çünkü “O’nun ahlakı Kur’an idi.”

        Allah (c.c.), cahiliyye içerisinde yüzen, ahlaksızlığın yaygınlaştığı her topluma Peygamberlerini göndermiştir. Allahu Teâlâ, Peygamber gönderilmeden hiç bir topluma azap edilmeyeceğini beyan eder. İşte böyle bir toplumdu Arap cahiliyye toplumu; fuhuş, faiz, hırsızlık, gasp, kız çocuklarını diri diri toprağa gömme, zulüm, sosyal ve siyasî adaletsizlik, bozulma… toplumun tüm katmanlarını sarmıştı. Böyle bir toplumdan süzülerek seçilen ve âlemlere Peygamber olarak gönderilen Muhammed (s.a.v.) ’in önderliğinde karanlıklar yerini aydınlığa bıraktı. O, son Peygamberdi ve din O’nunla kemâle erdi.

       O, insanlık için bir yaşam rehberi, ruhların ilacı ve kâinatın nuru olan Kur’an’ın hayata nasıl aktarılacağını bizlere yaşayarak gösterdi. Kuruyan, çölleşen ruhlar O’nu örnek edinerek rahmet sağanağına kavuştular. Bunalan zihinler, daralan ufuklar, sığ yürekler O’nu rehber edinmeli ve yapay, sahte örnekler çağın çöplüğüne atılmalı.

         Allah (c.c.), kurtuluşun reçetesi olarak O’na uymayı, O’nu örnek edinmeyi gösterdi. O’nun izini adım adım takip edenler, O’nun gibi yaşamayı ve O’nun gibi mücadele etmeyi şîar edinenler, şüphe yok ki, Allah’ın sevgisine de mazhar olacaklardır:

“Rasûlüm! De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.”  (Âl-i İmrân/31)

          Çağımız insanlarının zihinlerini işgal eden, köhnemiş, kokuşmuş örnekler silinmeli ve Muhammed (s.a.v.) gönderildiği bütün insanlık için ve bizim için biricik örnek olmalı:

“Andolsun ki, Allah’ın Rasulünde sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab/21)

           Zihinler Muhammed’ (s.a.v.) le yoğrulup Muhammedî olmalı. İbadette, sosyal hayatta, duruşta, mücadelede Muhammedî bir tavır sergilenmeli. Muhammedî olmak ise, “Peygamber benim yerimde olsaydı ne yapardı, nasıl yapardı, nasıl yaşardı?” sorusunu zihinde canlı tutmak ve hayatı bu değerler doğrultusunda tanzim etmektir. 

 

 


Kategori: GÜNCEL, Heybe

eyvallah

lekesiz

Sizde yorumunuzu yazın










I'm not a spammer This plugin created by memory cards