Yükü Ağır Söz: “Kur’an”

KUR’AN’DAN MÜLHEM YAZILAR- VI

                                                                                                        

Ey müzzemmil! Kur'an minyatür

Ey örtüsüne bürünmüş yatan “Kalk!”

Örtünle korkuları saklama, cesaretini yüreklendir. Seni heyecandan tir tir titreten Cebrail, imansız gönülleri yerle bir edecek bir tebliğle geldi.

 

Seni incitmeden peygamberliği müjdeleyenin rehberliğinde kalk ve kıyama dur.

Ey örtüsüne bürünüp uykuya dalmış olan “Kalk ve gecenin bir kısmında Allah’a yönel!”

Sen ve ashâbın, gecenin bir vakti…

On iki ay, on altı ay, on sene…

Bilinmez ne kadar…

Gecenin bir vakti uyan!

Uykudan uyan, gafletten uyan…

Ve Rabbinin huzurunda kıyama dur.

Durabildiğin kadar…

 

Sana ve tüm insanlığa inmiş olanı tertîl üzre, tecvit üzre, tane tane, hakkını vere vere…

“Oku!” Âlemi oku, hayatı oku…

Şerbet misali kelâm, ağzını tatlandırsın; sindire sindire, kana kana, doya doya…

“İç!”

Kelimeler ruhunda kanatlansın, ruhunu kanatlandırsın. Geçmişine şerhâ şerhâ şahitlik etsin.

 

Sana gelen “Ağır Söz”e, Kur’an’a, kulak ver.

Taşıması gerçekten güç olan “Söz”ün ağırlığı malûm…

Yükünü hafifletmek için yüreğini kuvvetlendir. İmanını, bakışını muhkem kıl. Yüreğine bak ve yüreklendir kendini. Uykuna söz geçir ki uyanıklığın da Sen’in emrine girsin.

Söz güzel, öz güzel…

O’ndan gelenler de gelecekler de…

Cibrîl’in getirdiği de getireceği de…

 

Bu yük okuma değil, emrini yerine getirme yüküdür.

Bu ibadet geceye münasiptir. Gecenin yarısından az bir vakti hariç veya daha fazlası…

Kalk ve namaz kıl ve hoş bir güzellikte Kur’an oku!

Kur’an’la, namazına ruh kat.

Ruhuna sirayet etsin, ona renk versin, can(ın)a can katsın…

Ruhuna ruh bahşeden, onu inşa eden, doyuran bir okuyuşla gönül kuşunu uzak iklimlerden getirip ruhunda ebedi oturt.

Gecenin tesiri, damarlarında dolaşıp kalbini/mizi diriltmeli, dirliğini hissettirmeli…

Meşgaleden dûr, maişet derdinden dûr, Rabbine yakın…

Gecenin sükûnu ve sihri ile…

O’nunla başbaşa kalmanın lezzetiyle…

Her ses, her söz hakkıyla tam…

 

Sen’in her şeyi bilen Rabbin Doğu’nun da Batı’nın da Rabbidir. Her şeyin hâkimi ve tek sahibidir.

Gönülden sevilecek olan da O’dur, yalnız kendisine ibadet edilecek de…

Rab olmak da yüce olmak da yalnız O’na mahsustur.

Şeksiz, şüphesiz yalnız O’nu vekil tut. O’nun iradesi yönünde yürü, sırtını O’na daya. Emin ol, emin adımlar at. Çünkü Sana düşmanlık edenlerle baş etmeye muktedir olan yalnız O’dur.

Başkalarının sözleri karşısında sabret, onları terk et ve onlara mühlet ver.

Onlara bol nimet veren Rabbin, onların haklarından gelmeyi bilir. Rabbin, nimetinin kıymetini bilmeyenlerin ruhunu daraltır, lokmalarını boğazına dizer.

 

O gün…

Dehşet günü…

Dağların sivrilip un ufak olduğu gün…

Her yerin dümdüz olduğu gün…

O günün dehşeti dağı taşı kuma çevirirken (ey nefis); senin hükmün ne, sen nesin?

 

Hatırlayın!

Firavun’a geldiği gibi bize de, Hakk’ı tebliğ edecek peygamberler geldi.

Firavun, Rasûlüne isyan etti.

Ha Musa(as)’ya isyan etti, ha Rabbine isyan etti.

İsyan etti, mahvoldu.

 

Siz de unutmayın ki Peygamberimiz yapıp ettiklerimize, isyanlarımıza şahitlik edecektir. Böyle bir halde nasıl korunabiliriz?

 

Yeni doğmuş bebeleri ak saçlı ihtiyarlara çeviren o gün; işte bu denli dehşetli, bu kadar azap dolu…

Dağlar eriyecek, gökyüzü parçalanacak ve Allah hükmünü gerçekleştirecek.

Allah’tan kork ve O’na tabi ol, O’nun yoluna dâhil ol ve ihlâs üzre O’nun istediği gibi kul ol.

 

***

Ey Nebî! Sen ve ashâbın, Rabbinin emrinden çıkmamak için gecenin bir vaktinde secdeye vardınız. Aradaki perdeler kalktı, Yaradan’la yaratılan arasında sis kalmadı. Lâkin gece namazı, bedenlerinizi yordu. Taşımakta zorlanacağınız ağır bir hâl aldı.

Yüce Rab, sonsuz merhamet sahibidir. Neyi yapabileceğinizi, neyi yapamayacağınızı bilir ve görür. Bu yükün size ağır geldiğini gördü ve hükmünü kolaylaştırdı. Gece farz olanı, nafile kıldı.

“Kur’an’dan kolayınıza gelen kadarını okuyunuz.” Çünkü Rabbimiz hasta olanların da Allah’ın verdiği rızkı aramak için yola çıkanların da Allah yolunda savaşanların da var olduğunu bilir.

“O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun, namazınızı kılın, arınıp yücelmek için (zekâtınızı) verin.”

Bol bol hayır yapın. Yaptığınız hayır başkasını sevindirsin. Bu Allah’a borç vermek gibidir. Allah’a öyle bir niyetle borç verin ki O da, kendi adınıza yaptığınız bu hayrı kat be kat size çevirsin. Siz bir adım atın, O yekûnuyla size geri dönsün.

 

Ey Rabbimiz!

Ey eşsiz merhamet kaynağı! Sen’den merhamet dilemekteyiz.

Yüreğimiz Sen’inle, bedenimiz sana “bende”. Ne olur bizi gaflet “örtü”lerinden sıyır. İşlediğimiz günahları, mağfiretinle, bağışla. Bizi rahmetinden uzak tutma.

 

“Sûre-i Müzzemmil”deki gibi, hayrınla selâmete erdir.

İlgili Yazılar: