Ömrün Ziyâsı

KUR’AN’DAN MÜLHEM YAZILAR-IX

 

Şemsin aydınlığında yıldız olmuş yürekler.güneş

Aydınlığın ve tazeliğin can bahşettiği muhteşem hayat…

Işık yıllarının sonsuzluğu, gözün ve gönlün idrakinden çok uzak.

 

Mihr ü mâh…

İki kardeş, iki yoldaş, ahdlerin taze ve değişmeyen vefası…

Işığını cömertçe sunan “mihr” ve onun etrafında daima dönüp onun nurundan nasiplenen “mâh”…

Doğuşun ve batışın, bitişin ve başlangıcın muhafızları…

Şuurumuza giydirdiğimiz manevî ışık…

Bizi beden idrakinden ruh idrakine yükselten duhâ vakti…

 

Bir günlük devrin yüreklere bıraktığı aydınlığı, huzurlu bir dinlenmenin kollarına atan ve aydınlığından feyizlenen kandilini bize gece boyunca bekçi eden…

Kalbimizin derinliklerini nurlandırmış, nahif, sakin, sessiz sedasız, derin bir huzur… Karanlığın şerrini mehtapla hayra yorduran…

Biz uyurken fısıldayarak Rabbini zikreden, deliksiz uykularımızı ibadete çeviren…

Kara geceleri beyaz gecelerle takas edip görünenden görünmeyene, müşahhastan mücerrede götüren…

 

Ey güneş ve ay… Yemin olsun size ve sizi siz yapan Yüce Allah’a!

Güneşin varlık amacını ortaya çıkaran gündüze ve bütün sırları örtüp gizleyen geceye yemin olsun!

 

Göğü ve yeri tıpkı bir beşik gibi, nizamıyla dengede tutana yemin olsun!

Türlü nimetlerle yeri emrimize amade kılana yemin olsun!

 

Tedsiye çukurunun karanlığına doğru gözleri kör olmuşçasına koşan nefis… Desise tuzağının akıllanmayan şikârı…

 

Bir alev ki kör nefsim, baştan çıkaranın etrafında, dönenip durmakta… Ona yaklaşmanın yanmak olduğunu bildiği halde ona hayran hayran bakmakta…

Hem ateş hem ihtişam… Hem ihtişam hem ateş…

Alevin çekici raksı etrafında fır dönen cisim.

 

Ve yanmanın acısını iliklerine kadar hissetmenin anlatılamaz ıstırabı…

Acılarla ve pişmanlıkla kıvranan her hücrenin aciz tövbeleri…

Ateş karsındaki secdesinin cehennemde süren hüsranı…

Ruhun cehennemi…

 

Hz. Salih’in kurtarıcı sesine değil nefsin yok edici sesine kulak verip yerle bir edilmeyi hak eden Semud…

Allah’ın verdiğini ‘ben’ine mal edip O’nun emrine diklenen Semud…

Göklere yükselttiği binaların altında bir böcek gibi ezilen Semud…

Allah’ın yeminleri boşa değildir. Yapmaya da yıkmaya da, yıkıp yeniden yapmaya da ancak O’nun gücü yeter.

 

Nefis, arınmak ve felâha ermek…

Semud’un sonundan korkup kendini gayya kuyularından çekip çıkaracak bir el arayışı…

Rabbin karşısında mahzunluk ne de yakışıyor sana…

Gündüz aydınlığı ile arınıp göğe yükselmek yahut gecenin karanlığı ile baştan çıkıp yerin dibine girmek…

Tercih senin, tercih bizim…

Takdir ise yalnız ve ancak Allah’ın!

 

***

 

Ne hoş, yüreğime ilham olunan devriâlem… Ne hoş, nefsimden uzak, nurunla raks eden kalbim… Ne hoş, “ben”den değil “Sen”den dileyen, diliyle ettiği duanın kabul edilmesini dört gözle bekleyen kalbim…

 

***

 

“Sûre-i Şems” hem bu dünyamızı hem öbür dünyamızı ziyâsıyla aydınlatsın.

 İlgili Yazılar: