Kurtuluş ve Şehadet Günü (Âşûrâ)

İslâm dini bizlere zaman ve mekân şuuru vermiştir. Şöyle ki, Allah’ın dininde mübarek kılınmış mekânlar vardır. Mekke, Mükerrem’dir bu dinde; Medine, Münevver. Kudüs mukaddestir bizde; Şam,  Şâm-ı Şerif. Yemen imanla muttasıf,  İstanbul ise müjdelenen belde. Yine Allah’ın sevdiği ve sevmediği mekânlar vardırAllah’ın en çok sevdiği yerler mescidler; sevmediği yerler ise yalan, hile ve haramın çok olduğu çarşı ve pazarlardır.[1]Müslümanların evleri içinde en hayırlı ev, kendisine iyi davranılan yetimin bulunduğu evdir. En kötü ev de kendisine kötülük yapılan yetimin bulunduğu evdir.[2] İçerisinde Allah’ın Kitabının okunup müzakere edildiği evler vardır yeryüzünde. Huzur iner o evlere. Rahmet kaplar her yeri. Kuşatır Allah o evleri meleklerle. Sonra övgüyle anar o kullarını katındakilere.[3]

Allah’ın dininde, zaman şuuru olmadan dini yaşamak mümkün değildir. Namaz, oruç, hac ve zekât ibadetleri belirlenmiş zamanlar içinde ifa edilirler. Kurân’da, vaktin önemini birçok ayette çeşitli zaman dilimlerine yemin ederek vurgular Rabbimiz. Dinimizde devirlerden asr-ı saadet, mevsimlerden üç aylar ve hac mevsimi, aylardan Ramazan ve günlerden Cuma daha üstün sayılmıştır. Geceler içinde başta Kadir gecesi olmak üzere diğer kandil geceleriyle Cuma geceleri ve seher vakitleri ilâhî rahmet pınarının çağlayıp taştığı müstesna zaman dilimleridir. İşte Muharrem ayı ve onun içinde onuncu gün; yani âşûrâ günü de hiç kesilmeyen rahmet çağlayanının daha bir coştuğu vakitlerden sayılmıştır.

Âşûrâ, kelime olarak Arapçada on sayısını ifade eden “aşr” sözcüğüyle ilgili görünmektedir. İbraniceden geçmiş bir kelime olarak kabul edenler olsa da, o dildeki manası da yine on sayısıyla alakalıdır. Esas olarak Muharrem ayının onuncu gününe “Âşûrâ günü” denmiştir.  Yüce Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’deki, “Ve on geceye yemin olsun”[4] buyruğunun Muharrem ayının ilk on gecesiyle ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Fakat burada tercihe şayan görüş bu gecelerin Zilhicce ayının ilk on gecesi olduğudur.[5]

Sevgili Peygamberimiz (sas) Hadis-i şeriflerinde Muharrem ayının ve Âşûrâ gününün kadrini yüceltmektedir. Hadislere göre Muharrem ayı, Allah’ın ayıdır.[6] Yine, Ramazan’dan sonra en üstün oruç, Allah’ın ayı Muharrem’de tutulan oruçtur.[7]  Sevgili Peygamberimiz (sas) faziletinin büyüklüğünden dolayı Muharrem ayının onunda; yani Âşûrâ gününde oruç tutmayı tavsiye buyurmuştur. Hz. Âişe (r.anhâ) annemizin bildirdiğine göre Efendimiz aleyhisselâm, Mekke döneminden itibaren bazı Kureyşlilerle birlikte bu orucu tutmuşlardır.[8] Hicretten sonra da Âşûrâ orucuna devam eden Peygamberimiz (sas) bunu ashabına da emretmiştir.[9] Hicretten sonra Efendimiz aleyhisselâm, Medineli yahudilerin de oruç tuttuklarını fark etmiş ve onlara bunun sebebini sormuştur. Onlar, “Bu Salih bir gündür. Çünkü Allah(c.c), Musa aleyhisselamı ve İsrailoğullarını bu gün düşmanlarında kurtarmıştır” diye cevap verince de, “Ben Musa’ya sizden daha yakınım”buyurmuş ve hem kendisi oruç tutmuş; hem de ashabına bunu emretmiştir.[10] Ancak Efendimiz aleyhisselam her konuda olduğu gibi ibadet konusunda da kafirlere benzemeyi hoş görmediği için, “Âşûrâ orucunu tutun. Ancak bir gün önce ve bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin” buyurmuştur.[11] Hz. Âişe (r.anha), Âşûrâ orucunun, Ramazan orucu farz kılınana kadar (âdeta farz gibi) tutulduğunu, daha sonra ise isteğe bağlı kılındığını haber vermiştir.[12] Rasûlullah aleyhisselâm, Âşûrâ orucuna o kadar önem vermiştir ki, o gün oruca niyet etmeyip yemek yiyenlere dahi günün kalan kısmında oruç tutmalarını emretmiş[13]; ayrıca kaza etmelerini de istemiştir.[14]  Sevgili Peygamberimiz (sas), “Âşûrâ orucunun bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını ümit ediyorum” buyurmuştur.[15]

Acaba Âşûrâ gününün fazileti neden ileri geliyor. Rivayetlerden anlaşıldığına göre, bu günde Peygamberlerin hayatında meydana gelen çok önemli olaylardan ileri gelmektedir.  Bu olayların başlıcaları şunlardır:  1. Âdem aleyhisselamın tövbesinin bu günde kabul edilmesi [16]  2.Nuh aleyhisselamın gemisinin bu günde karaya oturması ve mü’minlerin böylece kurtulup şükür için oruç tutmaları [17] 3.Yunus aleyhisselamın balığın karnından bu gün çıkması ve kavminin bu gün affedilmesi [18]  4. Musa aleyhisselam ve israiloğullarının bu günde yarılan denizden geçerek kurtulmaları ve peşindeki firavun ve askerlerinin boğulması.[19] Ayrıca tarih kitaplarımızda başka Peygamberlerin hayatlarında meydana gelen çok önemli bazı olayların da bu günde meydana geldiğine dâir bilgiler vardır. Bütün bu haberlerin bize ilham ettiği ortak nokta ise Âşûrâ gününün kurtuluş günü olduğudur. Bu gün gerek dıştaki düşmanlardan ve gerekse içteki nefs ve şeytan düşmanlarından kurtuluş için vesile sayılmalı, mü’minleri bu doğrultu da çalışmaya sevketmelidir.

Âşûrâ günü aynı zamanda şehâdet günüdür. Sevgili Peygamberimizin (sas) Reyhanım;  yani güzel kokulu çiçeğim dediği iki torunundan biri[20],  Cennet gençlerinin efendisi [21] Hz. Hüseyin (r.a) bu günde şehit edilmiştir. Zalim Yezid ve adamları, her zaman zulmün ve haksızlığın karşısında yer alan, sonu ölüme varsa bile ahde vefa yolunda sonuna kadar yürüyen Hz. Hüseyin Efendimizi hunharca katlederken acaba sonlarının ne olacağını hiç düşünmediler mi? Dünyada yüzüyle, endamıyla Hz. Peygambere en çok benzeyen[22]; Rasûlullah aleyhisselamın, ehl-i beyti içinde Hz. Hasan (r.a) ile birlikte en çok sevdiği o müstesna güzele kıyarken Allah’ın intikamını hiç mi akıllarına getirmediler?[23]  Efendimiz aleyhisselam onu öyle çok sever; ona öyle çok merhamet duyardı ki, çocukluğunda[24] bir gün Hz. Hasanla birlikte düşe kalka mescide girmişlerdi de,  o sırada hutbe vermek için minbere çıkmış olan Hz. Peygamber hemen minberden inerek onu ve ağabeyini kucaklamıştı.[25] Yine onlara o derece düşkündü ki zaman zaman yere eğilip mübarek ellerini yere koyar ve onları sırtına alıp eğlendirirdi.[26] Onları mübarek sırtında taşıması; namazda secdeye vardığında üzerine çıkarlarsa onları incitmemek için secdesini uzatması[27] sahâbilerinin (r.anhüm)artık alışık olduğu sahnelerdi. Onlar Rasûlullah aleyhisselamın  bol bol öpüp kokladığı reyhan çiçekleriydi.[28]  İşte, Âşûrâ gününe rastlayan on Muharrem gününde Peygamberin gülünü kopardılar. Kopardılar ama ne onu, ne de ismini yok edemediler. Çünkü Hz. Hüseyin şehit olmuştu. Şehitler Allah katında ölü değildi. Bilakis onlar daha dünyadayken ölümü öldürenlerdi.  Koparılan çiçek bir daha asla solmamak üzere Cennete dikilmişti. Bundan sonra Hz. Hüseyin’ in adı yüceldikçe yücelecek, Yezid’in adı ise alçaldıkça alçalacaktı.

 Yüce Allah Âşûrâ gününde kullarına ‘’Kurtuluş ve şehadet’’kavramlarını hatırlatmayı murâd etti. Belki de böylelikle dünyada zalimlerden, ahirette de Cehennem ateşinden kurtulmak için takip etmeleri gereken sünnetullahı ve Peygamberî metodu iyice tefekkür etmelerini istedi. Ayrıca şehâdetin de bir tür kurtuluş olduğu ihtar edildi. Allah’ın kullarını zalimlerin zulmünden ve nefisleri günah yükünden kurtaracak en etkili yolun, ömür saatini şehadet vaktine ayarlayarak yaşamaktan geçtiği hatırlatıldı. En doğrusunu Allah bilir. Son olarak, Muharrem ayında kurtuluşa eren Peygamberlere ve bütün hepsine selam ediyoruz. Şehitlerin efendisi Hz. Hüseyin (r.a) ve tüm ehl-i beyte sevgi, saygı ve rahmet dileklerimizi takdim ediyoruz. Allah’ın laneti Yezid’e ve onun izinden giden tüm zalimlere olsun. Duamızın sonu ise alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

                 


[1] Müslim, Mesâcid:288

[2] İbn-i Mâce, Edeb:6

[3] Müslim, Zikr:38

[4] Fecr sûresi: 2. Âyet

[5] Bkz: İbn Kesir, Tefsirü’l-Kur’âni’l-Azîm, Fecr sûresi tefsiri

[6] Tirmizî, Savm:40

[7] Ahmed, II/344; Müslim, Sıyâm: 202

[8] Kureyşlilerin Âşûrâ gününün önemini bildikleri anlaşılıyor. Çünkü bir rivâyete göre onlar Kâbe’nin örtülerini bile Âşûrâ günü değiştiriyorlardı. (Ahmed, VI/244)

[9] Tirmizî, Savm:49

[10] Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr:52 ; Müslim, Sıyam:127

[11] Ahmed, I/241 ; Tirmizî, Savm:50

[12] Mâlik, Sıyam:33 ; Buhârî, Savm:69

[13] Buhârî, Savm:21 ; Müslim, Sıyâm:135

[14] Ebû Dâvûd, Sıyâm:66

[15] Tirmizî, Savm:48 ; Ebû Dâvûd, Sıyâm:64 ; Müslim, Sıyâm:20

[16] Rudânî, Cem’ul-Fevâid, No:2992 (Taberâni’den zayıf bir senedle)

[17] Rudânî, Cem’ul-Fevâid, No:2992

[18] Tirmizî, Savm:40 ; Rudânî, aynı yer

[19] Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr:52 ; Müslim, Sıyam:127

[20] Buhârî, Menâkıb:27

[21] Tirmizî, Menâkıb, No:3778

[22] Buhârî, Fezâilü’l-Ashâb:22 ; Ahmed, Müsned, No:735

[23] Hz. Hüseyin (r.a)’in katillerinden Kûfe valisi Ubeydullah b. Ziyad ve adamları daha sonra katledilmiş ve kesilen başları üst üste yığılmıştır. Bu sırada kafaların arasında, bir görünüp bir kaybolan bir yılan peyda olmuş, birkaç kez Ubeydullah’ın burun deliklerinden girip çıkarak cümle aleme ibret dersi vermiştir. (Tirmizî, Menâkıb, No:3782)

[24] Rasulullah aleyhisselam vefat ettiğinde Hz.Hasan(r.a) yedi, Hz. Hüseyin ise altı yaşlarındaydı.

[25] Nesâî, Cuma:27

[26] Tirmizî, Menâkıb No:3784

[27] Nesâî, İftitah:83

[28] Tirmizî, Menâkıb No:3774