Hz. Peygamberin Mesajlarında Kadının Eğitiminin Önemi

İslâm kültüründe eğitim ve öğretim kavramlarının karşılığı olan çok sayıda kelime vardır. Terbiye, te'dip, talim, tebliğ, tedris, maarif bunların başlıcalarıdır.  Allah'ın güzel isimlerinden olan ve Kur'ân-ı Kerim'de daha ilk sureden itibaren pek çok yerde geçen Rab kelimesinin, terbiye ile çok yakın anlam ilişkisi vardır. Çünkü İslâm'a göre canlı cansız her şeyi büyütüp geliştiren, eğitip olgunlaştıran Allah'tır. Allah'ın gönderdiği peygamberler de insanı eğitmekle görevli öğretmenlerdir. Hz. Peygamber'in  "Ben ancak öğretmen olarak gönderildim" (İbn Mâce, Mukaddime, 17) anlamındaki hadisi bu gerçeği dile getirmiştir.

İslâm, Allah'ın insanlara gönderdiği son din olduğu gibi aynı zamanda tam ve mükemmel bir eğitim sistemidir. Kur'ân-ı Kerim'in ilk inen ayetinin "oku" buyruğunu içermesi, öğrenmenin ve kalemin önemini vurgulaması, kısa zamanda Müslümanların bir bilgi toplumu oluşturmalarına yol açmıştır. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer, 39/9) mealindeki ayet, bilgi sahibi insanların diğerlerine göre bir üstünlük hakkına sahip olduklarını ifade eder. "Rabbim, ilmimi artır" (Taha, 20/114) şeklindeki dua, Allah tarafından Hz. Peygambere, dolayısıyla bütün Müslümanlara telkin ve tavsiye edilmiştir. 

İslâm'da ilim öğrenme ve öğretmenin önemi, cephede düşmanla savaşmakla eş değerde, hatta ondan da ileri görülmüştür. Savaş zamanında ilim adamlarının savaşa katılmayıp dini bilgileri iyice öğrenmeleri ve savaştan dönen Müslümanlara bunları öğretmeleri önemli bir kural olmuştur (Tevbe, 9/122). Bununla birlikte öğrenme faaliyeti yalnızca belirli kişi ya da gruplarla sınırlı bir görev olmayıp, din ve dünya ile ilgili iş ve görevlerini yerine getirecek kadar her Müslümanın bilgi sahibi olması dini görevlerin başında gelmektedir. Hz. Peygamber'in "İlim talep etmek her Müslümana farzdır(İbn Mâce, Mukaddime, 17) anlamındaki hadisi bunu dile getirmektedir.

Kadınların eğitim-öğretimine değer veren Hz. Peygamber: “Yanında cariyesi olan birisi onu güzelce terbiye eder ve eğitirse, sonra da onu âzâd ederek hür bir kadın olarak evlendirirse Allah o kişiye iki ecir verir” (Buhari, İlim, 31) buyurarak cariyelerin dahi çok güzel bir şekilde eğitilmesini istemiştir.  Öyle zannediyorum ki Asr-ı Saadette kadınların eğitim-öğretim durumları hakkında bizi aydınlatacak hususların başında sahabi kadınların hangi ilimlerle meşgul oldukları olacaktır. Cahiliye döneminde az sayıda da olsa bazı kadınların okuma yazma bildikleri malumumuzdur.  Rasûlullah’ın, okuma yazma bilip de Müslüman olan bazı kadınları sahabi kadınlara okuma yazmayı öğretmekle görevlendirdiğini görüyoruz. Örneğin cahiliye döneminde okuma yazma bilen Şifa bint. Abdullah, Hz. Peygamber tarafından Hz. Hafsa’ya okuma-yazma ve diğer bazı şeyleri öğretmek üzere öğretmen tayin edilmiştir. As-ı Saadette Şifa Hatundan başka okuma yazma bilen hanım sahabiler şunlardır: Hz. Âişe, Hz. Hafsa, Ümmü Seleme, Kerime bint. Mikdâl, Ümmü Gülsüm bint. Ukbe, Âişe bint. Sa’d.

Hz. Âişe, başta hadis olmak üzere fıkıh, şiir, nesep ve tıp ilimlerinde bir uzmandı ve en çok hadis rivayet edenlerden biriydi. Hz. Âişe ferâiz konusunda çok bilgili olduğundan ashabın ileri gelenleri ferâiz ile alakalı karşılaştıkları bir çok problemleri O’na sorarlardı. Onun öğrencilerinden olan Urve b. Zübeyr şöyle demiştir: “ Kur’ân ya da Kur’ân’la ilgili görevler, helaller, haramlar, mübahlar gibi konularda ondan daha büyük bir alim  görmedim”. Asr-ı Saadet’te Hz. Peygamber, kadının Yüce Allah tarafından yaratılan bir insan olduğu gerçeğinden hareket ederek onların eğitim ve öğretimleri başta olmak üzere hayatlarının her safhası ile bizzat ilgilenmiştir. Kadın-erkek ayırımı yapmadan bütün Müslümanları ilme teşvik etmiştir.    

Rasûlullah bir hadisinde “Kadınları Allah’ın mescidlerinden men etmeyiniz. Sizden mescide gitmek için izin istedikleri zaman izin veriniz” (Müslim, Salât, 134,135,137)  buyurmuştur. Zira o dönemde mescitlerin en önemli fonksiyonlarından biri de eğitim ve öğretimdi.  Hz. Peygamber'in kadına bakış tarzını en güzel şekilde ifade eden o dönemin kadınları: “Rasûlullah bize bizden daha hoşgörülü ve merhametliydi” diyerek O'na karşı şükran duygularını da arz etmişlerdir. Hz. Peygamber, hayatı boyunca kadınların problemleri ile ilgilenmiş, onların eşleri ile olan anlaşmazlıklarında arabulucu olmuş, haklarını korumuş ve erkeklere eşlerine güzel davranmalarını öğütlemiştir. Hz. Peygamber’in kadınları yetiştirmeye yönelik çalışmaları, ne yazık ki daha sonraki Müslümanlar tarafından yeterince sürdürülememiştir[1].

 

Abdullah b. Ömer’in şu sözleri de bize asr-ı saadet döneminde kadının kazandığı konuma ve sonrasındaki yaklaşıma dair önemli bir mukayese imkanı vermektedir: “Biz Rasûlullah zamanında hakkımızda bir vahiy inmesinden korktuğumuz için kadınlara söz söylemekten, haklarını çiğnemekten ve onlara sert davranmaktan çekinirdik. Rasûlullah vefat edince, biz de artık onlara karşı çok kırıcı sözler söyler olduk ve onlar hakkında kusurumuz arttı”. Aslında bu itiraflar, Hz. Peygamber'in kadın anlayışının kadınlar lehine ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktan başka, İslam dünyasında kadına bakış açısının ne zamandan itibaren değişmeye başladığının da bir göstergesi olması bakımından oldukça önemlidir.

    

Netice itibariyle kadının eğitimde rol alması Kur'ân, Sünnet ve bu ikisini anlama, yorumlama ve uygulama hususundaki 15 asırlık geleneğin, günümüz kadınının bakış açısıyla yeniden okunmasına katkıda bulunabilecektir. Zira kadın karşıtı olanların örf, adet ve geleneklerin, kültürün ürettiği değer yargılarını bir takım rivayetlerle meşrulaştırma, yanlış kadın algılarının arkasına dini yerleştirme çabaları daha iyi fark edilerek deşifre edilebilecektir. Bu ise, kadın karşıtı anlayış ve uygulamaların meşrulaştırılıp güçlenmesini sağlayan yanlış anlayışı ortadan kaldırma çerçevesinde son derece elzemdir. Zira kadınları ihmal eden milletlerin gerilemeye mahkum olduğu malumdur.

 

           

 



[1] Hz. Peygamber’in Hz. Âişe ile evlenmesindeki önemli nedenlerden biri, genç bir zekanın dini daha iyi öğrenerek diğer kadınlara aktarabileceği düşüncesi olabilir. Nitekim Hz. Âişe’nin rivayet ettiği hadislerin sayısı, bu meselenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.  Kadınların eğitimine özel önem veren Hz. Peygamber’in onlara müstakil bir gün ayırdığı da bilinmektedir.