SUBHÂNE RABBİYE’L-A’LÂ

KUR’AN’DAN MÜLHEM YAZILAR-V

 

Ey Yüce Rabbim! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.”

 

Esmânın tecellîsi ile mesrûr olmak için, Yâ Allah!

namaz çocuk

Bizi yeni baştan inşa eden A’lâ ismini tesbih ederiz.

Kudrette, azamette, kuvvette ve verdiğin hükümlerde Yüce’sin, Ekmel’sin. Yüceliğin karşısında, haddimizi bilerek, sabitkadem olduk ululuğunu tesbih için… Allahuekber’le niyet ettik. Senin için, günün beş vakti Sana yönelmeye…

Biz sustuk, azalarımız susmadı.

Daima ve daima…

Durma’yı ve usanma’yı bilmeden…

Ve yeniden, bir daha yeniden ve daha bir yenilenerek…

Doğarken, ağlarken, her nefeste; uyurken, uyanıkken her nefiste…

Ve ölürken…

Subhanallah, subhanallah!

Yarattığın her şeyi eksikliklerden tenzih ederek, Sana râm olarak…

Rabbü’l-âlemîn, âlemlerin Rabbi!

Benim de nefsimin de sahibi, el-aman!

Ey güzelliğini güzellikler şeklinde ortaya çıkaran! Ey Musavvir, ey Bârî!

Kâinatın her cilvesi: Doğan güneş, açan çiçek, gökteki yıldız; mahmur gözlü ceylân, mahzun bakan bebek…

Kanadının her renginde âlemler gizleyen kelebek; dağlar, dereler, tepeler; yürekler, bedenler, eller, yüzler ve ağlayan gözler…

Her isimle, her cisimle sanatını bildiren, âlemlerin en Yücesi…

Seni ne kadar düşünürsem düşüneyim Sen ondan daha öte ve daha yücesin.

Ey isimlerini tecelli ettirmek için beni de nefsimi de sıkıntılara gark eden Rabbim!

Ey isimlerini tecelli ettirmek için ömrümün her anını esmâsıyla anlamlandıran…

Şâfi isminin tezahürü için, dert verip şifa veren…

Kendisiyle sanatkârı bilinen âlemde, Sen, isminle tecelli edip yine Sen’i bildiriyorsun.

Zihnimdeki Sen’le Seni biliyorum. Gönlümdeki Sen’le Sana yöneliyorum. Sen’i olduğun gibi bilmeyi nasip et.

Sen’i tesbih etmeyen tek bir varlık yokken Sen’i tesbih etmeyen bir ‘ben’ varsa, yarlığa onu Rabbim. İstiğfarımı yüceliğinle karşıla ve bağışla beni.

Ve Sen ki yaratıp da düzene koydun.

Ve Sen ki yarattığını en güzeliyle donattın.

Ve Sen ki kendi isim ve sıfatlarındaki mükemmelliği, yarattığına nakşettin. Eserinin mükemmelliği ancak Sen’in yüceliğinden ve kusursuzluğundandır.

Bize biçtiğin ölçüye uymayan bizleri, ölçünle yola getir. Bize, Sana ulaşma amacında kolaylık sağla. Kaderimizin, Sana varmakta bir yol olduğunu bildir.

Ve huzurunda iki büklümken, çizdiğin yoldan dönmüş yüzlerimizi Sana çevir. Utanan yüreklerimizi A’lâ isminle ve yüceliğinle dirilt. Dirilt ki unutmuşluğumuzun ıstırabıyla değil hatırlamanın süruruyla yeniden doğalım.

Sen ki çöllerden vahalar çıkardın, dünyayı meralarla donattın, gönüllerimizi de öyle donat. Yeşillikleri kapkara bir curufa çevirdiğin gibi bizim de ‘ben’ diyen nefislerimizin yüzünü kara çıkarma.

Sen Hasîb’sin. Yapıp ettiğimiz her şeyi en iyi Sen bilirsin. Kararmaya yüz tutmuş gönüllerimizi Latîf isminle lütuftandır. Alîm’sin. Bizden daha iyi, Sen bilirsin bizde olanı.

Gül yüzlüsünü ‘Oku!’ emriyle okutan, O’na bilmediklerini bildiren ve her şeyi yapmaya muktedir olan Rabbim!

Bilip hatırladıklarımız da unuttuklarımız da ancak Sen’in kudretinle gerçekleşir. Ve ancak Sen istersen, istediğin kadar unuturuz. Hatırlatmanın da unutturmanın da Kâdir isminde gizli olduğunu bildir bize.  Sen’in hatırlatmakta da unutturmakta da gizlediğin hikmeti idrak etmeyi nasip et.

Sen Habîr’sin, bizi de yapıp ettiklerimizden haberdar kıl. Bizi kolay olan yola ilet. Selâm isminle selâmete çıkar. Günahın açıklarından huzurun sahillerine eriştir.

Sevgililer Sevgilisi’nin verdiği öğütten nasipdâr olmayı sağla. Başı dik olmakla dik başlı olmayı ayırt etmeyi öğret. Celâl ismin tecelli etsin ki korkup da öğüt alabilelim. Gaflete düşersek ki düşürme Rabbim, Halîm isminle muamele et. Gafletimizle haddi aşarsak Gafûr isminle mağfiret et bize. Adaletin sonsuzken ve içimizi dışımızı yalnız Sen bilirken kâfirlerden kılma bizi.

Bedbaht etme! Bedbaht etme!

Bedbaht edip de, yaşadığımızın da öldüğümüzün de farkına varamayacağımız büyük ateşlere atma. Ateşlerde yanmış bedenlerimizi Muîd isminle tekrar tekrar yarat ve cennetine koy.

Azim ver, sebat ver, gayret ver. Namazı dosdoğru kılmayı nasip et.


Sen Kâdir’sin. Kudretinle bizi doğruya ulaştır. Nefis acziyetimizin yükünü sırtımıza yükleme. Dünya hayatından daha hayırlı olanı görmek için gözlerimizi aç. Geçiciyi kalıcıya tercih ettirme.

Öncekilere söylenmiş olana tıkalı kulaklarımızı, hakikatleri duymaya ve anlamaya muvaffak kıl. Yaratılış kitabını baştan sonuna okumayı, geçmişin pasını silmeyi, hayırlı ve kalıcı olana ulaşmayı nasip et.

Reşîd isminle ey Hak! Doğru yolu göster.

Bizi, peygamberlerin getirdiği ve tebliğ ettiği suhuflar vasıtasıyla doğru yola ilet, tıpkı İbrahim(as)’in ve Mûsâ(as)’nın yolu gibi.

Bütün işleri ezeli takdirine göre yönetip, dosdoğru bir düzen içinde sonuca ulaştıran Rabbim! Bizi de Aliy isminle yönet, dosdoğru bir yoldan hayırlı bir sonuca ulaştır. Çünkü her şey Sen’in hükmün ve emrin altındadır.

“Sûre-i A’lâ”yı anlamaya ve yaşamaya davet…

İlgili Yazılar: