KORONA GÜNLERİNİ HAYRA DÖNÜŞTÜRMEK

Hastalık bir musibet ve imtihandır. Bir mümin canını Allah'ın emaneti bilir, Allah'tan sürekli sağlık ve âfiyet ister, sağlığını korumak için gayret eder, tedbir alır. Hastalandığında da tedavi olarak sağlığına kavuşmaya çalışır.

İşte şimdi bizler de yetkililerin uyarılarına uyuyor, imkân ölçüsünde bu günleri evlerimizde geçirmeye çalışıyoruz.

Acaba evimizde geçirdiğimiz bu günleri hakkımızda hayra dönüştürebilir miyiz?

Şuurlu mümin, hangi durumla karşılaşırsa karşılaşsın onu kendisi hakkında hayra çevirmeyi başarabilen insandır. Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmadı mı?

"Müminin işine hayret edilir. Onun her işi kendisi hakkında hayırlıdır. Eğer kendisini mutlu edecek bir şeyle karşılaşırsa buna şükreder ve bu durum kendisi için hayırlı olur. Eğer bir sıkıntı ile karşılaşırsa buna sabreder ve bu durum kendisi hakkında hayırlı olur. Bu durum, mümin dışında başka bir kimse için söz konusu olmaz." (Müslim, "Zühd ve'r-regaik", 64)

Korona günlerinde şunları yapabilirsek bu günleri hakkımızda hayra dönüştürebiliriz.

1. İbadetlerimizden niçin mahrum kaldığımız konusunda nefis muhasebesi yapmak

Korona günleri, İslam tarihinde ender görülen şeylerden birinin meydana gelmesine sebep oldu. İlk defa birkaç gün boyunca Kâbe’nin etrafında tavaf kesintiye uğradı. Umreler askıya alındı (Kim bilir belki bu sene hac da olmayacak.) Pek çok İslam ülkesinde Cuma namazları ve cemaatle namazlar askıya alındı. Kim bilir belki de Ramazan ayında teravihlerimiz, mukabelelerimiz de olmayacak.

İslam’ın insan hayatı ve sağlığını korumayı ne kadar önemli kıldığı dikkate alındığında devletimiz başta olmak üzere farklı İslam ülkelerinin bu şekilde uyguladığı tedbirler son derece yerinde tedbirlerdir. Bu, meselenin sağlıkla ilgili bir yönü.  Bir de meselenin manevî yönü var.

İslam ümmeti olarak bu vesile ile “şükredilen nimet arttırılır, şükredilmeyen nimet elden alınır” düsturunu hatırlarız. Fert olarak ve ümmet olarak “acaba bu ibadetleri yerine getirmede ne kusurlarımız vardı ki bunlardan mahrum kaldık?” diye düşünürüz. Kim bilir belki de Kâbe’yi hac ve umremizi belgeleyen selfi mekânları haline getirerek kutsiyetini zedeledik. Kim bilir camileri yaşlı amcalarımıza, dedelerimize terk ederek mahzun bıraktık. Kim bilir teravih namazları için “bitse de gitsek” diye düşünür olduk, Kur’an mukabelelerinden sıkılır olduk.

İşte şimdi bütün bunları yeniden düşünme vakti. Bu nimetleri yeniden elde etmek için Rabbimize dua etme vakti.

2. Dünyada niye var olduğumuzun farkına varmak

Hepimiz son zamanlarda çok dünyevileştiğimizden, ölümü unuttuğumuzdan, maddiyata kendimizi fazla kaptırdığımızdan şikâyet ediyorduk. Korona bize ölümün bir virüs kadar yakınımızda olduğunu gösterdi. Her akşam dünyanın orasında burasında yüzlerce kişinin ölüm haberini duymak ve izlemek inşallah bizleri sarsarak kendimize getirir. Dünyanın kalıcı bir yurt olmadığını, buraya keyif çatmaya değil imtihan edilmeye gönderildiğimizi bize hatırlatır.

3. Evimizin ve ailemizin önemini kavramak

Birçoğumuz iş, eğlence vb. sebeplerle ailesini ve evini ihmal eder hale gelmiştik. Kimi zaman sosyal hayat kimi zaman sosyal medya bizi aile fertlerimizden koparmış, evi dört duvardan ibaret bir fiziksel mekân gibi görmemize sebep olmuştu. Korona günlerinde evde kalmak, aile fertlerimizle aramızdaki ilişkileri geliştirmek, birbirimizi duymak, dinlemek, konuşmak suretiyle belki de ailenin önemini yeniden kavrarız.

4. Sağlığın ve temizliğin önemini ve kıymetini bilmek

Allah Resûlü (s.a.v.) sağlığı, insanların çoğunluğunun değerini bilmediği iki nimetten biri olarak zikretmişti. Korona günleri belki de bizlere sağlığın değerini bir kere daha keşfetme, sağlığımızı korumak için tedbir almayı öğretir.

Bizim fıkhımızın niçin “taharet / temizlik” konularıyla başladığını kim bilir bu vesile ile bir kere daha düşünürüz. Dinin direği olan namaz için günde beş vakit abdest almanın niye emredildiğini, Allah’ın huzuruna gidecek olan kişinin beden, elbise ve mekân temizliğine riayet etmesinin niçin farz kılındığını bir kere daha anlarız. Bütün bunların bizlere yük olmak için değil bir nimet olarak sunulduğunun farkına varırız.

5. Nefis muhasebesi yapmak

Bütün dünya insanlarının kendilerini ölümle burun buruna hissettiği bu dönemde bir Müslümanın da kendisine sorması gereken en temel soru “şu anda ölsem, Rabbimin huzuruna alnı ak bir şekilde çıkabilir miyim?” sorusu olmalıdır. Dış dünya ile irtibatımızın asgariye indiği bu zaman diliminde kendi nefsimize, iç düyamıza dönmeli, bugüne kadarki hayatımızı gözden geçirmeli, Allah’a veya kullara yönelik vazifelerimizdeki eksiklikleri telafi etmeye gayret etmeliyiz.

Rabbimiz içinde bulunduğumuz bu durumdan tez zamanda kurtulmayı, yaşadıklarımızdan ibret almayı bizlere nasip eylesin.

 

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.