Ficar Savaşları

Zulüm ve zorbalığın hüküm sürdüğü, insanların savaşacak kimse bulamadıklarında kardeşlerine saldırdığı günlerdi. Kan dökmek için fırsat kollayanlar, bazen bir deveyi bahane ederek yıllarca savaşırlardı.[1] Gece  uykuya dalan  insanlar, ticaret için yollara düşen kervanlar kanlı bir saldırıya maruz kalmanın endişesini yaşarlardı. Kan davalarının ardı arkası kesilmez, gücü kuvveti olanlar, mazlumlara rahat vermezdi. Yürekler kin ve nefretle dolmuş, sevgi ve şefkate yer kalmamıştı.  Cahiliye devriydi. Taşa ve tahtaya  tapanlardan merhamet beklenir miydi?

Senenin dört ayında (zilkade, zilhicce, muharrem, receb) tüm düşmanlıklar, mücadeleler bir kenara bırakılır, kan dökmek ve kötülük yapmak büyük günah kabul edilirdi. “Haram aylar” adı verilen bu kutsal dönemlerde insanlar babalarının katillerini bile görseler ona kılıç çekmezlerdi. Ticari seyahatler, akraba ziyaretleri bu günlerde yapılır, cahiliye devrinin meşhur panayırları bu tarihlerde kurulurdu. Ne var ki yüreği taş kesilmiş kimseler bu aylara dahi saygı göstermez,  kan dökmeye, savaşmaya devam ederlerdi. Haram aylarda yapılan bu savaşlara Ficar Savaşları denilirdi.[2]

Ficar Savaşlarından dördüncüsü Mekkelilerle Hevazinliler arasında olmuştu. Efendimiz aleyhisselamın gençlik yıllarında cereyan eden bu savaşa Haşimoğulları Zübeyr b. Abdülmuttalib komutasında katılmışlardı. Sevgili Peygamberimiz fiili olarak çarpışmamış sadece düşmanların attığı okları toplayarak amcalarına vermişti. Allah Celle, müşrikler arasında yapılan ve haram ayların kudsiyetinin çiğnendiği bu savaşlara aktif olarak katılmaktan Resûl-i Ekrem’i muhafaza buyurmuştu.[3]

 



[1] Hasan İbrahim Hasan, İslam Tarihi,I,73.

[2] Hüseyin Algül, Ficar,DİA,XIII,52.

[3] İbn Hişam, Sire,I,186; Süheyli, Ravzu’l-Unuf,II,229.

Yazar: 

Add new comment

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.