Siyer-i Nebi Dergisi 39. Sayı Çıktı

Editör

"Müminler ancak, Allah’a ve Peygamberine inanan, sonra şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir." (Hucurât 49/15)

Allah'a ve Rasûlüne iman eden ilk Müslümanlar zalimlerin baskı ve işkencelerine boyun eğmediler. Koca kayaların altında ezilirken, kızgın kumların üzerinde kırbaçlanırken, ateşler içinde kavrulurken dahi "Allah birdir" demekten vazgeçmediler.

Kâfirlerin yıllarca uyguladığı acımasız boykot günlerinde bîçare kaldılar, açlıktan ölen çocukları için gözyaşı döktüler ama yine de Allah Rasûlünü terk etmediler. Aç-susuz kalmaktan değil inançsız kalmaktan korktular ve imanlarına ölesiye sahip çıktılar.

Zulüm artık dayanılmaz bir noktaya geldiğinde evlerini, ocaklarını, yurtlarını kurban ettiler. Önce Habeşistan’a sonra Medine’ye muhacir oldular. Bütün sevdiklerinden, eşlerinden, dostlarından En Sevgili'nin rızası için ayrıldılar.

Akabe’de biat eden Medineliler, ölünceye kadar Rasûlün yanında olacaklarına ve O'nu koruyacaklarına dair söz verdiler, sözlerinin eri oldular. Daha düne kadar hiç görmedikleri muhacirlerle, yerlerini-yurtlarını ve hatta bir dilim ekmeklerini paylaştılar; kendileri muhtaç olsalar dahi din kardeşlerini kendilerine tercih ettiler.

Kafirlere gelince; onlar mazlumlara zulmetmekten bir an geri durmadılar. Yerlerinden yurtlarından, Beytullah'tan uzaklaştırdıkları insanları Medine'de de rahat bırakmadılar. Barış ve kardeşliğin hakim olduğu yeni bir medeniyetin kurulmasına engel olmak istediler. Tehditler, tuzaklar, fitne ve fesatlarla İslam Devletini ortadan kaldırmaya çalıştılar. Nihayet Cenâb-ı Hak müminlere zulme karşı savaşmalarını, kendilerini savunmalarını ve Allah yolunda cihad etmelerini emretti.

Allah Rasûlü Efendimiz Medine'yi düşman saldırılarından korumak, Mekke müşriklerinin faaliyetleri hakkında bilgi toplamak, Suriye ticaret yolunu kontrol altına almak ve Allahın dinini yüceltmek amacıyla askeri faaliyetler, gazveler ve seriyyeler düzenledi. Şimdi kafirlerin karşısında mücahit bir Peygamber ve kahraman sahabileri vardı.

***

Cihad Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürmek, kul ile Rabbi arasındaki tüm engelleri ortadan kaldırmaktır. Cihad müminin iyi bir kul olabilmek için nefsiyle savaşması, zalimin karşısında diliyle, eliyle, malıyla ve canıyla mücadele etmesidir. Yeri geldiğinde Nemrutların, Firavunların karşısına çıkıp Hakkın sesi olmak, yeri geldiğinde eline kılıcını alıp Allah için, îlâyı kelimetullah için sefere çıkmak, ölünceye kadar düşmanla göğüs göğüse savaşmaktır.

İman edenler, hayatlarını salih amellerle süsleyenler, Allahın yasakladıklarından hicret edenler Allahın dinini, Muhammed aleyhisselâm'ın barış ve sevgi dolu mesajını tüm yeryüzüne anlatmanın mücadelesini vermeli, kimyasal silahlarla katledilen masum çocukların, kan gölüne dönen mazlum toprakların özgürlüğü için, Allah için cihad etmelidir. Hayat, iman ve cihaddır.


Yazar: