Mutlu BİNİCİ

Mutlu BİNİCİ, aslen Erzincanlı olup 29.05.1974 tarihinde İstanbul’da doğdu.

1992 yılında Kadıköy İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi.

1997 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra aynı fakültede İslam Tarihi Bilim Dalı’nda“Ebû Süfyân b. Harb’ın Hayatı” adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı.

1998 yılında Kartal Mehmet Akif Ersoy Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenliğe başlayan yazar, hâlen Kadıköy Erkek Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde  çalışmaktadır.

Siyer-i Nebi Dergisi ve www.siyerinebi.com sitesinde editörlük yapmakta olan Mutlu BİNİCİ, Siyer-i Nebi Derneği’nin kurucularından olup birçok vakıf ve dernekte Siyer dersleri vermektedir. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanan yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.

 

Siyer-i Nebi Dersleri 40: Bedir Gazvesi - I

Nebiyy-i Muhterem Efendimiz Mekke hükümetinin saldırgan tavırlarına karşılık Medine'yi düşman saldırılarından korumak, müşriklerin faaliyetleri hakkında bilgi toplamak, Suriye ticaret yolunu kontrol altına almak ve Kureyş kervanlarını takip etmek amacıyla çeşitli askeri faaliyetler düzenledi.

Onlar Bilmiyorlar

Uhud Savaşı’nın en şiddetli zamanıydı. Okçular yerlerini terk etmiş, Müslümanlar darmadağın olmuş, binlerce düşmanın ortasında bir avuç arkadaşıyla bir peygamber yalnız kalmıştı. O Peygamber’in dişleri kırılmış; damağı, yanağı, alnı yaralanmıştı. O Peygamber bir yandan yüzündeki kanları siliyor, bir yandan dua ediyordu:...

Katiline Can Veren Şehid: "Âmir b. Füheyre"

585 yılında doğan Âmir, Teymoğulları kabilesinden Tufeyl b. Abdullah’ın kölesiydi. O, efendisinin sürüleri arasında ömrünü tüketmeye mahkûm edilen; bugününde hakkı, yarınında ümidi olmayan; ölümüyle yok olacak, adı sanı kalmayacak siyâhi bir köleydi.

Vay Başıma Gelenler!

Bir çığlık yükseldi göklere, “Vay başıma gelenler!” diye, dağlar taşlar Hamne’nin feryadına ortak oldular. İslam’ın sancaktarı, Medine’nin fatihi, Kureyş’in en yakışıklı en zarif delikanlısı, Hamne’nin kocası, Zeyneb’in babası şehid olmuş, Uhud’da toprağa düşmüştü.

En Güzel Örneğimiz Sevgili Peygamberimiz

Alemlerin Rabbi morali bozulup korkanlara, çalışmaktan kaçanlara, tembel tembel oturanlara, açlık ve susuzluğu bahane edenlere, hurma ağaçlarının altında uzanmış yatanlara karşılık, kıyamete kadar gelecek tüm inananlara elli sekiz yaşında üstü başı toz toprak içinde kalmış, elindeki balyozla kayaları parçalayan ve her parçaya bir müjde iliştiren, sevdiklerine ümit ve zafer heyecanı aşılayan Muhammed aleyhisselâmı örnek gösterdi

Bu Bayram, Bayram Olsun

Saadet günlerinde hiç bir şehidin emaneti, hiç bir yetim kimsesiz ve sahipsiz kalmadı. Efendimiz aleyhisselâm Zeyd’in, Mus’abın, Hamza’nın çocuklarına yetim kalmanın, yalnız olmanın acısını yaşatmadı. Medine sokaklarında hiç bir çocuk, çaresiz ve ümitsiz olmadı.

Dün Kureyş Yönetiminin Yaptığı Zulmü, Bugün Müslümanlar Yapıyor

Müslümanlar Mescidi Aksâ’yı işgal eden İsraille değil, Aksânın kurtuluşu için savaşan Hamas’la, eline hiç silah almayan ve askeri darbeye maruz kalan İhvanla savaşıyorlar. Bir masanın etrafında oturmayı bile beceremeyen insanlar, batının emriyle kardeşlerine karşı ittifak kuruyorlar.

Siyer-i Nebi Dersleri 39: Allah Yolunda Cihad

Allah yolunda cihad “Ey örtüsüne bürünen, kalk ve uyar”[1] emriyle başladı. Muhammed aleyhisselâm güvendiği, ümit beslediği kimseleri tek tek İslam’a davet ediyordu. Sonra bir sabah Safâ tepesinden seslendi tüm Mekke halkına: “Ey insanlar! Şu dağın ardında size saldırmak isteyen bir düşman ordusu var, desem bana inanır mısınız?” diye sordu

Siyer-i Nebi Dersleri 38: Müminlerin Annesi Hz. Âişe

Bir defasında Hz. Âişe validemiz sevgili Peygamberimize kendisini nasıl sevdiğini sordu. Efendimiz, "düğüm gibi" diyerek cevap verdi. Sonraki zamanlarda Hz. Âişe bu sevginin ne durumda olduğunu merak ettiğinde "düğüm ne durumda" diye sorar, Efendimizin cevabı hep aynı olurdu: "İlk günkü gibi."

Siyer-i Nebi Dersleri 36: Ezan-ı Muhammedî

Kalpler aynı dava için çarpar, sevinçler ve kederler bir olur, herkes aynı şeyi dert edinirse bunun adı kardeşlik olur. Derdi, davası bir olanların geceleri de aynı rüyalarla süslenir. Mekkeli Ömer'le Medineli Abdullah aynı gece aynı rüyayı görürse o şehir Medine, o asır asr-ı saadet olur.
RSS - Mutlu BİNİCİ beslemesine abone olun.