Peygamberimiz Cevaplıyor

1. Ebû Hureyre (r.anh) anlatıyor: Rasûlullah oturmakta olan insanların yanında durdu ve onlara, "Sizin hanginizin hayırlı, hanginizin şerli olduğunu size bildireyim mi?" dedi. Orada bulunanlar sustular.(Bunun üzerine Rasûlullah sorusunu) üç kere tekrarladı. Bir adam, "Evet yâ Rasûlallah!" dedi. Allah Rasûlü şöyle buyurdu: "Hayırlınız, kendisinden hayır beklenilen ve kötülüğünden emin olunandır; şerliniz ise kendisinden hayır beklenmeyen ve kötülüğünden de emin olunmayandır."

(Tirmizî, Fiten, 76; İbn Hanbel, II, 368)

.

2. Ebû Hureyre  radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb:

- Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular. 

(Müslim, Birr 59. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 2)

.

3. Ebû Mûsâ Abdullah İbni Kays el-Eş`arî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:

- Biri cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? diye soruldu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi:

- “Kim, İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.”

(Buhârî, İlim 45, Cihad, 15; Müslim, İmâre 150, 151.)

.

4. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve şöyle dedi:

- Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:

- “Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”, “filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur.”

(Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92.)

.

5. Ebû Abdullah Târık İbni Şihâb el-Becelî el-Ahmesî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ayağını özengiye koymuş vaziyette iken, bir adam:

Hangi cihad daha faziletlidir? diye sordu. Peygamberimiz:

“Zâlim sultan katında söylenen hak söz” buyurdular.

(Nesâî, Bey’at 37.)

.

6. Âişe  radıyallahu anhâ  şöyle dedi: Çölde yaşayan bedevîlerden bir grup Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in huzuruna geldiler ve:

- Siz çocuklarınızı öpüyor musunuz? diye sordular. Peygamberimiz:

“Evet” buyurdu. Onlar:

- Fakat biz, Allah’a yemin ederiz ki, onları öpmüyoruz, dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Allah sizin kalblerinizden merhamet duygusunu çıkarıp almışsa, ben ne yapabilirim ki!” buyurdu.

(Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fezâil 164.

.

7. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:

- Biri cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? diye soruldu.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi:

- “Kim, İslâmiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.”

(Buhârî, İlim 45, Cihad, 15, Farzu’l-humüs 10, Tevhîd 28)

.

8. Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

- Ümmetimin hepsi cennete girecektir, yüz çeviren müstesna! Orada bulunanlar:

Ey Allah'ın Resûlü, yüz çeviren kim? diye sorunca, Hz. Peygamber:

Bana itaat eden cennete girer. Bana isyan eden yüz çevirmiş demektir,  şeklinde cevap vermiştir.

(Buhârî, İ'tîsâm, 2)

.

9. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:  "Mümin kişiye nefsini küçük düşürmesi yaraşmaz." buyurdu. Bunun üzerine,

"Kişinin nefsini küçük düşürmesi nasıl olur?" diye sordular. Resûlullah (sav) şöyle buyurdu:

"Gücünün yetmediği işlere kalkıştığı için birçok belaya duçar olur."

(İbn Mâce, Fiten, 21)

.

10. İmrân b. Husayn anlatıyor: Peygamberin (sav) yanındaydım... (yaratılışın nasıl başladığını soran Yemenlilere) Allah Resulü (sas) şöyle buyurarak

cevap vermiştir:

"Önce Allah vardı; O'ndan önce hiçbir şey yoktu. Arşı suyun üzerindeydi. Sonra O, gökleri ve yeri yarattı."

(Buhâri, Tevhid 22)

.

11.  Hz. Peygambere (sas) "Yüce Allah'ın en çok sevdiği din hangisidir?" diye soruldu. O da şöyle buyurdu: "Kolay olan haniflik dinidir."

(Buhârl, el-Edebul-mûfred, 108; lbn Hanbel. 1, 236)

.

12. Temim ed-Dârî anlatıyor: Hz. Peygamber (sas) "Din samimiyettir" buyurdu. Biz "Kime karşı?" diye sorduk. Bunun üzerine o, "Allah'a, kitabına, Resülu'ne. Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara (karşı samimi olmaktır" buyurdu.

( Müslim, imân, 95; Ebû Dâvûd, Edeb, 59)

.

13. Muâz b. Cebel anlatıyor: Allah Resûlü (sav) ile Tebük Seferinden dönüyorduk. Onun yalnız olduğunu görünce, "Yâ Resûlallah! Bana cennete girmemi sağlayacak bir davranış söyler misin?"dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Aferin sana! Sen önemli bir konu hakkında soru sordun. Fakat bu, Allah'ın kendisi için kolaylaştırdığı kişiye kolay gelir. Farz namazı kılarsın, farz olan zekâtı verirsin ve O'na hiçbit şeyi ortak koşmayarak Allah'a kavuşursun."

(İbn Hanbel, V, 237)

.

14. Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre, bir gün Resûlullah (sas) insanların arasında oturuyordu. Yanına bir adam geldi ve "Ey Allah'ın Resûlü, iman nedir?" diye sordu. Resûlullah şöyle buyurdu: "Allah'a, meleklerine, kitabına, O'na kavuşmaya ve peygamberlerine iman etmendir. (Aynı şekilde) öldükten sonra son dirilişe iman etmendir..." (Soran kişi yanından ayrıldıktan sonra) Resûlullah buyurdu ki, "Bu (gelen) Cibril'dir, insanlara dinlerini öğretmek için geldi."

(Müslim, İmân, 5)

.

15. Ebû Zer anlatıyor: ... Bir gün Hz. Peygamber'e (sas), "Allah kaç kitap indirdi?" diye sordum. Allah Resûlü şu cevabı verdi: "Allah yüz dört kitap indirmiştir. Bunlardan elli sahife Şit'e, otuz sahi/e İdris'e, on sahife İbrahim'e ve on sahife de Tevrat'tan önce Musa'ya indirmiştir. Ayrıca Tevrat, İncil, Zebur ve Kuran'ı da indirmiştir..."

(Ibn Hibbân, Sahih. 11. 276)

16. Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah'a (s.a.s), "Hangi amel daha değerlidir?" diye soruldu.

"Allah'a ve Resûlune imandır." buyurdu.

(Nesâî, İmân, 1.)

.

17. Abdullah b. Mes'ud şöyle dedi: "Resûlullah'a (sas), 'Allah katında en güzel amel hangisidir?' diye sordum. 'Vaktinde kılınan namaz' buyurdu. 'Sonra hangisidir?' dedim, 'Sonra, anne babaya iyilik yapmak.' buyurdu. 'Sonra hangisidir?' deyince, 'Sonra, Allah yolunda cihad etmek.' buyurdu."

(Buhârî, Edeb, 1; Müslim, İmân, 139)

.

18. Rasûlullah'a (s.a.s) "Umre yapmak farz mı?" diye sorulunca Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:

"Hayır, fakat umre yapmanız, (yapmamanızdan) daha faziletlidir."

(Tirmizî, Hac 88)

19. Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor: "Bir adam Hz. Peygambere (sas), 'Ey Allah'ın Resûlü, hangi sadaka en faziletlidir?' diye sordu. Hz. Peygamber, 'Sağlıklı iken ve fakirlik endişesi ve zengin olma hırsı ile hareket ederken tasaddukta bulunabilmendir. (Sadaka vermeyi) can boğaza gelip de (son nefesini yaşadığın âna kadar) erteleme...' buyurdu."

(Buhârî, Vesâyâ, 7)

.

20. Bir kadın hacca gitmeyi adamış fakat gidemeden ölmüştü. Bunun üzerine kardeşi Resûlullah'a (sas) gelip bu durumda ne yapılacağını sordu. Allah Resûlü (sav) de ona, "Kardeşinin bir borcu olsaydı, onu öder miydin?" diye sordu. O, "Evet" diye cevapladı. Bunun üzerine Allah Resûlü, "O hâlde Allah'a borcunuzu ödeyin. Çünkü Allah vefa gösterilmeye daha lâyıktır.'' buyurdu.

(Nesâî, Menâsıku'l-hac, 7)

21. Hamza b. Amr el-Eslemî (ra), "Ey Allah'ın Resûlü! Yolculukta iken oruç tutabilecek gücü kendimde bulabiliyorum. Böyle yapmamda bir sakınca var mı?" diye sordu. Bunun üzerine Resûlullah (sas), "Bu, Allah'ın verdiği bir ruhsattır. Kim bunu alıp uygularsa güzel olur. Ama kim de oruç tutmak isterse bunu yapmasında bir sakınca yoktur."buyurdu.

(Müslim, Sıyâm, 107)

.

22. Hz. Âişe (ra) anlatıyor: "Peygambere (sas), 'Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir?' diye soruldu. O da, 'Az da olsa devamlı olanıdır.' buyurdu ve devamında şöyle dedi: 'Gücünüz yettiği kadar amel üstlenin.'

(Buhârî, Rikâk. 18; Müslim, Musâfirîn, 216)

.

23. Ebû ümâme'den rivayet edildiğine göre, "Yâ Rasûlallah, hangi dua daha çok kabule şayandır?" diye sorulmuş, Peygamber Efendimiz, "Gece yarısından sonra ve farz namazların arkasından yapılan dualar." diye cevap vermiştir.

(Tirmizî, Deavât 79)

24. Rasûlullah (sas), "Cennet bahçelerine uğradığınız zaman nimetlerinden yararlanın." buyurdu. Bunun üzerine "Yâ Rasûlallah, cennet bahçeleri nedir?" diye sordum. Hz. Peygamber, "Mescitler!" diye cevap verdi. "(Peki, o hâlde) er-rat'u (yani) nimetlerinden yararlanmak nasıl olacak Yâ Rasûlallah?" dedim. Peygamber (sav), "Sübhânallâhi ve'l-hamdülillâhi ve lâ ilâhe illâlldhü vallâhü ekber" diyerek cevap verdi.

( Tirmizî, Deavât, 82)

.

25. İbn Mes'ûd'dan (ra) rivayet edildiğine göre, bir adam Hz. Peygambere (sas), "Amellerin/İbadetlerin en faziletlisi hangisidir?" diye sordu. Peygamber Efendimiz, "Vaktinde kılınan namazdır." buyurdu.

(Buhârî, Tevhid. 48)

.

26. Bir bedevi, "Ey Allah'ın Rasûlü! En hayırlı insan kimdir?" dedi. Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: "Ömrü uzun ve ameli güzel olan kimsedir."

( Tirmizî, Zühd, 21)

.

27. Ebû Hureyre (r.anh) anlatıyor: Allah Rasûlü'ne (s.a.s) insanların cennete girmesine en çok vesile olan amelin ne olduğu soruldu. Rasûlullah, "Allah'tan sakınmak ve güzel ahlak" buyurdu.

(Tirmizî, Birr, 62)

.

28. Ebû Hureyre (r.anh) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s), "Şakî (bedbaht) dışında kimse cehennem ateşine girmez" buyurmuş, "Ey Allah'In Rasûlü, şakî kimdir?"diye kendisine sorulunca da,"Şakî, Allah için hiçbir ibadet ve amelde bulunmayan ve Allah için hiçbir kötülüğü (günahı) terketmeyen kimsedir" cevabını vermiştir. 

(İbn Mâce, Zühd, 35; İbn Hanbel, II, 349)

.

29. Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor:  Rasûlullah'a (s.a.s), "Allah katında amellerin en sevimlisi hangisidir?" diye soruldu. Rasûlullah (s.a.s), "Az da olsa devamlı olanıdır" buyurdu.

(Müslim, Müsâfirîn, 216)

.

30. Enes radıyallahu anh’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir bedevi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:

Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Efendimiz:

– “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu.

- Allah ve Resûlünün sevgisini, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:

– “O halde sen, sevdiğin ile berabersin” buyurdu.

(Buhârî, Edeb 96; Müslim, Birr 161,163)

.

31. Enes b. Mâlik (r.anh) anlatıyor: "Bir adam, 'Ey Allah'ın Râsûlü! Devemi bağlayıp da mı Allah'a tevekkül edeyim, yoksa bağlamadan mı tevekkül edeyim?' diye sordu. Rasûlullah (s.a.s), "Önce onu bağla, sonra Allah'a tevekkül et!' buyurdu."

(Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme, 60)

.

32. Ebû Musa (r.anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Rasûlü, hangi müslüman daha faziletlidir?" diye sordular. Rasûlullah (s.a.s) de, "Dilinden ve elinden (gelecek kötülükler konusunda) müslümanların güven içinde oldukları kimse!" buyurdu.

(Buhârî, Îman, 5; Müslim, Îman, 66)

.

33. Rasûlullah (s.a.s) : "Yemin olsun, tam anlamıyla iman etmiş değildir!"  ifadesini üç defa tekrarladı. Bunun üzerine orada hazır bulunan sahabiler:

"Kim ya Rasûlullah!" diye sorunca; "Kötülüklerinden komşusunun güvende olmadığı kişidir" buyurdu. 

(Buhârî, Edeb, 29; Ahmed b. Hanbel, II, 288, 336, IV, 31).

.

34. Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs, babasından (ra) şunları nakletmiştir: Veda Haccı senesi hastalığımın artması üzerine Rasûlullah (sav) beni ziyarete geldi. (Mal varlığımı sadaka olarak dağıtmak istediğimi söyleyince) Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:

"...Allah rızasını umarak ailen için yaptığın her harcamadan muhakkak ecir alırsın, eşinin ağzına koyduğun bir lokmadan bile!"

(Buhârî, Cenâiz, 36)

.

35. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir yerde sahâbîlerle konuşurken bir bedevî çıkageldi ve:

- Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sözünü kesmeden konuşmasına devam etti. Bunun üzerine sahâbîlerden biri:

- Bedevînin sorusunu duydu, fakat soruyu beğenmedi, dedi. Bir başkası da:

- Hayır, soruyu duymadı, dedi.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem konuşmasını bitirince:

- “Kıyamet hakkında soru soran nerede?” buyurdu. Bedevî:

- Buradayım, Yâ Resûlallah! dedi.

- “Emanet zâyi edildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdu. Bedevî:

- Emanet nasıl zâyi olacak? diye sordu. Resûl-i Ekrem de:

- Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyameti bekle!, buyurdu.

(Buhârî, İlim 2, Rikak 35)

.

36. Cebrâil aleyhisselâm Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

- İçinizdeki Bedir gazilerine nasıl bir önem veriyorsunuz? diye sordu. Peygamber aleyhisselâm da:

- Onları müslümanların en faziletlisi kabul ederiz, buyurdu veya buna benzer bir söz söyledi. Cebrâil aleyhisselâm:

- Biz de meleklerden Bedir Gazvesi’ne katılanları meleklerin en faziletlisi sayarız, dedi.

(Buhârî, Megâzî 11)

.

37. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"İnsanı helâke sürükleyen yedi şeyden sakınınız." Sahâbîler:

– Yâ Rasûlallah! Bu yedi şey nedir? diye sordular. Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

"Allah'a şirk koşmak, sihir ve büyü yapmak, – haklı olarak öldürülen müstesna- Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı bir insanı öldürmek, fâiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, evli olup hiçbir şeyden haberi olmayan namusuna düşkün müslüman kadınlara zina isnad etmek."

(Buhârî, Vasâyâ 23, Tıb 48, Hudûd 44; Müslim, Îmân 145.)

.

38. Ebû Ümâme İyâs İbni Sa'lebe el-Hârisî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Yalan yere yemin ederek bir müslümanın hakkını gasbeden kimseye Allah cehennemi vâcip, cenneti de haram kılar." Bunun üzerine bir kişi:

"Eğer o hak önemsiz bir şey ise yine böyle midir, yâ Resûlallah?" diye sordu. Peygamberimiz:

"Misvak ağacından bir dal parçası olsa bile böyledir" buyurdu.

(Müslim, Îmân 218.)

.

39. Ebû Talha Zeyd İbni Sehl radıyallahu anh şöyle dedi:

Biz sokak başlarında, evlerin önlerinde oturup konuşurduk. Bir keresinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi, başımızda durdu ve:

- "Size ne oluyor ki, böyle sokaklarda oturuyorsunuz. Buralarda oturmaktan kaçının!" buyurdu. Biz:

- Sakıncasız şeyler için oturduk, müzâkerelerde bulunuyor, konuşuyoruz, dedik.

- "Eğer sokaklarda oturmaktan vazgeçmeyecekseniz, hiç değilse hakkını verin. Buraların hakkı, gözü haramdan sakınmak, selâm almak ve güzel şeyler söylemektir" buyurdu.

Müslim, Selâm 2.

.

40. İbni Mes'ûd radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir seferde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem' in maiyyetinde bulunuyorduk. Hz. Peygamber abdest bozmak için yanımızdan uzaklaştı. Bu sırada biz iki yavrusu olan küçük bir kaya kuşu gördük, yavruları aldık. Kuşcağız yavrularını kurtarmak için çırpınmaya başladı. Tam bu sırada Nebî sallallahu aleyhi ve sellem geldi ve:

- "Bu kuşu yavrularını almak suretiyle kim tedirgin etti? Verin ona yavrularını!" buyurdu. Bir kere de yaktığımız karınca yuvasını gördü ve:

- "Karıncaları kim yaktı?" diye sordu.

- Biz, dedik.

- "Gerçek şu ki, ateşle azâb etmek, ateşin yaratıcısından başka hiç kimse için uygun ve meşrû değildir" buyurdu.

(Ebû Dâvûd, Cihâd 112, Âdâb 164)

.

41. Ebû Zer radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah, onlarla konuşmaz, yüzlerine bakmaz, onları temize çıkarmaz. Hem de onlar için can yakıcı bir azab vardır."

Râvî dedi ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu cümleyi üç kere tekrarladı.

Ebû Zer:

- Bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlar. Bunlar kimlerdir, Ey Allah'ın Resûlü? diye sordu. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de:

- "Elbisesini kibirle yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kakan ve yalan yere yemin ederek ticaret malını iyi bir fiyatla satmaya çalışandır" cevabını verdi.

(Müslim, Îmân 171.)

.

42. Ebû Hureyre  radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallallahu aleyhi ve sellem'e:

–Hangi amel daha faziletlidir? diye soruldu.

–Allah'a ve Rasûlüne inanmak, buyurdu.

–Sonra hangisi? denildi.

–Allah yolunda cihad etmek, karşılığını verdi.

–Bundan sonra hangisi? denilince:

–Allah katında makbul olan hactır, buyurdular.

(Buhârî, Îmân 18, Hac 4, Tevhîd 47; Müslim, Îmân 135)

.

43. İbni Mes'ûd  radıyallahu anh  şöyle dedi:

Yâ Resûlallah! Hangi amel Allah'a daha sevimlidir? dedim,

Vaktinde kılınan namaz, buyurdu.

–Sonra hangisidir? diye sordum,

Ana babaya iyilik etmek, diye cevap verdi.

–Ondan sonra hangisidir? dedim,

Allah yolunda cihad etmek, buyurdular.

(Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1, Tevhîd 48; Müslim, Îmân 137-139. )

.

44. Ebû Zer  radıyallahu anh  şöyle dedi:

Yâ Resûlallah! Hangi amel daha faziletlidir? diye sordum,

Allah'a iman ve Allah yolunda cihaddır, buyurdular.

(Buhârî, Itk 2, Keffârât 6; Müslim, Îmân 136.)

.

45. Ebû Saîd el-Hudrî  radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem' e gelerek:

İnsanların hangisi daha üstündür? diye sordu. Peygamberimiz:

Allah yolunda canıyla ve malıyla cihad eden kimse, buyurdu. Adam:

–Sonra kimdir? diye sordu. Efendimiz:

Bir vadiye çekilip Allah'a ibadet eden ve insanları şerrinden uzak tutan kimse, buyurdular.

(Buhârî, Cihâd 2, Rikâk 34; Müslim, İmâre 122-123.)

.

46. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûl-i Ekrem Efendimiz'e:

Yâ Resûlallah! Allah yolunda cihada denk hangi iş vardır? denildi.

Ona denk bir iş bulamazsınız, buyurdu. İki veya üç defa aynı soruyu tekrarladılar; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de her defasında "Ona denk bir iş bulamazsınız" cevabını tekrarladı. Daha sonra şöyle buyurdu:

"Allah yolunda cihad eden kimsenin benzeri, gündüzleri oruç tutan, geceleri namaz kılan, Allah'ın âyetlerine hakkıyla itâat eden ve Allah yolunda cihad eden kimse, cepheden dönünceye kadar, namaza ve oruca hiç bir şekilde ara vermeyen kimsenin benzeridir."

(Buhârî, Cihâd 1; Müslim, İmâre 110.)

.

47. Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Rab olarak Allah'a, din olarak İslâm'a, resûl olarak Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e inanıp razı olan kimse cenneti hak eder."  Bu söz Ebû Saîd'in çok hoşuna gitti ve:

–Yâ Resûlallah! Bu sözü bana tekrarlasanız, dedi. Peygamber Efendimiz sözünü tekrarladı; sonra da şöyle buyurdu:

"Bir başka haslet daha vardır ki, onun sayesinde Allah kulunu cennette yüz derece yükseltir. Her bir derecenin arası da yerle gök arası kadardır." Ebû Saîd:

–O haslet nedir, yâ Resûlallah? diye sordu. Hz. Peygamber:

"Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihaddır" buyurdu.

(Müslim, İmâre 116. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 18.9

.

48. Evs İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

-Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana sunulur, buyurunca, ashâb-ı kirâm:

- Yâ Resûlallah! Vefat ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman salâtü selâmlarımız sana nasıl sunulur? diye sordular.

Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:

- Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı, buyurdu.

(Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26.)

.

49. Ebû Muhammed Kâ‘b İbni Ucre radıyallahu anh şöyle dedi: 

Bir gün Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza gelmişti. Kendisine:

- Yâ Resûlallah! Sana nasıl selâm vereceğimizi öğrendik, sana nasıl salavât getireceğiz? diye sorduk. O da şöyle buyurdu:

- Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm, inneke hamîdün mecîd: Allahım! İbrâhim’in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve âline de rahmet et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin. Allahım! İbrâhim’in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed’e ve âline de hayır ve bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülmeye lâyık ve yücesin, deyiniz.

Buhârî, Daavât 32, Tefsîru sûre (33), 10; Müslim, Salât 66.

.

50. Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.

Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:

- Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.

Bedevî:

- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.

Resûl-i Ekrem:

- Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de, buyurdu.

Müslim, Zikir 33-36.

.

51. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den  rivayet edildiğine göre Mekke'den Medine'ye hicret eden müslümanların fakirleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek şöyle dediler:

- Varlıklı müslümanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ve umre yapıyorlar, cihad ediyorlar ve sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem onlara:

- Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?, diye sordu.

 - Evet, söyle yâ Resûlallah! dediler.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu:

- Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.

Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

- Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz.

(Buhârî, Ezân 155; Daavât 18; Müslim, Mesâcid 142.)

.

52. Genç sahâbî Muâz b. Cebel der ki: "Rasûlullah tavaf yaparken ona yanaştım ve 'İnsanların hangisi en şerlidir?' diye sordum.

'Allah'ım (bizi) affet! (Muâz!) sen şerden değil, hayırdan sor. İnsanların en şerlileri en şerli âlimler, en hayırlıları da en hayırlı âlimlerdir' buyurdu."

(Darîmî, Mukaddime 34.)

.

53. "Son anına bakmadan biri hakkında (sadece) hoşunuza gittiği için hemen karar vermeyin. Kişi, uzun zaman ya da bir dönem iyi işler yapar ki bu hâlde ölse cennete gidecektir. Ancak sonra bozulur ve kötü işler yapar. Başkası da bir dönem hep kötü işler yapar, öyle ki, o vaziyette ölse cehenneme gidecektir. Sonra düzelir ve iyi işler yapar. Allah, kişinin hayrını isterse ölümünden önce onu yönlendirir." Oradakiler "Allah nasıl yönlendirir? deyince Peygamberimiz, "Ona iyi işler yapma imkânı verir ve o hâlde ruhunu alır." buyurdu."

(Ahmed b. Hanbel, III, 121.)

.

54. En Büyük Günah

Abdurrahman'ın, babası Ebû Bekre'den rivayet ettiğine göre, Rasûlullah (sas), "Size en büyük günahın ne olduğunu söyleyeyim mi?" diye sorunca, ashâb,

"Evet, buyur ey Allah'ın Rasûlü!" dediler. Bunun üzerine Rasûlullah,

"Allah'a ortak koşmak ve anaya babaya saygısızlık etmektir..." buyurdu.

(Buhârî, Edeb 6.)

.

55. Vahşî b. Harb'ın, babası aracılığı ile dedesinden naklettiğine göre, Hz. Peygamber'in (sas) ashâbı, "Ey Allah'ın Resûlü, yiyoruz ama doymuyoruz!" deyince Peygamber Efendimiz, "Ayrı ayrı yiyor olmalısınız" demiş, onlar, "Evet" deyince ise şöyle buyurmuştu: "Yemeği topluca yiyin ve (başlarken) Allah'ın adını anın ki, bereketli olsun."

(Ebû Dâvûd, Etime, 14; İbn Mâce. Et'ime, 17.)

.

56. Müminlerin En Akıllısı

Allah Rasûlüne, “Müminlerin en akıllısı kimdir?” diye sorulduğunda o, “Ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonraki hayatı için en güzel şekilde hazırlanan kimsedir” buyurdu.

(İbn Mâce, Zühd 31.)

.

57. Şükreden Bir Kul Olmayayım mı?

Mugîre bin Şu be radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Ashâb-ı kiram:

"Yâ Rasûlallah! Allah Teâlâ senin geçmiş ve gelecek bütün hatâlarını bağışladığı halde niye kendini bu kadar çok yoruyorsun?" dediklerinde:

"Bu lütuflarından dolayı Allah'a çok şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdu.'

(Buhârî, Tehecüd 6)

.

58. Kardeşine Yardım Et

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem  şöyle buyurdu: Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et.” Bir adam; "Ya Rasûlallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zâlimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz?" dedi. Peygamberimiz:

“Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir” buyurdu. 

(Buhârî, Mezâlim 4; İkrâh 6.)

Yorumlar

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.