Sevenlerinin Dilinden Efendimiz (sas) – Nâbi

Hac niyetiyle yola çıkan Resul aşığı şair Nâbî’nin Medine’ye yaklaştıkça heyecanı artmaktadır. Oysa onunla aynı kervandaki bir paşa ayaklarını uzatarak uyumaktadır. Bunu gören Nâbî irticalen söylediği bu naatle paşayı uyarır:


Sakın terk-i edepten…   

Sakın terk-i edepten, kûy-i Mahbûb-i Hudâ’dır bu; 
Nazargâh-ı ilâhîdir makam-ı Mustafâ’dır bu!.. 

Felekte mâh-ı nev Bâbu’s-selâm’ın sîne-çâkidir; 
Bunun kandîli, cevzâ matla-ı nûr-i ziyâdır bu! 

Habîb-i Kibriyâ’nın, hâbgâhıdır fazîlette; 
Tefevvuk kerde-i arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ’dır bu

Bu hâkin pertevinden oldu, deycûr-i adem zâil; 
Amâdan açtı mevcûdât, çeşmin tûtiyâdır bu

Müra’ât-i edeb şartiyle gir Nâbî bu dergâha; 
Mataf-ı kudsiyândır, bûsegâh-ı enbiyâdır bu! 

                                                             Nâbî


 Bu hikâyeyi edebiyatçı yazarlarımızdan Sevgili Semra KÜÇÜK GÜLER’in dilinden okuyabilirsiniz:

(Burası, Allah’ın Sevgilisi’nin beldesi, Hazret-i Peygamber’in Cenab-ı Hakk’ın nazar buyurduğu ve Hz. Peygamber’in makamının bulunduğu  yerdir. (Öyleyse) sakın saygıyı elden bırakma!

Gökteki ay, Selâm Kapısı’nın (Bâbu’s-selâm) yüreği yanık aşığıdır; (Öyle ki, göklerdeki) Cevza Yıldızı bile ışığını, onun kandilinin nurundan almaktadır.

Bu Allah’ın yüce Sevgilisi’nin mübarek İstirahatgâhı (Türbesi)’nın fazileti öyle yüksektir ki, Cenab-ı Hakk’ın izni ve rızasıyla arşına çıkartılmıştır.

İnsanlık karanlıktan, bu toprağın ışığı sayesinde kurtuldu. Çünkü o, mevcudatın gözlerine şifa veren bir sürmedir; o nur sayesinde görmeyen gözler bile açılır.

Nabi, (kimin huzuruna çıktığını bir düşün ve) bu dergâha; edep şartlarına eksiksiz riayet ederek gir! (Zira) burası meleklerin bile (çok büyük bir edep ve saygıyla) tavaf ettikleri ve Peygamberler’in (öpercesine) tecelli ettikleri bir yerdir.)