Ashâbın Dilinden Peygamberimiz

1. Aydan Daha Güzel

Câbir ibni Semüre radıyallahu anh şöyle dedi:

"Mehtaplı bir gecede Resûl-i Ekrem Efendimizi kırmızı renkli bir elbi­se içinde gördüm. Hangisinin daha güzel olduğunu anlamak için bir onun yüzüne bir de Ay'a baktım. Yemin ederim ki, bence onun mübarek yüzü Ay'dan daha güzeldi."

(Tirmizî, Edeb 47; Dârimî, Mukaddime 10.) 

.

2. Ondan Daha Güzelini Görmedim

Berâ Âzib radıyallahu anh anlatıyor:

"Fahr-i Cihan Efendimiz'in mübarek saçı ne çok dalgalı ne de tama­men düzdü. Orta boyluydu. Göğsü ile iki omzunun arası genişçeydi. Gür saçları başından kulak memesine kadar inerdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi kırmızı renkli bir elbise içinde görmüştüm; ben hayatımda ondan daha güzel bir varlık görmedim." 

(Buhârî, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil 91.)

.

3. Bu Yüzün Sahibi Yalancı Olamaz

Abdullah b. Selâm radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Medine'yi şereflendirdiği gün, insanlar 'Resûlullah geldi! Resûlullah geldi!" diye ona doğru koşarak gidiyordu. Onu görmek için ben de halkın arasına katıldım. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yüzünü görür görmez, o yüzün sahibinin ya­lan söylemeyeceğini anladım."

(Buhârî, Meğâzî 79; Müslim, Tevbe 53.)

.

4. Abdullah b. Ömer anlatıyor: 

"Ben hayatımda Rasûlullah kadar cesur, onun kadar cömert, onun kadar yiğit, onun kadar aydınlık yüzlü ve güzel birini görmedim." 

(Dârimî, Mukaddime 10.)

.

5. Doğan Güneş 

Rubeyyi binti Muavviz radıyallahu anha, Ammâr b. Yâsir'in torunu Ubeyde'ye, Efendimizi şöyle anlatıyor:

"Sen onu bir görseydin, doğan güneşi görmüş gibi olurdun!"

(Dârimî, Mukaddime 10, n. 61. )

.

6. Onu Gören Bir Ben Kaldım

Tabiîn muhaddislerinden Ebû Mes'ûd Saîd ibni İyâs el-Cüreyrî şöyle dedi:

Ashâb-ı kiramdan Ebü't-Tufeyl Âmir ibni Vasile el-Leysî radıyallahu anh bir gün: "Şu yeryüzünde, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi bizzat gören insanlardan sadece ben kaldım." dedi. Bunun üzerine ben de ona: "Öyleyse Peygamber Efendimiz i gördüğün gibi bana da anlat, de­dim. O da:

"Allah'ın Elçisi beyaz tenliydi. Mübarek bedeni eşsiz bir güzelliğe sa­hipti. Ne uzun ne kısa ne zayıf ne de fazla kiloluydu." dedi."

(Müslim, Fezâil 98-99; Ebû Dâvûd , Edeb 30.)

.

7. Enes b. Mâlik radıyallahu anh anlatıyor:

"Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek saçları kulaklarının yarısına kadar uzanırdı." 

(Müslim, Fezâil 96.)

.

8. Nübüvvet Mührü‏

Câbir ibni Semüre radıyallahu anh anlatıyor:
"Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin iki küreği arasındaki peygamberlik mührünü gördüm. Bu mühür güvercin yumurtası büyüklü­ğünde ve kırmızımsı bir ben idi."
(Tirmizî, Menâkıb 11.)
.

9. Her İşe Sağdan Başlardı

Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem her işe sağdan başlamayı severdi. Abdest ve boy abdesti aldığında sağ eliyle, saçını ve sakalını taradığında sağ tarafından, ayakkabısını giymeye de sağ ayağıyla başlardı."

(Buhârî, Vudû 31; Müslim, Tahâret 66.)

.

10. Yine Hz. Âişe anlatıyor:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı." 

(Ebû Dâvûd. Tahâret 18, nr. 33.)

.

11. Saçları Ağarmamıştı‏

Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in başında yirmiye yakın ağar­mış saç teli vardı."

(İbn Mâce, Libâs 35.)

.

12. Tabiîn âlimlerinden Katâde bin Diâme es-Sedûsî şöyle dedi:

"Enes ibni Mâlik radıyallahu anh'a: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem saçlarını kına ile boyadı mı? diye sormuştum. Bana şu cevabı verdi: 

'Resûl-i Ekrem Efendimiz'in mübarek saçları boyayacak kadar ağarmamıştı. Sadece sakal başlarındaki birkaç tel saçına ak düşmüştü. Ebû Bekir radıyallahu anh ise saç ve sakalı ağardığında onları kına ve ketem ile boyardı.'

(Buhârî, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil 14.)

.

13. Ellerini Yüzüne Sürerdi‏

Hz. Ömer'in anlatıyor:

"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ellerini açarak duâ ettiği zaman, mutlaka ellerini yüzüne sürerdi."

(Hâkim, Müstedrek, I, 719.)

.

14. Beni Hûd Suresi İhtiyarlattı‏

Ashâb-ı kiramdan Ebû Cühayfe radıyallahu anh anlatıyor: 

"Sahâbîler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e:

'Yâ Resûlallah! Yaşlandığını görüyoruz' dediler. Allah'ın Elçisi onlara şöyle buyurdu:

'Beni Hûd sûresi ile benzeri sûreler ihtiyarlattı. "

(Ebû Yalâ, Müsned, II, 184.)

.

15. Abdullah ibni Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: 

Hz. Ebû Bekir Resûlullah Efendimize hitaben:

"Yâ Resûlallah! Sende yaşlanma alâmetleri görünüyor, sakalın da ağarmış!" dedi.

Allah'ın Elçisi de ona şöyle buyurdu:

"Beni Hûd,  Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn (Nebe ) ve İze'ş-şemsü küvviret (Tekvîr) sûreleri kocalttı ve saçlarımı ağarttı.

.

16. Yeni Bir Elbise Giydiğinde

Ebû Said radıyallahu anh anlatıyor:

“Rasûlullah (s.a.s)  yeni bir elbise giydiğinde ‘bu sarığı, bu gömleği, bu hırkayı’ diye giysinin adını belirterek şöyle dua ederdi:

‘Allah’ım! Bana bu sarığı, (bu gömleği, bu hırkayı) giydirdiğin için Sana hamdolsun.  Senden bunu ve bunun örttüğü uzuvlarımı hayırlı kılmanı niyaz ederim. Bu elbisenin ve bunu taşıyan uzuvlarımı şerrinden de Sana sığınırım.’”

(Ebû Dâvud, Libas 1; Tirmizi, Libas 29.)

.

17. Sade Yaşamak İmandandır

Bir gün sahabe-i Güzin efendilerimiz Peygamber Efendimizin yanında dünyadan bahsettiler. Efendimiz de onlara şunu söyledi:

‘’Siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz? Sade yaşamak imandandır; evet sade yaşamak imandandır.’’

(Ebû Dâvud, Tereccül 1.)

.

18. Beyaz Elbise Giyiniz

Abdullah İbn Abbas radıyallahu anhümadan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

‘’Size beyaz elbise giymenizi tavsiye ederim. Hayatta olanlarınız beyaz elbise giysin. Vefat edenlerinizi de beyaz kefene sarınız; zira beyaz elbise giysilerinizin en hayırlısıdır.’’

(Ebû Dâvud, Tıb 14; Tirmizi, Cenâiz 18.)

.

19. Üç Gün Karnı Doymadı

Hz. Âişe radıyallahu anha anlatıyor:

‘’Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Medine’yi şereflendirdiği günden vefat ettiği ana kadar, onun ailesi üç gün arka arkaya buğday ekmeğiyle karınlarını doyurmadı.’’

(Buhârî, Et’ime 23; Müslim, Zühd 20.)

.

20. Sofra Adabı

Allah’ın Rasulü vefat ettiği zaman henüz 9 yaşında olan üvey oğlu Ömer ibni Ebî Seleme’ ye, o daha küçük bir çocukken nasıl yemek yiyeceğini şöyle öğretmiştir:

‘’Oğulcuğum! Sofraya yanaş, besmele çek, sağ elinle ye, daima önünden ye!’’

(Ebû Dâvud, Et’ime 19; Buhârî, Et’ime 2; Müslim, Eşribe 108.)

.

21. Peygamberimizin Mührü

Enes ibni Mâlik radıyallahu anh anlatıyor:

‘‘Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yabancı hükümdarları İslam’a davet etmek üzere onlara mektup göndermek istediği zaman, sahabilerden biri Peygamber aleyhisselama yabancı hükümdarların mühürsüz mektuplara itimat etmediklerini söyledi. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi bir yüzük mühür yaptırdı.’’

Enes ibni Mâlik sözlerine şöyle devam etti:

‘‘O yüzük mührün Rasûlullah Efendimizin mübarek parmağında nasıl parladığı hala gözümün önündedir.’’

Enes ibni Mâlik anlatıyor:

‘‘Rasûlullah sallalahu aleyhi ve sellem yüzük mühründe (üç satır halinde ) Muhammed Rasûlullah yazılıydı. Birinci satıra Muhammed, ikinci satıra Rasûl, üçüncü satıra da Allah kelimesi kazınmıştı.’’

(Buhârî, Libas 50; Müslim, Libas 56.)

.

22. Peygamberimizin Yüzüğü

Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor:   Rasûl-i Ekrem (s.a.s) yüzüğü sağ eline takardı.

(Ebû Davûd, Hatem 5.)

 

23. Abdullah ibni Ömer radıyallahu anh anlatıyor: 

Rasûlullah  sallallahu aleyhi ve sellem bir altın yüzük yaptırdı ve sağ eline taktı. Bunu gören sahabiler de aynı şekilde birer altın yüzük edindiler. Onların bu halini gören Fahr-i Âlem sallallahu aleyhi ve sellem, parmağındaki bu yüzüğü çıkarıp attı ve: “Bundan sonra hiçbir zaman altın yüzük takmayacağım” buyurdu. Bunun üzerine sahabiler de parmaklarındaki yüzükleri çıkarıp attı.

(Buhâri, Libâs 45, 50, 53; Müslim Libâs 53.)

 

24. Ashâb-ı kirâmdan  Berâ bin Âzib radıyallahu anh, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kendilerine yedi şeyi yapmayı emrettiğini, buna karşılık yedi şeyi yasakladığını  söylediği hadis-i şerifte  yasaklanan şeylerin başında altın yüzüğü saymaktadır.

(Buhâri, Cenâiz 2.)

 

25. Hz. Peygamber’in Zırhı

Ashab-ı kiramdan Zübeyr ibni Avvam  radıyallahu anh anlatıyor:

Uhud Savaşı’ nın yapıldığı gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerinde iki zırh vardı. Bir kayanın üzerine çıkmak istedi, fakat üstündeki bu zırhla çıkamadı. Bunun üzerine Talha bin Ubeydullah radıyallahu anh’ın sırtına basarak kayaya çıkabildi. İşte o zaman Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu duydum: “Talha cenneti hak etti.”

(Tirmizi Cihâd 17;  Ahmed ibni Hanbel, Müsned, 1, 165.)

 

26. Ondan Daha Güzelini Görmedim

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

Ben, Rasullah sallallahu aleyhi ve sellem’den daha güzel bir varlık görmedim. Sanki güneş, onun mübarek yüzünde akıp giderdi. Ondan daha süratli yürüyen birini de görmedim. Sanki yeryüzü onun önünde dürülürdü. O gayet rahat bir şekilde yürüyüp giderken biz ona ayak uydurmakta zorlanırdık.

(Tirmizî, Menâkıb 12;  Ahmed İbni Hanbel, Müsned, 2, 350.)

 

27. Ben Kral Değilim!

Bir defasında Peygamber Efendimizin huzurunda bulunan bir kimse korkuya kapılmıştı. Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurmuştu:

 ‘’Rahat ol! Ben kral değilim! Ben, Kureyş’ten kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum.’’   

(İbni Mâce, Et’ime 30; Hâkim, el-Müstedrek, 3, 50.)

 

28. “Allah’ın rızası ana babayı hoşnut ederek kazanılır; Allah’ın gazabı da ana babayı öfkelendirerek celbedilir. Elbette dede ve nine de ana baba durumundadır. Onların da ana baba gibi gözetilmesi ve sayılması gerekir.”

 (Tirmizî, Birr 3.)

 

29. Ebu Cühayfe radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Ben kesinlikle bir yere dayanarak yemek yemem."

(Buharî, Et’ ime 13; Ebû Dâvud , Et’ ime 16.)

 

30. "Şu Uhud Dağı kadar altınımın olması beni sevindirmez. Borç ödemek için ayırdığım dışında yanımda bir dinar bile bulundurarak üç gün geçirmeyi istemem. Elimdekileri Allah’ın kullarına şöyle şöyle dağıtmak isterim."

(Buhârî, İstikraz 3; Müslim, Zekât 32.)

 

31. En Tehlikeli Kap

"İnsan, midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacak birkaç lokma yeter. Şayet çok yemek gerekirse, midenin üçte biri yemeğe, üçte biri içeceğe, üçte biri de nefes alıp vermeye ayrılmalıdır."

 (Tirmizî, Zühd 47; İbni Mâce, Et’ime 50.)

 

32. "Rasûlullah Efendimizin vefatına kadar, sofrasından bir ekmek kırıntısı bile artmamıştır."

(İbn Sa’d, et-Tabakât, 1, 401; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, 358.)

 

33. Abdullah İbni Abbas radıyallahu anh anlatıyor;

"Rasûllullah (s.a.s) ile ailesinin, arka arkaya birkaç gece, akşam yemeği yemeden aç yattıkları olurdu. Onlar çoğunlukla arpa ekmeği yerlerdi."

(Tirmizî, Zühd 38; İbni Mâce, Et’ime 49.)

.

34. Sirke Ne Güzel Katıktır

Hz. Câbir’in babası Abdullah İbni Amr İbni Haram, Uhud Gazvesi’nde şehid düşmüştü. Câbir de yedi veya dokuz kız kardeşini geçindirmek zorunda kalmıştı. Bu sebeple Fahr-i Âlem Efendimiz onu hem sever hem de her fırsatta kendisine yardım ederdi. Bir gün Allah’ın Sevgili Elçisi, Câbir’in evine uğradı, onu dışarı çağırdı sonra da elinden tutarak hanımlarından birinin evine gitti ve yiyecek bir şey istedi. Hizmetçi önlerine hurma yapraklarından yapılmış bir sofra örtüsü serdi. Sonra üç parça ekmek getirdi. Efendimiz ekmeğin birini kendi önüne, diğerini Câbir ‘in önüne koydu. Üçüncüsünü de aralarında taksim etti. Ardından da:

“Ekmekle yiyeceğimiz bir katık yok mu?” diye sordu. Evde sadece biraz sirke olduğunu söylediler. O zaman Efendimiz aleyhisselâm:

“Getirin onu, sirke ne güzel katıktır!” buyurdu.

Câbir ibni Abdullah hazretleri bu olayı anlattıktan sonra şöyle demiştir:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Sirke ne güzel katıktır” buyurduğunu duyduğum günden beri sirkeyi severim.

(Müslim Eşribe 166.)

 .

35. Ben Kral Değilim

Bir gün Fahr-i Âlem Efendimiz’in huzuruna bir adam geldi, onun heybetinden ve kendisine duyduğu derin saygıdan dolayı korkup titremeye başladı. Sevgili Efendimiz bu zatın korkusunu şu sözlerle yatıştırdı:

“Rahat ol! Çünkü ben kral değilim! Ben Kureyş’ten kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum.”

(İbni Mâce, Etime 30.)

.

36. Peygamber Ailesi Ne Sıkıntılar Çekti

 Numan İbni Beşir radıyallahu anhüma anlatıyor:

“Sizler dilediğiniz kadar yiyip içmiyor musunuz? Ben Peygamberiniz sallallahu aleyhi ve sellem’in karnını doyuracak bir kuru hurma bile bulamadığı zamanları gördüm.”

(Müslim Zühd 34.)

.

37. Hz. Âişe yeğeni Urve bin Zübeyr’e şöyle anlatır:

“Sevgili yeğenim! Allah’a yemin ederim ki, biz bir hilali sonra diğerini, daha sonra bir başka hilali (yani iki ayda üç hilali) görürdük de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in evlerinde yemek pişirmek için ateş yakılmazdı.” Bunu duyunca Urve dedi ki:

“Peki teyzeciğim! O halde ne ile geçinirdiniz?” diye sordum. Teyzem şu cevabı verdi:

“Hurma ve su ile. Ancak şu var ki, Fahr-i Kainat Efendimiz’in sağmal hayvanları bulunan Medineli komşuları vardı. Onlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e süt gönderir, o da bu sütü bize verirdi.

(Buhârî, Hibe 1.)

.

38. Kabak yemeğini Çok Severdi

Enes ibni Malik radıyallahu anh anlatıyor:

“Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kabak yemeğini pek severdi. Bir gün ona içinde kabak da bulunan bir yemek ikram edilmiş veya bir yemeğe davet edilmişti. Onun kabağı sevdiğini bildiğim için tabaktaki kabakları seçip onun önüne koydum.”

(Ahmed İbni Hanbel, Müsned 3.)

.

39.  Yemeğimizi Çoğatıyoruz

Ashab-ı Kiram’dan Câbir İbni Târık el-Ahmesi radıyallahu anh anlatıyor:

Bir gün Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’i evinde ziyarete gittiğim sırada önündeki kabağı ince ince doğradığını gördüm. Bunun üzerine:

“Ya Rasûlallah! Kabağı niçin böyle ince ince doğruyorsunuz?” diye sordum. O da:

“Kabağı böyle doğramak suretiyle yemeğimizi çoğaltıyoruz.” buyurdu.

(Tirmizî Etime 42; İbni Mâce Etime 26.)

.

40. Eşim Muhammed, babam Harun, Amcam da Musa'dır

Safiyye validemiz çok ibadet eden, cömert ve yumuşak huylu bir hanımdı. Bir gün Hz. Aişe ile Hz. Hafsa onun Yahudi asıllı olmasından söz ederek:

“Biz Rasûl-i Ekrem ile aynı soydan geliyoruz “ diye küçümsediler. O da buna üzüldü ve üzüntüsünü Peygamberler Sultanına anlattı. Allah’ın elçisi onu şöyle teselli etti:

“Sen de onlara benden nasıl üstün olabilirsiniz? Benim eşim Muhammed, babam Harun, Amcam da Musa’dır deseydin ya!”

(Tirmizî, Menâkıb 63.) 

.

41.  Her Hastalığın Bir Devası Vardır

“Cenâb-ı Hak derdi yarattığı gibi onun dermanını da mutlaka yaratmıştır. Her hastalığa bir deva vermiştir. İşte bu sebeple tedavi olunuz; ancak haramla tedavi olmayınız.”

(Ebû Dâvud,Tıb 11.)

.

42. Yemekten Önce ve Sonra Ellerimizi Yıkamalıyız

Selmân-ı Fârisî radıyallahu anh şöyle dedi:                     

“Tevrat’ta, yemekten sonra elleri yıkamanın yemeğin bereketlenmesine sebep olduğunu okumuştum. Bu bilgiyi,Tevrat’ta okuduğumu da belirterek Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e arzetim. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi şöyle buyurdu:   ‘Yemeğin bereketli olmasının sebebi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır.’ 

(Ebû Dâvud Et’ime 11.)

.

43. “Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatıp uyuyan kimse, şayet geceleyin başına bir kötülük gelirse, suçu başkasında değil,  kendinde arasın”

Ebû Dâvud, Et’ime 53; Tirmizi Et’ime.

.

44. Besmeleyi Unutunca

Hz.Aişe radıyallahu anha’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Biriniz yemeğe başlayıp besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda “Bismillahi evvelehu ve ahirahu” yani ‘Baştan sona bismillah’ desin.    

Ebû Dâvud, Et’ime 15; Tirmizî, Et’ime 47.

.

45. Şeytan Sol Eliyle Yer

“Biriniz yemel yediğinde sağ eliyle yesin. Su içtiğinde sağ eliyle içsin; çünkü şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer”

Buhari, Et’ime 2 ,3 Müslim Eşribe 108.

.

46. Allah’a Hamdolsun

Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yemeğini yiyip bitirince şöyle dua ederdi:

‘Bizi yediren, içiren ve bizi İslâm ile şereflendiren Allah’a hamdolsun.”

(Ebû  Dâvûd , Et’ime 52; Tirmizî, Davaat 56.)

.

47. Melekler Size Dua Etsin

Allah’ın elçisi yine bir gün Sa'd ibni Ubade’nin evine gitmişti. Sa'd misafirine evde bulunan bir parça ekmek ile zeytin ikram etmişti. Rasûl-i Kibriyâ da onun ikramını kabul ettikten sonra kendilerine şöyle dua etmişti: “Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğnizi iyi kimseler yesin, melekler size dua etsin.”

(Müslim Eşribe 146 Ebu Davud Eşribe 20.)

.

48. Sayısız Hamd ile Hamd Ederiz

Ebû Umâme radıyallahu anhdan rivayet edildiğine gör yemek yeyip sofra kaldırıldığı zaman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Cenab-ı Hakk’a şöyle hamd u senalar ederdi:

“Ey Rabbimiz! Sana tertemiz duygularla, eksilmeyip artan ve huzurundan geri çevirmeyip kabul edilen sayısız hamd ile hamd ederiz.”

(Buhârî, Et’ime 54;  Ebû Dâvûd Et’ime 5.)

.

49. Besmelesiz Yemek

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem altı sahâbîsi ile yemek yiyordu. Bu sırada bir bedevi geldi, sofraya oturdu; besmele çekmediği için sofradaki yemeği iki lokmada bitirdi. Bunun üzerine Allah’ın elçisi şöyle buyurdu: ‘Eğer şu bedevi, yemeğe besmele çekerek başlasaydı, bu yemek hepinize yeterdi.’ 

(Tirmizî, Et’ime 47.)

.

50. Allah'a Ham Etmek

Enes ibni Mâlik radıyallahu anhdan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah Teala, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden, bir şey içtikten sonra hamdetmesinden hoşnut olur.”

(Müslim, Zikir 89; Tirmizi, Et’ime 18.)

.

51. Rasûlullah'ın Su İçtiği Bardak

Enes ibni Mâlik’in talebesi Sabit el-Bünanî şöyle dedi: Enes ibni Mâlik radıyallahu anh bize ağaçtan yapılmış, kenarı demir bir halka ile çevrilmiş bir bardak çıkarıp gösterdi ve bana şöyle dedi:

"Ey Sabit! İşte bu gördüğün bardak, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin su içtiği bardaktır."

(Buhari, Eşribe 30.)

.

52. Enes bin Malik anlatıyor: Annem Ümmü Süleym’in bir ağaç su bardağı vardı. Annem, onunla Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme hem su hem bal şerbeti, hem süt hem de şıra (nebiz) sunduğunu söyledi.

(Nesâi, Eşribe 58.)

.

53. Salatalığı Taze Hurmayla Birlikte Yerdi

Abdullah ibni Ca’fer anlatıyor: Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem salatalığı taze hurmayla beraber yerdi.

(Buhâri, Et’ime 39; Müslim, Eşribe 147.)

.

54. Karpuzu Taze Hurmayla Birlikte Yerdi

Aişe radıyallahu anha anlatıyor:

“Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem karpuzu taze hurmayla birlikte yerdi”

(Tirmizi, Et’ime 36.)

.

55. Tereyağını Çok Severdi 

Hz. Aişe’den öğrendiğimiz bu bilgiyi ashâb-ı kiramdan Büsr el-Mazi’nin iki oğlu Atıyye ve Abdullah da şöyle teyit etmektedir:

Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem evimizi şereflendirmişti. Biz de altına bir yaygı serdik, üzerine oturdu. O sırada Efendimiz’e vahy geldi. Daha sonra kendisine tereyağı ile kuru hurma ikram  ettik. Allah’ın Resulu terayağını severdi.

(İbn Mace, Et’ime 43.) 

.

56. Allahım! Şehrimizi Bereketlendir

Ebû Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: Ashâb-ı kiramın bir adeti vardı: Bir meyvenin turfandası çıkınca, onu alıp Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme getirirlerdi. Allah’ın Rasûlü o meyveyi eline alıp şöyle dua ederdi:

"Allahım! Meyvelerimizi bereketlendir, şehrimizi bereketlendir, ölçeklerimizi (sa'ımızı ve müddümüzü) bereketlendir. Allahım! İbrahim senin kulun, dostun ve peygamberin idi. Ben de senin kulun ve peygamberinim. İbrahim sana Mekke için dua etmiştti, ben de sana onun Mekke için ettiği dua gibi, hatta o duanın bir misli fazlasıyla Medine için dua ediyorum."

Ebû  Hureyre radıyallahu anh sözüne devamla şöyle dedi:

“Daha sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem o sırada etrafta gördüğü çocukların en küçüğünü yanına çağırır ve o turfanda meyveyi ona verirdi.”

(Müslim, Hac 473, Tirmizi Deavât 54.)

.

57. Salatalığı Çok Severdi

Muavviz ibni Afra beni bir tabak taze hurmayla Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme gönderdi. Tabakta çiçekleri bile dökülmemiş birkaç salatalık vardı. Fahr-i Âlem Efendimiz salatalığı severdi. Gönderilen tabağı Peygamber aleyhisselama verdim. Allah’ın Rasûlü bana Bahreyn’den gönderilmiş olan zinet eşyasından bir avuç dolusu verdi.

(Müslim, Sıyam 136, 137.)

.

58. Rubeyyi, Asr-ı Saadet’te çocukları oruca nasıl alıştırdıklarını da anlatmıştır. Çocukların karınları acıkıp ağlamaya başladıklarında onları Mescid-i Nebevi’ye götürdüklerini, orada kendilerini yünden yaptıkları oyuncaklarla oynatıp iftar vaktine kadar oyaladıklarını söylemiştir.

(Müslim, Sıyam 136, 137.)

.

59. En Yüce Sevgi 

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Allah’ım! Senin sevgini, bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl!"

(Tirmizî, Deavât 73.)

.

60. Sütün Değeri

"Allah Teâla kime süt içmeyi nasip etmişse, onu içmeden önce şöyle dua etsin. 'Allah’ım bu içeceği bize mübarek kıl ve bize ondan daha fazlasını ihsan eyle!' Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem daha sonra sütün değerine işaretle şöyle buyurdu:

“Sütten başka hiçbir şey, hem yiyecek hem de içecek yerine geçmez; çünkü süt hem doyurur hemde susuzluğu giderir.

(Ebû Dâvûd, Eşribe 21.) 

.

61. Enes ibni Malik radıyallahuanhdan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:

Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir bardaktan su içtiği zaman, suyu bir nefeste değil, üç defada, aralarında nefes alarak içer ve şöyle buyururdu:

“Suyu üç defada dinlene dinlene içmek hem hazmı kolaylaştırıp mideye faydalı olur hem de harareti çabuk keser.”

(Müslim, Eşribe 123; Ebu Davud, Eşribe19 ; Tirmizi, Eşribe 13.)

.

62. Enes bin Malik anlatıyor:

“Resulullahsallallahu aleyhi ve sellemin bir güzel koku şişesi vardır; güzel koku kullanmak istediğinde ondan sürünürdü.

(Ebu Davud, Teraccül 2.)

.

63. Enes bin Malik anlatıyor:

Hayatım boyunca Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kokusundan daha güzel ne bir anber, ne bir misk, ne de başka bir şey kokladım.  Resulullah’tan daha yumuşak ne bir atlasa ne de bir ipeğe dokundum.

(Müslim, Fezail 81 82.)

.

64. Ashab-ı kiramdan Cabir ibniSemüre radıyallahuanhın anlattığına göre:

Bir gün Allah’ın sevgili Elçisi kendisini karşılayan çocukların yanaklarını birer birer okşuyordu. Sıra Cabir’e gelince onun yanağınıda okşadı. Cabir o anda hissettiklerini daha sonra anlattı:

“Sıra bana gelince yanağımdan okşadı. Eli öyle serindi ve öyle güzel kokuyordu ki, sanki mübarek elini güzel koku satan adamın sepetine daldırıp çıkarmış gibiydi.

(Müslim , Fezail 80.)

 

65. Tabiin neslinden Sumame bin Abdillah öyle dedi:

‘’Enes ibni Malik radıyallahuanh, kendisine ikram edilen güzel kokuyu reddetmez ve şöyle derdi:

‘Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem kendisine sunulan güzel kokuyu reddetmezdi’ ‘’

(Buhari, Hibe 9; Tirmizi, Edeb 37.)

 

66. Peygamberimiz şöyle buyurdu:

‘’ Kendisine güzel koku sunulan kimse onu reddetmesin.’’

(Ebu Davud, Teraccul 6.)

.

67. Abdullah ibni Ömer radıyallahuanhüma Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söyledi:

‘’Üç hediye reddedilemez: Yastık, güzel koku ve süt.’’

(Tirmizi, Edeb 37.)

.

68. Hz. Aişeradıyallahuanha şöyle dedi:

‘’Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem, sözlerini sizin yaptığınız gibi çabuk çabuk, arka arkaya eklemezdi. Ağır ağır, her kelimenin anlaşılmasını sağlayacak şekilde konuşurdu; yanında bulunanlar onun söylediklerini ezberleyebilirlerdi.’’

(Ebu Davud, Edeb 21;Tirmizi, Menakıb 9.)

.

69. Enes ibni Malik radıyallahuanh şöyle dedi:

‘’ Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem konuşurken sözlerinin anlaşılması ve hatırda kalması için onları üçer defa tekrar ederdi.’’

(Tirmizi, Menakıb 9.)

.

70. ‘’Elbette Arapların en düzgün konuşanı benim. Çünkü ben Kureyş kabilesindenim ve Sa’doğulları topraklarında yetiştim.’’

(Taberani, el-Mu’cemü’l-kebir (Selefi),VI, 35-36.)

.

71. Hz. Ali’nin oğlu Hasanradıyallahuanhüma şöyle dedi:

Dayım HindibniEbi Hale, ResulullahEfendimiz’i en iyi anlatanlardan biriydi. Ona:

‘’Dayıcığım!’’ dedim. ‘’Bana Resulullahsallallahu aleyhi ve sellemin nasıl konuştuğunu anlat da öğreneyim!’’ Dayım şunları söyledi:

‘’Resulullahsallallahu aleyhi ve sellem çoğu zaman hüzünlüydü; hep Allah’ı düşünürdü; rahat nedir bilmezdi. Genellikle şükut eder, gerekmedikçe konuşmazdı.

Söze allah’In adını anarak başlar, konuşmasını Allah’ın adıyla bitirirdi.

Az sözle çok mana ifade ederdi.

Açık seçik konuşurdu.

Sözünde ne fazlalık ne de eksiklik bulunurdu.

Kibar ve yumuşak huylu olduğu için etrafındakilere kaba davranmaz, onları hor görmezdi.

Ne kadar az olursa olsun, Allah’ın nimetlerine saygı gösterir, hiçbirini asla küçümsemezdi. Yenilen, içilen şeyleri lezzetsiz diye kötülemez, aşırı şekilde övmezdi.

Dünya ve dünya ile ilgili bir şeyden dolayı öfkelenmezdi. Ancak bir hak çiğnendiğinde son derece öfkelenir, gerekeni yapıncaya kadar da öfkesi yatışmazdı.

Kendine yapılan kaba ve haksız bir davranıştan dolayı öfkelenmez ve onun intikamını almaya çalışmazdı.

Bir şeye işaret edeceği zaman parmağıyla değil, eliyle işaret ederdi.

Bir şeye hayret ettiği zaman da elinin içini semaya doğru kaldırırdı.

Konuşurken, sözüyle uyumlu olarak elini hareket ettirir ve sağ eliyle sol elinin başparmağının içine vururdu.

Birine öfkelendiği zaman başını ondan çevirirdi.

Sevindiği zaman bakışlarını yere indirirdi.

Gülmesi çoğunlukla tebessüm şeklindeydi. O gülerken, dişleri dolu tanesi gibi bembeyaz görünürdü.

(İbnSa’d, et-Tabakâtü’l-kübra, I, 422; Beyhakî, Şuabu’l-İmân, II, 154-155.)

.

72. Peygamberimiz şöyle buyurdu:

‘’Cenab-ı Hak hüzünlü kalpleri sever.’’

(Hakim, el-Müstedrek, IV, 351.)

.

73.’’ Ya Resullallah! Sende yaşlanma alametleri görünüyor, sakalın da ağarmış!’’ dedikleri zaman:

‘’Beni Hud suresi ile benzeri sureler ihtiyarlattı, onlar saçlarımı ağarttı.’’ buyurmuştu.

Çünkü Hud suresi ile onun benzeri olan Vakıa, Murselat, Nebe’ ve Tekvir surelerinde kıyametin korkunç halleri tasvir ediliyordu; geçmiş milletlerin başına gelen felaketler anlatıyordu ve bir de insanlara ‘’dosdoğru olmaları’’ emrediliyordu.

.

74. Allah’ın Elçisi rahatı ve huzuru daha çok namazda bulur, bu sebeple Hz. Bilal’E ŞÖYLE BUYURDU:

‘’Bilal! Kalk ezan oku da, bizi namzla rahatlat!’’

(Ebu Davud, Edeb 78; AhmedibniHanbel, Müsned, V,354,371.)

.

75. Rahatı, huzuru ve sevinci namazda bulduğunu anlatmak için de şöyle buyurdu:

‘’En büyük sevincim namazdadır.’’

(AhmedibniHanbel, Müsned, III,128.)

.

76. Peygamberimiz şöyle buyurdu:

‘’En büyük fakirlik cehalettir.’’

(Taberani, el-Mu’cemü’l-kebir (Selefi), III,68.)

.

77. Ashab-ı kiramdan Cabir ibniSemüre söyle buyurdu:

‘’Resulullahsallalahu aleyhi ve sellemin baldırları kalın değil, inceydi. Gülüşü tebessüm şeklindeydi. Ben Fahr-i Cihan Efendimiz’in mübarek yüzüne ilk bakışta, gözüne sürme çekmiş derdim; meğer gözleri kudretten sürmeliymiş; gördüğüm siyahlık sürmeden değilmiş.

(Tirmizi, Menakıb, 12, AhmedibniHanbel, Müsned , V, 97.)

.

78. Ashab-ı kiramdan Abdullah ibni’l-Haris radıyallahuanh şöyle dedi:

‘’Resulullahsallallahu aleyhi ve sellemingülüşü,tebessüm şeklindeydi.’’

(Tirmizi,Menakıb 10.)

 

79. Hz Aişeradıyallahuanha anlatıyor:

‘’Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim.O sadece tebessüm ederdi.’’

(Buhari,Tefsiru sure 46/2;Edeb 68  Müslim,İstiska 16.)

 

80.’’Çok gülmeyiniz;zira çok gülmek kalbi öldürür’’

(İbniMace,Zühd 19;Buhari,el-Edebü’l-müfred.)

 

81.’’Bir gün peygamber aleyhisselam Ya’fur adlı eşeğiyle giderken, çok sevdiği sahabisi Muazibni Cebel’e rastladı.Ona ’’Gel Muaz,sen de bin!’’buyurdu.Muazradıyallahuanh Resul-i Ekrem’in terkisine binerken ikisi birden yere yuvarlandı.İki Cihan Güneşi bu duruma da çok güldü.

(AhmedibniHanbel,Müsned,5.)

 

82. Ebu Zer radıyallahuanhın söylediğine göre Resulullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

‘’Ben,Cennet’e ilk önce girecek kimseyi de,Cehennem’den en son çıkacak kimseyi de çok iyi biliyorum.Şöyle ki kıyamet gününde bir kimse hesap yerine getirilir.Meleklere:

‘Ona küçük günahlarını birer birer gösterin;ama büyük günahlarını gizleyin!’denir.Meleklerde o kimseye:

‘Sen falan gün falan yerde ve falan saatte şu şu günahları,filan gün filan yerde ve filan saatte de şu şı günahları yaptın.’derler.

O kimse yaptıklarını hatırlar,onları inkar etmez,hepsini kabul eder.’Küçük günahlarım birer birer soruldu,ya büyük günahlarım da ortaya dökülecek olursa ben ne yaparım?’,diye korkmaya başlar.

Allah Teala meleklere:

‘Ona,yaptığı her bir kötülüğe karşılık bir sevap verin!’ diye emreder.

Hiç ummadığı bu mükafat karşısında hudutsuz bir sevince kapılan adam:

‘Ya Rabbi! Benim yaptığım daha başka günahlar da var, ama onları burada göremiyorum.’ der.

Bunları anlattıktan sonra Ebu Zer radıyallahuanh şöyle dedi:

‘’Resulullahsallallahu aleyhi ve sellemin, adamın bu halini naklederken, azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm.’’

(Müslim,İman 313;Tirmizi Cehennem 10.)

 

83.’’Ey Ebu Bekir! Şunu iyi bil ki, ümmetimden Cennet’e ilk girecek olan sensin!’’

(Ebu Davud, Sünnet, 8.)

 

84. Ashab-ı kiramdan CeriribniAbdillahradıyallahuanh şöyle dedi:

‘’Resulullahsallallahu aleyhi ve sellem Müslüman olduğumdan beri huzuruna girmek istediğimde bana hiç engel olmadı, beni her gördüğünde de mutlaka gülümserdi.’’

(Buhari, Cihad 162;Edeb 68;Müslim,Fezailü’-sahabe 134.)

 

85. Abdullah ibniMes’udradıyallahuanh, Resulullahsalallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu söyledi:

‘’Ben, Cehennem’den en son çıkacak günahkar mü’minibiliyorum.Bu kişi Cehennem’den emekleyerek, sürünerek çıkar, Melekler ona:

‘Haydi git, Cennet’e gir!’ derler.

Adam Cennet’e girmek üzere gider; fakat herkesin orada yerini tuttuğunu, kendisine yer kalmadığını zanneder ve geri dönüp Allah Teala’nın huzuruna  gelir ve:

‘Ya Rabbi! Cennet’e girmemi buyurdun, ama orada herkes yerini almış, bana yer kalmamış’ der. Ona:

‘Sen, Cennet’i dünya hayatıyla mı kıyaslıyorsun?’ diye sorulur. O da :

‘Evet ya Rabbi!’ der. Bunun üzerine ona:

‘Haydi, aklından, hayalinden ne geçiyorsa iste!’ buyurulur. Adam aklına, hayaline gelen şeyleri bir bir sayıp döker.

 O zaman ona:

‘Sana istediğin şeylerin hepsi verilecek, ayrıca dünyanın on misli senin olacak.’ Buyurulur

Bu lütuflar karşısında büyük bir şaşkınlığa kapılan adama:

‘Ya Rabbi! Sen kainatın hükümdarı olduğun halde benimle alay mı ediyorsun? der.’ ’’

.

86. Hadisin ravisi İbni Mes’ud şöyle dedi:

Resulullahsalllallahu aleyhi ve sellem, adamın bu sözlerini ve halini bize naklederken o kadar güldü ki, ben onun azı dişlerini gördüm.

(Buhari, Rikak 5;Müslim, İman 308.)

.

87. Bir defasında yatsı namazını kıldırmak üzere mescide gelirken torununu HZ. Hasan veya HZ. Hüseyin i yanına getirmişti. Namaza başlarken çocuğu yere koymuş fakat secdeye vardığı zaman çocuk sırtına çıkıvermişti. Namaz kılınca cemaat bir merakını dile getirdi. Secdelerden biri yeterince fazla uzayınca ,acabaRasulullah a bir şey mi oldu , yoksa o sırada vahiy mi geldi diye düşündüklerini söylediler.

Fahr-i Alem Efendimiz bunlardan hiçbirinin olmadığını, secde esnasında torunu sırtına çıkınca onun oyunu bozmak istemediğini , secdeyi bundan dolayı uzattığını söyledi.

(Nesai,Tatbik82;Ahmed İbn-i Hanbel , Müsned 3.)

88. Bazen torununu Ümame`yi omzuna bindirerek mescide gelir, çocuk omzundayken namaza durur :rükuya varırken onu yere indirir , ayağa kalkerken tekrar omuzuna bindirirdi

(Buhari , Salat 106 , Edeb 18 Müslim ,Mesacid 41.)

.

89. Ebu Hüreyraradıyallahuanh şöyle dedi

Ashab-ı kiram Peygamber aleyhisselama

“Ya Rasulullah! Sen de bizimle şakalaşıyorsun “ dediler. Resul-i Ekrem Efendimiz de onlara

“Ben şaka yaparken bile doğruyu söylerim.” buyurdu.

(TirmiziBirr 57.)

.

90. Resulullah a Yapılan Şaka

Ashab-ı kiramdan ÜseydibniHudayr önemli gazvelere katılmış , Beyatürrıdvan da bulunmuş aziz bir sahabi idi . Kendisine belirtildiği gibi  şakacı bir tabiata sahipti . Bir gün Resulullah Efendimiz inde bulunduğu bir mecliste  yaptığı şakayla arkadaşlarını güldürdü. Bunun üzerine Peygamberimiz Efendimiz  elindeki çöple onun böğrünü hafifçe dürttü. Resul-i Kibriya ‘nın bu iltifatı ÜseydibniHudayr’ın aklına ona da bir şaka yapma fikri getirdi . Server-i Enbiya Efendimiz ‘e döndü ve:

“Ya Rasulullah! Canımı yaktın , müsaade et de ben de senin canını yakayım!”dedi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu teklifi hemen devam etti.

“Haydi öyleyse , sen de bana vur!” buyurdu. Üseyd çok ciddi görünüyordu.

“ İyi ama “ dedi.”Sen bana vururken benim üstümde gömlek yoktu.Hakkıyla kısas yapabilmem için senin de gömleğini açman lazım! “

Peygamber aleyhisselam hiç itiraz etmeden gömleğini sıyırdı .Üseyd, Resul-i Ekrem e yaklaştı ve onu kucaklıyarak açılan böğrünü öpmeye başladı. Herkes ne oluyor diye hayretle bakınırken,ÜseydFahr-i Cihan Efendimize durumu açıkladı:

“Ey Allah’ın Elçisi! Senden kısas isterken benim asıl maksadım bu idi.” dedi.

(Ebu Davud , Edeb 149;Hakim Müstedrek 3,327.)  

 

91. Enes İbni Malik radıyallahuanhdan rivayet edildiğine göre bir kimse Peygamber Efendimizden binek devesi istedi, oda latifede bulunarak “Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim ”buyurdu. Deve isteyen sahabi:

“Ya Rasulullah! Ben , deve yavrusunu ne yapayım? “ deyince de ;

“ Canım , her deveyi de bir dişi deve doğurmaz mı?” buyurdu.

(Ebu Davud , Edeb 84,Tirmizi ,Birr 57.)

 

92. Enes ibni Malik radıyallahuanh şöyle dedi:

Çölde yaşayan Zahir ibni Haram adında biri vardı. Medine’ye geldikçe Rasulu Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemi ziyaret eder ve ona çölde yetişen şeylerden hediye getirdi.Köyüne döneceği zaman da Peygamber Efendimiz onun çölde bulunmayan bazı ihtiyaçlarını temin eder ve ona:

“Zahir bizim köylümüz , bizde onun şehirlisiyiz” diye iltifat ederdi. Yüzü çirkince olmasına rağmen Zahir ‘i  çok severdi.

 Zahir bir gün çölden getirdiği mallarını satarken Fahr-i Alem Efendimiz arkasından yaklaşıp onu kucakladı ve elleriyle gözlerini kapattı. Zahir, kendisini kimin kucakladığını görmediği için:

“Kim o yahu? Bırak beni!” diye çırpınmaya başladı Göz ucuyla bakıp da Peygamber Efendimizi fark edince ,sırtını onun göğsüne iyice yapıştırdı. Allah’ın sevgili elçisi şakasına devam ederek:

“Bu köleyi kim satın almak ister?” diye oradakilere sordu. Zahir de “Ya Rasulullah! Kimse bana para vermez; bu satıştan sen zararlı çıkarsın !” dedi. Peygamber Efendimiz ona:

“Zahir! İnsanlar senin kıymetini bilseler bile , sen Allah katında asla değersiz değilsin.” Diye buyurdu.

Diğer bir rivayete göre : “ Sen Allah katında kıymetlisin.” diye buyurdu.

(Ahmet İbn-i Hanbel, Müsned ,3,161;Ebu Ya’la el- Mevsili, Müsned 4,173-174.)

 Hadisin Açıklaması

Hadisimizde kendisinden söz edilen Zahir İbniharam , Bedir Gazvesine katılmış , Bey’atü’r-rıdvan da bulunmuş bir sahabe idi. Çölde yaşardı.

Kısa boylu , çirkin görünüşü yüzünden insanların çok ilgi göstermediği Zahir’i , Peygamber Efendimiz temiz kalbi sebebiyle pek sever , ona iltifat ederdi.

Zahir Medine’ ye gelirken , köyünde geliştirdiği mahsulden Rasul-i Ekreme meyve, yağ,ve bal gibi hediyeler getirirdi.

.

94. Yeni Müslüman olduğu için namazda konuşulmaması gerektiğini bilmeyen Muâviye b. Hakem, bir gün cemaatle namaz kılındığı sırada aksıran birine, “Yerhamükallah” (Allah sana rahmet etsin) deyiverdi. Bu yersiz konuşmasından ötürü herkes ona sert sert bakar. Muaviye, “Eyvah, mahvoldum! Ne bakıyorsunuz yahu, ben ne yaptım?” deyince bu defa namaz kılanlar, onu susturmak için elleriyle uyluklarına vurmaya başlarlar. Muâviye, oradakilerin kendisini susturmak istediklerini anlayınca susar ve bu işin sonunu beklemeye başlar. Muâviye hadisenin devamını şöyle anlatır:

“Anam, babam Rasûlullah’a feda olsun! Ne ondan önce ne de sonra Peygamber (s.a.s) kadar güzel öğreten bir öğretmen gördüm. Vallahi beni ne azarladı ne dövdü ne de sövdü. Namaz bitince sadece şunları söyledi: “Bu namazda insan kelamı konuşulmaz. Namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur’ân okumaktır.”

(Müslim, Mesâcid, 33; Ebû Dâvûd, Salât, 166-167.)

.

95. Cabir b. Abdullah (r.a)'ın rivayetine göre, Hendek Savaşı sırasında oldukça şiddetli sıkıntı çekmişlerdi. Öyle ki, üç gün boyunca  hiçbir yiyecek bulamadan kaldılar. Bu nedenle Efendimiz ve ashâbı karınlarına taş bağladılar.

(Buhârî, vıı, 395; Ahmed b. Hanbel, III, 301.)

.

96. Ümmü Seleme radıyallahu anha şöyle demiştir:

"Rasûlullah'ın sevdiği en güzel amel, az da olsa devamlı olarak yapılanı idi." 

.

97. İftar Vakitlerini Değerlendirmeyi Tavsiye Ederdi

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, akşam namazını kılmadan önce vakit gelir gelmez, taze hurma, yoksa kuru hurma, o da yoksa bir-iki yudum su ile hemen orucunu açardı, geciktirmezdi. Geciktirilmemesini de tavsiye ederdi. O sallallahu aleyhi ve sellem, Sehl b. Sa'd r.anh'ın naklettiğine göre ;

"Ümmetim, oruç açmakta acele ettikleri sürece hayr üzere devam edecektir" buyurur, sonra da "Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar iftarı geciktirirler" diye gerekçeyi duyururdu.

(Ebû Dâvûd, Savm, 20.)

.

98. Fetih Suresi

Abdullah b. Muğaffel (ra), Mekke'nin fethedildiği yıl Peygamberimizi (sas) devesinin üzerinde sesini yükselterek ve dalgalandırarak Fetih sûresi okurken gördüğünü söyler.

(Müslim, Müsafirin 237.)

.

99. Abdullah Bana Kur'ân Oku

Peygamber şehri Medine'nin huzur dolu günlerinden birisiydi. Varlığıyla şehri bereketlendiren Allah'ın Elçisi (sas), yakın dostlarından Abdullah b. Mes'ûd'a seslendi: "Abdullah! Bana Kur'ân oku." Bir an için şaşırdı, ilminin derinliğiyle tanınan değerli sahâbî, "Yâ Rasûlallah, Kur'ân size indirilmişken, ben mi size okuyayım?" diyebildi sadece. Allah Rasûlü, "Evet, evet, ben Kur'ân' ı başkasından dinlemeyi çok seviyorum" buyurdu.

İbn Mes'ûd okumaya başladı. Nisâ sûresinin yaratılışı hatırlatan, yetime saygıyı tavsiye eden, miras paylaşımını konu alan âyetlerini okudu. Nihayet, "Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman, bakalım onların hali nice olacak!"' ( Nisa 4/41) âyetine geldiğinde Peygamber'in (sas) gözlerinden yaşlar süzüldüğûnü fark etti. Daha fazla dayanamadı Rahmet Elçisi ve "(Bu kadar) yeter" buyurdu.

(Buhârî, Fedâilu’l-Kur’ân 33.) 

 .

100. Bir adam, Ashab-ı Kiram’dan Bera bin Azib radıyallahu anh'a:

"Peygamber Efendimizin yüzü kılıç gibi mi parlaktı?" diye sordu. O da :
"Hayır, O'nun mübarek yüzü Ay gibi güzeldi."

(Buhari, Menakıb 23; Tirmizi ,Menakıb 8.)

.

101. Abdullah ibni Abbas radıyallahu anh'a şöyle dedi:

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ön dişlerinin arası seyrekti. Konuşurken, inci gibi parıldayan ön dişlerinin arasından nur akıyormuş gibi görünürdü."

(Darimi, Mukaddime 10; Taberani, el-Mu’cemü’l-Kebir (Selefi), XI, 416.)

.

102. Rasûl-i Ekrem’in amcası Ebû Talib’in kızı Ümmü Hâni radıyallahu anha şöyle dedi :

"Bir defasında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’ye gelmişti.O sırada mübarek saçlarını dört örgü halinde toplamıştı."

(Ebû Dâvûd ,Teraccül 12; Tirmizi,Libas 39.)

.

103. Enes ibn Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mübarek  saçlarını sık sık yağlar,sakal-ı şerifini her fırsatta tarardı.Saçlarına yağ sürünce sarığının yağlanmaması için çok defa bir tülbent koyardı. Nitekim bu tülbent yağcının elbisesi gibi olurdu."

(Beyhaki, Şu’abü’l-iman, VIII, 428.)

.

104. Ashâb-ı Kiramdan Câbir bin Abdullah radıyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:

‘’Yatağa yatarken gözünüze ismid ile sürme çekmenizi tavsiye ederim. Zira o göze parlaklık verir, kirpiklerin de gür çıkmasını sağlar."

(Tirmizi, Libas 23; Ebû Dâvûd ,Tıb, 14.)

.

105. Ümmü Seleme radıyallahu anha'dan rivayet olunduğuna göre müminlerin annesi  şöyle dedi :

‘’Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem en çok gömlek giymekten hoşlanırdı.’’

(Ebu Davud,Libas 3;Tirmizi,Libas 28)

.

106. Hanım sahabilerden Esma binti Yezid radıyallahu anha şöyle dedi :

‘’Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in gömleğinin kolu bileğine kadar uzanırdı.’’

(Ebu Davud,Libas 3;Tirmizi,Libas 28)

.

107. Abdullah b. Ömer radıyallahu anh'tan rivayet edildiğine göre :

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ömer’in üzerinde bembeyaz gömlek giyince,ona:


‘’Gömleğini yıkattın mı,yoksa bunu yeni mi aldın diye ?’’diye sordu. Hz. Ömer’de :

‘’Yeni almadım, yıkattım’’dedi. O zaman Allah’ın Rasûl'ü ona şöyle dua etti:

‘’Yenisini giyesin, Allah’a hamd ederek yaşayasın ve şehid olarak ölesin!’’

(İbni Mace, Libas 2; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, II, 88)

.

108. Tabiîn muhaddislerinden ve ilk zahidlerden Malik ibn Dinar şöyle dedi:

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hayatında doyasıya ne ekmek ne de et yedi. Sadece başkalarıyla birlikte yediği zaman doyardı."

(Tirmizi, Zühd, 38.)

.

109. Ebû Hureyre  radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre :

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, arpa ekmeğine bile doymadan dünyadan göçüp gitti."

(Buhari,Et’ime 23;Müslim,Zühd 20,22,23)           

.

110. Ebû Hureyre radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Kesinlikle hiçbiriniz ayağının teki ayakkabılı, diğeri ayakkabısız  olarak dolaşmasın.Ya ayakkabısının ikisini de giysin veya ikisini de çıkarıp yürüsün.

(Buhari, Libas; Müslim, Libas 67, 68.)

.

111. Abdullah ibn Ömer radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük mühür yaptırmıştı. Bu mührü bir belgeyi mühürleyeceği zaman kullanır, onu her zaman parmağına takmazdı.

(Nesai,Zinet 79,;Ahmed ibni Hanbel,Müsned,II,68,127)

.

112. Enes bin Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi :

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in kılıcının kabzasının siperi gümüştendi.’’

(Ebu Davud,Cihad 71;Tirmizi,Cihad 16)

.

113. Rükâne bin Abdi Yezid radıyallahu anh şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle söylediğini işittim :

"Bizimle müşriklerin arasındaki  fark, takkeler üzerine sarığın sarılmasıdır.’’

(Ebu Davud,Libas 21;Tirmizi,Libas 43)

.

114. Osman bin Affan radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

"Ademoğlunun şunlar dışında bir hakkı yoktur:

Oturacağı ev, bedenini örteceği elbise, yiyeceği ekmek ve su koyacağı kap.’’

(Tirmizi,Zühd 30)

.

115. Hz. Ali Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'i anlatırken şöyle derdi:

‘’Allah’ın elçisi meyilli bir yerden iniyormuş gibi yürür, ayaklarını yerden kuvvetlice kaldırırdı.’’

(Tirmizi,Menakıb 8; )

.

116. Ashâb-ı Kirâm'dan Abdullah bin Zeyd b. Âsım el-Ensarî radıyallahu anh Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'i bir defasında şu vaziyette gördüğünü söyledi :

Mescid-i Nebevi’de sırt üstü yatmış ,bir ayağını da diğerinin üstüne atmıştı.

(Buhari,Salat 85;Müslim,Libas 75)

.

117. Tabiin muhaddislerinden Mu’sab ibn Süleym, Enes bin Malik radıyallahu anh'ı şöyle derken işittiğini söyledi :

"Bir defasında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e hurma getirmişlerdi. Allah’ın elçisi açlık yüzünden son derece halsiz düştüğü için o hurmaları arkasına yaslanarak yedi ."

(Müslim,Et’ime 148;Ebu Davud,Et’ime 16)

.

118. Mü’minlerin annesi Aişe radıyallahu anha şöyle dedi :

"Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bazı sabahlar odama gelir ve:

"Âişe! Kahvaltı yapacak bir şey var mı ?" diye sorardı. Ben

"Hayır, yok!" dediğimde :

"Öyleyse ben oruca niyet ettim" buyurur ve o gün oruç tutardı.’

(Müslim,Sıyam 169)

.

119. Enes bin Malik radıyallahu anh şöyle dedi :

" Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tencerenin (veya tabağın)dibinde kalan yemeği severdi.’’

(Ahmed ibni Hanbel,Müsned 220)

.

120.Âişe radıyallahu anha şöyle dedi :

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem soğuk su içmeyi çok severdi. (Tirmizi,Eşribe 21)

.

121. Abdullah ibn Abbas radıyallahu anh şöyle dedi:

"Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem zemzemi ayakteyken içti."       

(Buhari,Hac 76)

.                                                            

122. Enes bin Malik radıyallahu anh anlatıyor :

"Ben hayatımda Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in elinden daha yumuşak hiçbir ipeğe,hiçbir kadifeye değmedim.Yine ben ömrümde Rasûlullah’ın kokusundan daha hoş bir koku da kesinlikle koklamadım.’’

(Buhari,Menakıb 23)

.

123. Abdullah b. Amr b. Âs radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sözünde, fiil ve hareketlerinde taşkınlık yapacak seciyede değildi, taşkınlık yapmış da değildir!’’

(Ahmed b.Hanbel ,Müsned II,161)

.

124. Hind b. Ebî Hâle’nin anlattığına göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

"Hiç bir kişiden güler yüzünü ve güzel huyunu esirgemezdi. İyiliği över,kötülüğü yererdi.Her işi itidal üzere ve ihtilafsızdı. Müslümanları ikaz etmekten geri durmazdı.Hakka ne tecavüz eder ne de hakkı yerine getirmekten geri dururdu. İbadet için kendisinde tam bir yetenek vardı."

(İbn Sa’d,Tabakat,I,422-3)

,

125. Hind b. Ebî Hâle’nin anlattığına göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, daima düşünceli idi. Susması, konuşmasından uzun sürerdi. Söze başlarken ve bitirirken Allah’ı anardı. Kısa-özlü konuşurdu.Sözleri gerçekti.

(İbn Sa’d,Tabakat,I,422-3)

,

126. Hind b.Ebî Hâle’nin anlattığına göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem konuşurken, çevresindekiler başlarına kuş konmuş gibi sessiz ve hareketsiz dururlar, sözünü bitirince söyleyecekleri bir şey varsa söylerlerdi.Fakat asla tartışmaya girmezlerdi.

(İbn Sa’d,Tabakat,I,422-3)

.

127. Enes b. Malik radıyallahu anh şöyle dedi:

"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birisiyle karşılaşınca musafaha eder,tokalaştığı kişi elini çekmedikçe Peygamberimiz elini çekmez, kimse yüzünü çevirmedikçe ondan yüzünü çevirip ayrılmazdı.’’

(Ebu Davud,Edep 6;Tirmizi,Kıyamet 46)

.

128. Enes b.Malik radıyallahu anh şöyle dedi :

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında oturan arkadaşlarına karşı ayaklarını uzattığı asla görülmemiştir.

(İbn Sa'd,Tabakat,I,378)

.

129. Hz.Âişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiğine göre : 

''O sallallahu aleyhi ve sellem,erkeklerin evde yaptıklarını yapardı.Elbisesinin yırtıklarını yamar,ayakkabılarını gerektiğinde onarırdı.Ailesinin ev işlerine yardımcı olur,namaz vakti gelince de kalkar,namaz kılardı.

(Buhari,Ezan 44;Edeb 40)

 .

130. İbn Abbas radıyallahu anhuma anlatıyor:

''Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem halkın en cömerdiydi.Onun en cömert olduğu zaman da Ramazan'dı,Cebrail ile buluştukları aydı.Cebrail aleyhisselam her gece Resulullah'a gelir,kendisiyle Kur'an-ı Kerim'i müzakere ve mukabele ederdi.İşte bundan dolayı da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayır yapmakta,esmek için engel tanımayan bereketli rüzgardan daha cömert davranırdı.

(Buhari,Bedu'l vahy 5,Savm 7)

.

131. Hz.Aişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiğine göre:

 

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazazan'ın son on günü olunca ailevi ilişkilerini keser,ibadete yönelir,geceleri(çoğu saatlerini)ibadetle geçirir ve hanımlarını da ibadet etmeleri için uyandırırdı.

 

(Buhari,Leyletü'l Kadr 5,Müslim,İ'tikaf 7)

 .

132. Cabir b.Abdillah radıyallahu anh anlatıyor:


''Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bir şey istenilsin de o''yok''desin,bu asla vaki ve varid değildir.''

 (Buhari,Edep 39;Müslim,Fezail 56)

 

 

133. Enes b.Malik radıyallahu anh anlatıyor:

 

''Rasûlullah'dan bir şey istendi mi,varsa verir,yoksa sükut eder(yok demez)idi.

(Hakim,Müstedrek II,142)

 .

134. Âişe radıyallahu anha anlatıyor:

 

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hediye kabul eder ve hediye verirdi.

(Buhari,Hibe 11,Ebu Dabud,İcare 80)

 

 

135. Ebu Hureyre radıyallahu anh'ın haberine göre:

 

''Rasûlullah'a, ailesi haricinden bir yiyecek getirildiği zaman,''Bu hediye midir,yoksa sadaka mı?diye sorardı.''Sadakadır,''denilirse,Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına,''Siz yiyiniz!''buyurur,kendi yemezdi.Eğer,''hediyedir''denirse ashabıyla birlikte yerdi.''

(Buhari,Hibe 7)

 

 

136. Enes bin Malik radıyallahu anh:

 

''Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem insanlar arasındaki dostluk ilişkilerini hediye ile geliştirmeyi tavsiye ederdi''demektedir.

(Münzavi,Feyzu'l-Kadir,V,197)

 .

 

137. Abdullah b.Ömer radıyallahu anh anlatıyor:

 

''Aşırı utangaç olduğu gerekçesiyle arkadaşını eleştirip,''bu kadarı fazla''diyen bir kişiye rastlayınca Hz.Peygamber ''Dokunma ona,haya imandan kaynaklanır!''buyurdu.

(Buhari,İman 16 ,Edeb 77)

138. Hz. Âişe radıyallahu anha anlatıyor:

 

''Rasûlullah,çarşıda pazarda çığırtkanlık yapmazdı.Kötülüğe kötükle de karşılık vermezdi.Af ederdi.O,bir yerde eksik görürse başına öbür tarafa çevirirdi.

 

(Buhari,Menakıb 23,Edeb 72)

 

 

139. Hz.Aişe radıyallahu anha anlatıyor:

 

''Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem herhangi bir kişide hoş olmayan bir hale(veya söze)muttali olduğunda ''filana ne oluyor ki şöyle diyor(veya yapıyor)''demezdi;''bazılarına ne oluyor ki şöyle diyor(veya yapıyorlar)derdi.

 

(Ebu Davud,Edeb 6)

 .

 

140. Ebu Umame radıyallahu anh anlatıyor:

 

Bir gün Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem mutluluk yuvası evinden bir bastona dayanarak çıkıp yanımıza geldi.Biz derhal ayağa kalktık.Bunu görünce :

-''Yabancıların yaptığı gibi yapıp ayağa kalkmayınız.Onların bir kısmı bir kısmını ulular.Ben ancak bir kulum;kul gibi yer kul gibi oturur ve kalkarım.

 

(Kadı Iyaz,Şifa,I,101)

 

 

141. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

 

Bir gün Peygamberimizle birlikte elbise almak için çarşıya çıkmıştık.Satıcıya''Ölç''buyurdu.Satıcı yerinden fırladı ve Peygamber Efendimizin elini öpmek istedi.Peygamberimiz eline vermedi ve şöyle buyurdu:

-''Acemler krallarına böyle yaparlar;ben kral değilim,ben sadece sizden biriyim''

Sonra elbiseyi aldık.Ben taşımak istedim,kabul etmedi ve defa bana hitaben :

''Eşyasını sahibinin taşıması daha uygundur!''buyurdu.

 

(Kadı Iyaz,Şifa,I,101)

 

 

142. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

 

Mescid-i Şerif'i süpürüp temizleyen bir zenci Müslüman vardı.Bir ara Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu Müslümanı göremedi de;onu sordu:''Ne oldu?''dedi.

-Öldü dediler.Bunun üzerine:

-Bana haber vermeli değil miydiniz?buyurdu.Ashabı ona ehemmiyet vermemişler bu yüzden de ölümünden Resulullah'ı haberdar etmemişlerdi.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem :

-Haydi,kabrini bana gösterin!buyurdu.

Ashab kabrini gösterince,Hz.Peygamber kabri başında onun(cenaze)namazını kıldı,dua etti.Sonra da:Bu kabirler(içindekilere azap olacak kadar)karanlıkla doludur;Allah Teala üzerlerine kılacağım namaz,yapacağım dua ile onları aydınlatır!''buyurdu.

 

(Hakim,Müstedrek III,38)

 

 

143. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:

 

Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana ;''Dün neredeydin?''diye sordu.''Yakınlarımdan birini ziyarete gitmiştim''dedim.Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ''Ey Ebu Hureyre seyrek ziyaret et ki,muhabbetin artsın!''buyurdu.

 

(Beyhaki,Şuabü'l İman,X,571)

 

 

144. Abdullah b.Büsr radıyallahu anh anlatıyor:

 

''Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem,birisinin kapısına gittiği zaman kapıya doğru yönelmez,sağ veya sol tarafa döner,selam verirdi.Eğer kendisine izin verilirse girer,verilmezse döner giderdi.

 

(Buhari,el-Edebü'l-müfred,I,370)

 

 

145. Cabir bin Abdullah radıyallahu anh anlatıyor:

 

''Bir kere Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına girmek için izin istedim.''Kim o?''diye seslendi.Ben de,''Ben!''diye cevap verdim.Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hoşlanmadığını ifade eder bir tarzda,''ben ben...(ben ben ne demek?)''diyerek dışarı çıktı.''

 

(Ahmed b.Hanbel,Müsned,III,298,320,363)

 

 

146. On yıl süre ile Hz.Peygambere hizmet eden Enes b.Malik radıyallahu anh;

''Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara karşı insanların en şefkatlisiydi.''der.

 

(Bezzar,Müsned,II,351)

 

 

147. Usame b.Zeyd radıyallahu anh;

 

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni bir dizine,Hasan b.Ali'yi de öteki dizine oturtur,sonra ikimizi birlikte bağrına basar ve ''Ey Rabbim bunlara,bunlara rahmet et,ben bunlar karşı pek merhamet duyuyorum''derdi.

(Buhari,el-Edebü'l-müfred,I,43)

 

 

148. On yıl süre ile Hz.Peygamber'e hizmet eden Enes b.Malik radıyallahu anh şöyle buyurmuştur:

 

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara karşı insanların en şefkatlisiydi.

 

(Bezzar,Müsned,II,351)

 

149. Enes b.Malik radıyallahu anh Resulullah'ın çocuklara''es-Selamü aleykum ya sıbyan''-Selam size ey çocuklar-diye selam verdiğini,çok sevdiği küçük kuşu ölmüş olan kardeşine ise ''Ya Eba Umeyr,küçük kuşun ne yaptı?''diye hal-hatır sorduğunu,onu üzgün görünce de teselli ettiğini nakleder.

 

(Ahmed b.Hanbel,Müsned,III,114-V,427)

 

150. Mahmud b.Rebi',kendisi beş yaşlarında iken Hz.Peygamberin bir kovadan ağzına su alarak üzerine püskürttüğünü söyler.(Bu Resulullah'ın çocuklarla şakalaşmasının bir örneğidir)

 

(İbn Mace,Mukaddime,11)

 

151. Ebu Hureyre radıyallahu anh,torunlarından birini öpen Hz.Peygamberi görünce Akra b.Habis'in;''Benim on çocuğum var,hiçbirini öpmedim,''dediğini,Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in de ona,''Merhamet etmeyene merhamet olunmaz''cevabını verdiğini belirtir.

 

(Buhari,Edeb,18)

 

152. İbn Abbas radıyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu tavsiyesini nakleder:

''Devenin içtiği gibi,hiç dinlenmeden bir içişte suyu bitirmeyiniz,iki veya üç defada dinlene dinlene içiniz...İçmeye besmele ile başlayın,bardağı dudağınızdan kaldırınca(bitirince)elhamdülillah,deyin.

 

(İbn Mace,Eşribe,25)

 

153. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgili eşi Ümmü Seleme radıyallahu anha annemiz anlatıyor:

 

''Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kur'an'ı,kelime kelime,her kelimeyi belli ede ede(acelesiz tertil ve tebyin ile)okurdu.

 

(Ebu Davud,Vitr 20)

 

154. El-Bera b.Azib radıyallahu anh ''(Bir seferde)Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin,yatsı namazında Tin suresini okuduğunu işittim.''Ondan daha güzel sesli kimse görmedim''diye Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ses ve okuyuş güzelliğine tanıklık etmektedir.

 

(Buhari,Ezan 102)


 

 

 

                    

 

Yorumlar

peygamber efendimiz beni hud suresi yaşlandırdı diye buyurmuş peki onu o kadar üzen şey ve yaşlanmasına sebebiyet veren şey neydi o surenin agırlı neydi peygamberimizi yaşlandıran o ayetin içeriği neydi Bilen varsa lütfen cevap verebilirmi

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.