Selâm Ey Nurlu Gece!

 

KUR'AN'DAN MÜLHEM YAZILAR- XV (KADİR SURESİ)

 

 

Nur tegannisiyle gökten inen bir süt beyazı…gece ay ağaç kadir gecesi kurandan mülhem yazılar

Hasretin rahmete dönüştüğü, kadr u kıymetten ruha verdiği yumuşak tutuş…

Ve serin servilerin buğulu başlarında zirveleri bir hayal perdesine dönüştürdüğü ruhanî akış…

Nüzulündeki rayiha, nüzulündeki mahur beste, nüzulündeki hikmet, nüzulündeki sonsuz sır ve bereket…

Kerem deryalarının uçsuz bucaksız derinliklerine sonsuz gökten açılan emin titreyişler…

Takdirlerin yere dökülüşündeki nizam ve o nizamın şaşmaz işleyişi…

Takdirlerin yer ile gök, şimal ile cenup, yokluk ile varlık arasındaki her boşluğu dolduran feyzi…

Akşamdan sehere gökyüzü yırtılırken her bir gözünden ayrı bir hayrın kâinata ulaştığı sonsuz pınar…

 

Levh-i Mahfuz’dan dünya semasındaki Beytü’l-izze’ye…

Bir gecede inen nurlu incilerin yekûna eşit olduğu (ulaştığı) ‘kadr’…

Semavâtın sandukasında yirmi üç yıl, anbean Habibi’ne ulaşmayı arzulayan, O’nun hafızasında yer etmeye hazır bir umman…

Ne başı var ne sonu…

Ne bitişi ne tükenişi…

Her an, daima yeniden keşfedilmeye hazır, artan ve çoğalan hazainü’l-maani (manalar hazinesi)…

 

Hükmünü vermek için bir gecede, tüm meleklerini seyre çağırmış…

İnen her bir ayetin etrafı melek cenneti… Mübarek nurlarıyla her bir ayeti kucaklamış, en nahif dokunuşlarla kelâmların en güzelini Habibi’nin gönlüne teslim kılmış melekler… Rablerinden aldıkları emanet…

Vahiy meleğinin muhafız olduğu yirmi üç yıllık serüven…

 

En mübarek, en ulvî gecede;  bin aydan hayırlı, en uğurlu gecede yüreklerdeki sonsuz yolculuk…

Bitmek bilmeyen gidiş ve geliş… Azamet sahibinden gelen bir ışık selinin yeryüzünü nurla, rahmetle yıkaması… Ve kâtip meleklerinin şahitliği…

Evrenin sonsuz bir arınmayla secde etmesi…

Coşkun bir çağıldayışla varlıkların hayat bulması…

Hayır ve selametin yüceliği… Semavât ile yeryüzü arasını dolduran sayısız melek…

 

“Bu gece ne gecedir, bildin mi?”

Rabbin anlatmasa ne mümkün!..

Ümeyyeoğullarının bin ayından daha hayırlı bir gece…

Rabbinin Peygamberine ve O’nun ümmetine en büyük hediyesi…

Hayırlı bin yıllarından daha bereketli, daha sınırsız bir hayr gecesi…

Seherinden akşamına, gecesinden seherine yıldızlar sağışınca rahmet, bereket, hayr…

Nurunu mevcudata yaymış, her bir canlının hayr dilediği, zahmetin rahmete dönendiği, zilletin mihnete dönüştüğü; ayların, günlerin, saat ve dakikaların on günden son güne kadar…

Bağışlanmanın, dudaklardan inen dualara icabet edilmenin rahmet yağmurlarıyla yıkanan gecesi…

 

Ve Yüceler Yücesi’nin kelâmından dökülen; Alâk, Kalem, Müzzemmil, Müddessir, Fatiha…

Melekler ve Cibril hayırlı bir iş için inerler semadan yere…

Elleri boş değildir bu inişte…

Şam u seher ilâhî nurlarla hayrın ve şerrin taksimine vesile… İnişte bin renk bin bir ahenk…

Sükûnet indirip neşve dolu, maneviyat dolu nice bin yıllara sebep ışık tohumlarını yeryüzünün çatlamış dudaklarına merhem sunarlar.

Allah’ın selâmıyla gelenler kullarının selâmıyla karşılık bulurlar…

Rızıkla bereketlenen, ecelle takdir edilen nice bin yıla eş o rahmet gecesinde, eller semadan dökülen gülüşlere temenna ederek boyun bükerken gelen her bir katrenin rahmetinden emin, göndericisinden razı olurlar.

Vahyin nurları tan yerini ağartırken hasta gönüllere derman, yaralı dimağlara em, kabuğuna sığmayan tohuma çatlama imkânı verir.

Ve zaman çatlar orta yerinden…

Ve hasret biter yerle gök arasında…

Her biri bir hayat bahşeden nurlu ayetler bir bir, önce kulaklara ardından kalplere ve beşeriyete ulaşır.

İnsanlık şeref tacını takıp pırıltılı sema altında rahata erer bu gece…

Rahmetinden sual olunmayan Rabbim! Ümidimiz Sen’in rahmetin…

 

Selamlar verilir, selamlar alınır…

Selamla selamete erer her bir yan, ta fecre kadar…

Şerlerden uzak, kem gözlerden dur, suhulet ve sükûnetin seylabeler gibi kâinatı sardığı gece…

Müminin aklı dingin…

Yüreğin sonsuzluğa açıldığı teslimiyet gecesi…

Selamla gelip selamet getiren teslimiyet gecesi…

 

Gündüzünde nefsine tutturduğu oruçla nahifleşmiş beden, gece secdeye kapanarak tamama erer…

Kemâlat ruhu sarar…

Kesretler ‘vahdet’e vasıl olur…

 

“Ey Allah’ım, şüphesiz ki sen çok affedensin, çok ikram sahibisin, affetmeyi seversin, o halde beni affet.” diye diye gönülleri semaya açılmış, bedenleri secdeye varmış müminlerin dualarına icabet edildiği nurlu gecede…

Vücud bulmuş her varlığın esenliğe ulaştığı kutlu gecede…

 

Müminlerin coşkularının gökyüzüne kanat çırptığı, yuvalara huzurun ve bereketin; ümmete barış ve saadetin geldiği bu gecede, rahmetini esirgeme bizden. Şerlerden uzak hayırların namütenahi olduğu günler ve geceler nasip et. Mümini mümine dost kıl, düşmana aman verme. Huzura ve güvene muhtaç gönülleri Sen’in imanınla mutmain kıl. Ancak Seni anmakla hayat bulabilecek ‘bizi’ Senin yolundan ayırma…

 

***

Rabbim! Her gecemizi “Sûre-i Kadir”deki gibi kudretli kıl… Senin her şeye gücün yeter, yüreğimize Kur’an’ınla kudret ver…

Bizi Sen’den ve rahmetinden ırak etme…

İlgili Yazılar: