Siyer-i Nebi Dergisi 38. Sayı Çıktı

Editör’den

“Hep birlikte Allah’ın ipine, Kur’ân’asımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”(Âl-i İmrân 3/103.)

Bir ateş çukurunun tam kenarında, fitne ve fesadın hemen ortasındaydı Medine. Evs ve Hazrec kabileleri arasında var olan düşmanlık, kanlı savaşlara sebep olmuş, yüz yılı aşkın bir zamandır devam ediyordu. Şehir nüfusunun neredeyse yarısını oluşturan Yahudiler, Araplar arasındaki düşmanlığın devam etmesi için fitne kazanını karıştırmaktan büyük zevk alıyorlardı. Şimdi Mekkeli Müslümanlar da gelmiş, onların da geçim, barınma ve yerli halkla uyum sorunları başlamıştı.  Mekkeliler Müslümanların peşini bırakmıyor, muhacirlere kucak açan Medine’ye mektuplar yazıyor,  tehditler savuruyorlardı. Bir de münafıklar vardı ki onlar en tehlikeli olanlardı. İslam’a düşman kim varsa hepsiyle ortak olup vatanlarını satabilecek iğrenç karakterlerdi onlar. Dilleri Allah’ı zikrediyor, beyinleri şeytan için çalışıyordu.

Bugün Müslümanların yaşadığı bölgelerdeki bütün sorunlar o gün Medine’de, hicret yurdunda yaşanıyordu. Ateş çukurunun hemen kenarındaki şehri Allah azze ve celle Muhammed aleyhisselâm ile kurtardı.

Önce bir mescid,  hiçbir sınıf ayrımı yapılmaksızın herkesin kardeşçe bir arada olacağı, eğitim ve idarenin birlikte yürütüldüğü bir mescid yapıldı. Sonra daha önce birbirlerini hiç tanımayan insanlar, Mekkeliler ve Medineliler birer birer kardeş ilan edildi. Evs ve Hazrec’inkan davası bile unutulup gitti. Ardından bir pazar, insanların aldatılmadığı, kavga dövüşün olmadığı, ticaretin helalinden yapıldığı alternatif bir pazar kuruldu. Derken bir anayasa hazırlandı, Müslümanın, Yahudi’nin ve de putperestin birlikte ve özgürce yaşayabileceği bir devlet kuruldu Medine’de. Devletin sınırları belirlendi ve ilk nüfus sayımı yapıldı. Barış ve huzurun, sevgi ve kardeşliğin hakim olduğu yeni bir medeniyetin, İslam Medeniyetinin temelleri atıldı.

O yıl Medine’de mübarek bir düğün yaşandı. Hz. Ebû Bekir’in kızı Âişe radıyallahu anha Muhammed Mustafa aleyhisselâmın zevcesi, Peygamber evinin hanım efendisi oldu. O,  Allah’ın sevgilisinin sevgilisi, müminlerin annesi, Nübüvvet medresesinin önde gelen talebesi ve ümmetin büyük bir âlimiydi.

Dergimizin bu sayısında hem Efendimizin Hz. Âişe annemizle evliliğini, hem de hicretin birinci yılı faaliyetlerini işliyoruz. Yazılarıyla bizlere destek olan hocalarımıza ve kardeşlerimize şükranlarımızı arz ediyor, kıymetli okuyucularımızdan dua ve desteklerinin devamını bekliyoruz. Selam ve dua ile…

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

 

 

 

Yazar: