Efendimizden Hatıralar

En Güzel Örneğimiz Sevgili Peygamberimiz

Alemlerin Rabbi morali bozulup korkanlara, çalışmaktan kaçanlara, tembel tembel oturanlara, açlık ve susuzluğu bahane edenlere, hurma ağaçlarının altında uzanmış yatanlara karşılık, kıyamete kadar gelecek tüm inananlara elli sekiz yaşında üstü başı toz toprak içinde kalmış, elindeki balyozla kayaları parçalayan ve her parçaya bir müjde iliştiren, sevdiklerine ümit ve zafer heyecanı aşılayan Muhammed aleyhisselâmı örnek gösterdi

Hicret Yolunda Bir Durak: Ümmü Ma'bed'in Çadırı

Ümmü Ma`bed ve ailesinin İslamla şereflenmesine vesile olan koyunun bereketi Peygamber’in hayatıyla sınırlı kalmamıştır. Ailenin uzun yıllar bu koyunun sütünden yararlandığına dair rivayetler vardır.

Medine’nin En Güzel Günü

Resûl-i Ekrem, devesinin üzerinde şehrin sokaklarında ilerliyor, Medineli Müslümanların her biri O’nu misafir edebilmek için dil döküyor, âdeta yalvarıyordu. Sevgili Peygamberimiz ise onların hiçbirini kırmıyor, gülümseyerek şöyle buyuruyordu: “Devenin yolunu açınız, nerede duracağı ona bildirilmiştir.”

Hz. Peygamber'in Evindeki Yetimler

Hz. Peygamber Efendimiz, Ümmü Seleme'nin ve Ümmü Habibe’nin çocuklarını kendi çocukları gibi sever ve öylece himaye ederdi. Bu çocuklarla şakalaşır, kendilerini sever ve onlara babalarını aratmazdı. Bir keresinde Ümmü Seleme’nin kızı küçük Zeyneb’in yüzüne şaka ile biraz su serpmiş ve onu neşelendirmişti. Zeyneb, yaşlandığı zaman bile yüzünde gençliğin tazeliğini korur, bilenler de bunu yüzüne serpilen suya bağlarlardı.

Birazdan Nalınlara Kan Damlayacak

Hz. Peygamber ve Zeyd, yola çıkınca onlara karşı kışkırtılmış kişiler hakaret etmeye, bağırıp çağırmaya başladılar. Ardından taşlar atıldı. Şeytan taşlamaya yakışan taşlar, Mübarek Rasûl’e çarpıyor ve onu yaralıyordu.

Çürümüş Kemikleri Kim Diriltecek?

“İnsan kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Bir de bakıyorsun ki, apaçık bir düşman kesilmiş. Kendi yaradılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: ‘Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ diyor. De ki: ‘Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek.’ Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.

Taif Seferi

Tâif’in ileri gelenleri Hz. Peygamber’den (a.s.) şehirlerini hemen terk etmesini istediler. Sokak çocuklarını ve köleleri kışkırtarak onu (a.s.) ve yol arkadaşı Zeyd b. Hârise’yi taşlattılar. Resûlullah (a.s.) her adım atışında ayaklarına taş atarak ezip kanlar içinde bıraktılar.

Hicret, Dost ile Dost’a Yürümektir

“Dindar ve güzel ahlâklı bir arkadaşın durumu ile kötü arkadaşın durumu; misk taşıyanla, körük çeken adamın durumu gibidir. Miski taşıyan ya sana hediye eder, ya ondan satın alırsın veya onun güzel kokusundan istifade edersin. Körük çeken ise ya elbiseni yakar veya ondan üzerine pis bir koku siner.”

Neşeye Bürünmüşüz, Hüzün Kimin Umurunda!

Hüzün; bir yağmurun tıpırtısında kaybedilmişlerin ayak seslerini duymaktır. Ya daanlatamadığımız düşünceler, hissettiremediğimiz duygular sebebi ile yitip giden mutluluklardır. Gelecek adına endişeler, geçmiş adına pişmanlıklardır.

Taif’te Yaşananlar

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir yönden akrabaları olan Taiflilerden beklediğini bulamaması onu ziyadesiyle üzmüştü. Yine de umutsuz olmadı. Meleğin onları cezalandırma teklifini bile kabul etmedi. Gelecek kuşakların imanından umutluydu. Hâlini arz etti; ama yılmadı.
Subscribe to RSS - Efendimizden Hatıralar