Sahabiler

Yarım Kalmış Bir Hicretin Hikâyesi

Hâlid belki de rüyasında Allah Rasûlü ve sevdikleriyle mesut bir hayatın tadına varırken sinsi bir yılanın üzerine geldiğinden habersizdi. Birden vücudunda derin bir acı, dayanılmaz bir sancı hissetmeye başladı. Hâlid b. Hizâm’ın mübarek hicret yolculuğu çölün tenha bir köşesinde bir yılanın saldırısıyla son buldu.

Hz. Osman b. Maz'ûn radıyallahu anh

Ashâb-ı Kirâm içerisinde zühd ve ibadetiyle âdeta bir sembol haline gelen Osman b. Maz’ûn radıyallahu anh, dünyaya ait her şeyi terk eden, Allah’ın rızasını kazanmaktan başka hiçbir düşüncesi olmayan gerçek bir zahiddi.

Ebû Fükeyhe

Kureyş’in ileri gelenleri, vahşete susamış kâfirler, Ebû Fükeyhe’den istediklerini alamadılar. O’nu İslam’dan, hak yoldan ayıramadılar. Fakat yaşlı bedeninde silinmez acılar, derin işkence izleri bıraktılar.

Yıldızların Tutkusu

Altın nesil! Yüce Rabbimizin, “en hayırlı ümmet” olmakla şereflendirdiği hidayet önderleri[1]… Allah Teâlâ’nın, İslâm’da “öne geçen ilkler” adını vererek; kendilerinden ve güzellikle onlara tâbi olanlardan razı olduğunu bildirdiği[2]yıldızlar topluluğu[3]…

İlk Muhacir

Ebû Seleme yaşlı gözlerle hanımı ve yavrusunun ardından baktı. Eşi ve çocuğu elinden alınmış, çölün bir kenarında yapayalnız kalmıştı. Derin bir hüzün ve acı içindeydi. Sonra döndü ve Allah diyerek Yesrib’e, hicret yurduna doğru yürümeye başladı. O, hicretin ilk yolcusu, muhacirlerin ilki olmuştu.

Peygamber’in Vezirleri

Müslümanların güzel gördükleri Allah (c.c) katında da güzeldir. Onların kötü gördükleri Allah katında da kötüdür.”[1]

Davetçinin Bir Günü

O Medine’nin Ömer’iydi. Hendek Savaşı’nda aldığı yaradan dolayı otuz yedi yaşında şehit olmuştu.[3] Sevgili Efendimiz onu cennetle müjdelemiş, şehadetiyle arş-ı a’la titremiş, cenazesine yetmiş bin melek katılmış ve mübarek şehidi cennete yolculamıştı.

Arkana Asla Bakma!

Dâru’l-Erkâm, Allah’a kulluk, dine hürmet, Allah Rasûlü’ne iman ve bağlılığın merkezidir. Erkâm adlı genç bir adamın evi İslam’ın çekirdek kadrosunun yetişme mekânı olmuştur. Bu ev, tarihin gördüğü en büyük eğitim ve öğretim medresesidir.

Hz. Ali Radıyallahu Anh

Hazırlayan:  Mefail Furkan Kerim

Bir Vahdet Kahramanı Olarak Hz. Hasan (ra)

Ne demişti Efendimiz? “Her Peygamber’in nesli kendindendir, benim neslim ise Fatıma’dandır.” Dolayısı ile Hasan veya Hüseyin demek; Evlad-ı Ali demektir, Evlad-ı Fatıma demektir; ama aynı zamanda Nesl-i Muhammedî (sas) demektir.
RSS - Sahabiler beslemesine abone olun.