Hicret Gecesi Hz. Peygamber'in Evindeyiz

göçmen kuşlar

Bugün sizlerle Mekke’ye gidelim ve Hz. Peygamber’i evinde ziyaret edelim. Kendisini ve ev halkını daha yakından tanıyalım. Bildiğiniz gibi Hz. Peygamber efendimiz, yirmi beş yaşına geldiğinde Hz. Hatice ile evlendi ve mutlu bir yuva kurdu. Evlendiklerinde kendisinin yirmi beş yaşında olduğu kesindir. Hz. Hatice’nin yaşı için değişik rivâyetler vardır. Yirmi sekiz yaşında olduğunu söyleyenler olduğu gibi kırk yaşında bulunduğunu söyleyenler de vardır. Onun evlenirken kırk yaşlarında olduğu rivâyeti daha çok kabul görmüştür.

Hz. Hatice annemizin Hz. Peygamber efendimizle evlenirken dul olduğu ve ticaretle meşgul olduğu da kesindir. Hz. Peygamber efendimizle evlenmeden önce başından iki evlilik geçtiği ve eşlerinin ikisinin de öldüğü kesindir. Birinci eşi (künyesi Ebû Hâle, adı Mâlik b. Nebbâş) zengin bir adamdı. Hz. Hatice’nin bu eşinden Hind ve Hâris adında iki oğlu oldu. Bunların ikisi de Hz. Peygamber’e yetişti ve Müslüman oldular. Ticaretle meşgul olan Ebû Hâle, ölümünden sonra geriye büyük bir zenginlik ve çok mal bıraktı. Eşinin vefatı esnasında oğulları henüz küçük olan Hz. Hatice, eşinin ticaretini devam ettirdi ve zenginliğini artırdı.

Ebû Hâle’nin ölümünden sonra Atîk b. Âiz ile ikinci evliliğini yapan Hz. Hatice, ikinci eşinden de Hind adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Hind ismi Araplarda hem erkeğe hem kadına verilebilen bir isimdir. Bizdeki Yaşar ve Deniz isimleri gibi. Bu kız da Hz. Peygamber’e yetişti ve Müslüman oldu. Sayfî b. Ümeyye ile evlenen Hind’in Medine’de bir oğlu dünyaya geldi ve oğluna Muhammed ismini verdi. Hz. Hatice otuz yedi yaşına geldiğinde ikinci eşi de vefat etti. İkinci eşinden de dul kalan Hz. Hatice, ticaretine ağırlık verdi ve kendisine yapılan evlilik tekliflerinin hiçbirini kabul etmedi. Kırk yaşına geldiğinde Hz. Muhammed’i tanıdı ve onu Suriye’ye göndereceği ticaret kervanının başına idareci tayin etti. Döndükten sonra da edepli ve iffetli bir tarz ile kendisine evlilik teklif etti. Hz. Muhammed de kendisine yapılan bu teklifi kabul etti. Amcalarının yardımı ve desteğiyle düğünlerini yaptı ve yuvalarını kurdular.

Önceki eşlerinden üç çocuğu olan Hz. Hatice’nin Hz. Peygamber’den de altı çocuğu oldu. İlk çocuklarının adı Kâsım olduğu için Hz. Peygamber, Ebu’l-Kâsım künyesi ile anıldı. Kâsım iki yaşına varmadan hastalandı ve vefat etti. Sonra Zeyneb, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah dünyaya geldiler. Abdullah da küçük yaşta vefat etti. Zeyneb’i, teyzesinin oğlu Ebu’l-Âs ile evlendirdiler. Rukiyye’yi de Hz. Osman ile evlendirdiler. Ümmü Gülsüm ve Fâtıma, Mekke döneminde bekârdılar. Hz. Hatice’nin diğer eşlerinden olan çocukları da evlenip yuvalarını kurmuşlardı.

Hz. Peygamber evinin ayrıca Zeyd b. Hârise adında erkek bir hizmetçisi vardı. Bu hizmetçiyi Hz. Hatice’nin yeğeni Hakîm b. Hizâm, halasına düğün hediyesi olarak takdim etmiş, o da eşi Hz. Muhammed’e hediye etmişti. Büyüyüp evlenme yaşına geldiğinde de Hz. Peygamber onu Ümmü Eymen ile evlendirdi. Bu evlilikten Üsâme dünyaya geldi. Bu evlilik, İslâm geldikten sonra oldu. Yani Zeyd, evleninceye kadar Hz. Peygamber’in evinde kalmaktaydı.

Hz. Peygamber’in Mekke’deki evinin sâkinlerinden biri de Hz. Ali’dir. Bilindiği gibi Hz. Ali, peygamberimizin amcası olan Ebû Tâlib’in küçük oğludur. Ali, İslâm’dan on yıl önce dünyaya gelmişti. Ali, beş yaşına geldiğinde babasının ticareti ve maddî durumu çok bozuldu. O sıralarda Hz. Muhammed otuz beş yaşlarındaydı. Diğer amcası Abbas da yanına alarak Ebû Tâlib’in huzuruna çıktı ve şöyle dediler: “Sana yardımcı olmak istiyoruz. Oğullarından birer tane alıp evimize götürmek ve böylece sizin yükünüzü hafifletmek istiyoruz.” Ebû Talib de “Olur!” dedi. Hz. Muhammed, Ali’yi; Abbas da Cafer’i alıp evlerine getirdiler. Hz. Peygamber’e ilk vahiy geldiğinde ve Yüce Allah kendisine tebliğ görevi verdiğinde Hz. Ali, peygamber evinin sâkinlerinden biriydi.

Dünyada iken cennetle müjdelenmiş sahâbîlerden biri olan Hz. Zübeyir, Hz Peygamber’in halası Safiyye’nin oğludur. Zübeyir’in babası Avvâm da Hz. Hatice’nin kardeşidir. Yani Hz. Hatice, Zübeyir’in halasıdır. Küçük yaşta babası Avvâm’ı kaybeden Zübeyir de bu eve sık sık gider gelirdi. Bilindiği gibi Zübeyir, büyüdükten sonra Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ ile evlendiği için aynı zamanda Hz. Peygamber’in bacanağıdır.

Önceki iki eşinden olan çocuklarını, Hz. Peygamberden olan çocuklarını, evinin hizmetçisini, Ali gibi devamlı bir misafiri ve Zübeyir gibi eve sık sık gidip gelen bir yetim çocuğu bağrına basan ve bunlara analık yapan Hz. Hatice, Yüce Allah tarafından peygamber olarak görevlendirilen eşine de çok büyük destekler verdi. İslam’ın temelinde Hz. Hatice’nin maddî ve manevî destekleri vardır. Hz. Peygamber onun hakkında şöyle buyurmuştur “Vallahi, Allah bana Hatice’den daha hayırlısını vermedi. Herkes beni yalanlarken o beni doğruladı. Herkes bana kapılarını kapatırken o kapılarını bana açtı. Herkes benden kaçarken o şefkatle bana kollarını açtı.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 117)

Hz. Peygamberin altı çocuğunun annesi olan bu ilk Müslüman kadın, nübüvvetin onuncu yılında altmış beş yaşında olduğu halde vefat etti. Hz. Peygamber o sırada elli yaşlarındaydı. Evinde iki bekâr kızı ve bir de evin devamlı misafiri (ev halkından biri) olan Hz. Ali vardı. Şimdiye kadar adı geçenlerden Kâsım ve Abdullah vefat etmişler; Zeyneb, Rukiyye ve Hz. Hatice’nin önceki çocukları ile Zeyd evlenmiş ve yuvalarını kurmuşlardı. Henüz bekâr olan Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Ali, Hz. Peygamberle birlikte kalıyorlardı.

Hz. Peygamber, Hz. Hatice’nin vefatından sonra iki yıl dul kaldı, evlenmedi. İki yıl sonra Sevde bint Zem’a ile evlendi. Hz. Sevde, ilk Müslümanlardandır. Kocası Sekrân b. Amr ile ikinci Habeş hicretine katılmıştır. Mekke’ye döndükten sonra kocası vefat etti. Dul kalan Hz. Sevde’ye Hz. Peygamber efendimiz tâlip oldu ve onunla evlendi. Yaşlı, uzun boylu ve iri yapılı bir kadın olan Sevde annemizin Hz. Peygamber efendimizden çocuğu olmadı. Hz. Peygamber’in vefatından on yıl sonra Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında Medine’de vefat etti ve Cennetü’l-Bakî’ye defnedildi.

Hz. Peygamber, Mekke’den Medine’ye hicret ederken elli üç yaşındaydı. Hz. Sevde ile daha yeni evlenmişti. Bir gün Dârü’n-Nedve’de toplanan müşrikler, Hz. Peygamber’i öldürmeye karar verdiler. Bu sırada Müslümanların hemen hepsi Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdi. Erkeklerden sadece Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali kalmışlardı. Kadınlar, çocuklar ve mustaz‘af Müslümanlar henüz hicret etmemişlerdi. İşte böyle bir zamanda Mekke müşrikleri Hz. Peygamber’i öldürmeye karar verdiler. Aldıkları karara göre karanlık bastıktan sonra görevli şahıslar evin etrafını kuşatacaklar, gece sabaha kadar eve giriş ve çıkışları engelleyecekler ve ertesi sabah evinden çıkan Hz. Peygamber’in üzerine toptan çullanacaklar ve onu öldüreceklerdi. Toptan hücum edip öldürecekler ve böylelikle de kimin öldürdüğü belli olmayacaktı.

Yüce Allah, Hz. Cebrâil vasıtasıyla bu kararı Hz. Peygamber’e bildirince Hz. Peygamber, herkesin gündüz uykusuna yattığı öğle sıcağında Hz. Ebû Bekir’in evine gitti. Onunla bu gece çıkacakları hicret yolculuğunun detaylarını görüştü ve kimse uykudan uyanmadan kendi evine döndü. Evinde gündüz uykusu uyumuş gibi dışarı çıktı. Akşam olunca herkes gibi oda kendi evine döndü. Evi gece karanlığında müşrikler tarafından kuşatıldıktan sonra ev halkı ile vedalaşıp evden ayrıldı. Müşrikler onu göremediler. Eşi Sevde, kızları Ümmü Gülsüm ve Fâtıma ve bir de evin tek erkeği Hz. Ali ile vedalaşıp ayrıldı. Hz. Ali’ye şunları söyledi:

“Bu gece benim yatağımda yat ve rahat uyu! Şu Hadremevt ürünü olan yeşil abâma da iyice bürün! Hiç korkma! Onlar, sana hiçbir şey yapamayacaklar! Rahat ol! Rahat uyu!”

Ayrıca Hz. Peygamber, Mekke’den ayrılıp Medine’ye gideceğini Hz. Ali’ye haber verdi. Yanında bulunan ve Mekkelilere ait olan emânetleri sahiplerine teslim etmesini, sonra da arkadan gelip kendisine kavuşmasını emretti.  Mekkeli müşriklerin kendisini öldürmeye karar verdikleri bir sırada, onların emânetlerini düşünen bir peygamberin ümmetiyiz. Biz de yaşadığımız hayat boyunca peygamberimiz gibi sâdık ve emîn (güvenilir) olabildik mi?

Hicret gecesi Hz. Peygamber’in evinde kendisiyle beraber beş kişi vardı. Kendisi ayrıldıktan sonra dört kişi kaldı.  Birkaç gün sonra Hz. Ali’nin hicret etmesiyle de üç kişi kalmış oldu. Bu üç kişinin üçünün de bayan olduğunu bir daha hatırlatalım: Bunlar Hz. Peygamber Efendimizin eşi Hz. Sevde annemiz, kızları Ümmü Gülsüm ve Fâtıma’dır.

İslâm’ın bugüne kadar gelmesinde peygamber hanımları ve peygamber kızları çok sıkıntılar ve çok çileler çektiler. Aç kaldılar, yoruldular, uykusuz kaldılar, hor ve hakîr görüldüler, yine de dâvâlarından vazgeçmediler. Kendilerine lâyık izzetli bir duruş sergilediler, sabrettiler ve sonunda da kazandılar. Kazandıktan sonra da gevşemediler. Önceden nasıl bir hayat yaşıyor idiyseler kazandıktan sonra yine öyle yaşamaya devam ettiler. Kazandıktan sonra sarsılmadılar, savrulmadılar ve kaybolmadılar.

Bize de savrulmayan ve kaybolmayan Müslüman lazım!