Siyer Yazıları 5: Mağara

O’nun en büyük sırdaşıyım ben. Kimsenin görmediklerini, gördüm. Herkesin dinleyince hayran kaldıklarını, ilk ben duydum.

Tüm kainatın bildiğini ben de biliyordum. Son nebî idi. Ancak bu kendisine henüz bildirilmemişti. İslam müjdesinin gelmesine beş yıl vardı. Muhammed 35 yaşındaydı. Mekkelilerin sapkınlığından rahatsız oldukça bana sığınıyordu. Bir şeylerin yanlış olduğunu biliyordu, putlara inanmıyordu, toplumdaki adaletsizlik ve ahlaksızlık O’nu çok üzüyordu ama doğrusunun adını koyamıyordu. İşte böyle zamanlarda hep bana geldi. Kendiyle baş başa kaldı, halkın kötü gidişatı için çözüm bulmaya çalıştı ve yaratıcısını düşündü.

O gün yine geldi. Rabbini zikretti. Sonra Mekkelilerin batıl inanışlarını düşünüp gidişata üzüldü. Derken bir nur doldu içeri. Öyle bir nur ki; 14 asır geçti, o günün aydınlığını yayan bir ışık icat edilmedi.

“Ne ola ki?” diye baktık ikimiz de. Bir yabancı. Daha önce hiç görmediğimiz biri. Haşmetli, heybetli! Duvarlarım heyecandan bir kez daha taş kesildi sanki. “Galiba vahiy meleği bu.” dedim. Demek vakit tamamdı artık.

Efendimiz de hayret içinde izledi. 40 yaşına kadar zaman zaman sığındığı bu Hira’da, karanlık ve sessizlikten başka bir şeyle ilk defa karşılaşıyordu.

Cebrail yaklaştı. “İkra!” dedi. Yani “Oku!”

Hayreti daha da arttı. Neyi okusun? Ne yazı var, ne ferman! Dahası nasıl okusun! Ümmî idi Efendimiz, okuma-yazma bilmez.

“Ben okuma bilmem” dedi gözümüzün nuru.

Tekrar “İkra!” dedi Cebrail ve tekrar…

Ne ile karşı karşıya olduğunu anlamayan Efendimiz, her defasında aynı cevabı verdi: “Ben okuma bilmem!” Ta ki vahiy meleği kollarını sıkıp, O’nu sarsana kadar…

Bir anda okumaya başladı Allah Rasulü:

“Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!

O, insanı bir kan pıhtısından yarattı.

Oku, rabbin en büyük kerem sahibidir.

O, insana kalemle yazmayı öğretti.

O, insana bilmediğini öğretti.”

Ve bu son cümlelerle birlikte Cebrail de yok oldu. Ben duyduklarım ve gördüklerimden mest olmuş şükrederken, Efendimiz olayın şaşkınlığı ile koşarak çıktı. 23 yıl sürecek olan tebliğ hayatı böylece başladı. Ve bu başlangıcın tek şahidi bendim.

İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. Ona tavsiyede bulunmak bir taş yığının haddi değildir. Ama herhangi bir mağara değil, ilk vahyin tek şahidi olan bir mağara olarak dinlersen beni, son bir sözüm olacak.

Ne mutlu sana ki ilk emri hakkıyla yerine getiriyor, okuyorsun. Belki öğrencisin, belki ev hanımı, belki emekli, belki çalışan. Bu satırları okuduğun gibi, gazete okuyorsun, dergi okuyorsun, roman okuyorsun, Kur’an okuyorsun belki.

Ama bu yetmiyor. Okuma yazma bilmeyen bir peygambere okumayı emreden bu din, senden daha fazlasını bekliyor; ruhu okumanı, kalbi okumanı ve kainatı…

Add new comment

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.