Merve KAHRAMAN ÖZTÜRK

Kadıköy’de doğdu. Kadıköy Anadolu İmam Hatip Lisesi’ni ve Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Aynı üniversitede tasavvuf alanında yüksek lisansa başladı. Yazıları Siyeri Nebi Dergisi'nde ve internet sitesinde yayımlanıyor. İstanbul’da öğretmen olarak görev yapan ve çocuk edebiyatıyla da ilgilenen yazarın bu alanda İyi Dünya Fablları ve Ayvaz ile Çiftçi kitapları yayımlandı.

Siyer Yazıları 5: Fatıma bint Esed

Amcasını da beni de çok severdi. Vefâsını nasıl anlatmalı? Annemden sonra annem demişti benim için. O da evlâtlarımdan önce evlâdımdı benim. Öyle severdim, öyle bağlıydım O’na.

Siyer Yazıları 4: Ebvâ

Annesi ve dadısı ile birlikte, hiç görmediği babasının kabrini ziyârete giden bir çocuğun sevinci geçti önce topraklarımdan. Annesi hem kendi yerine hem de doyamadığı kocası yerine sarıyordu evlâdını. İki kere öpüyor, iki kere çekiyordu kokusunu içine. Oğlunu babası ile buluşturacağı için mutluydu.

Siyer Yazıları 3: Bulut

Acaba Muhammed ümmeti de başını göğe her kaldırdığında, ‘Belki bu, Efendimiz’e gölge olan buluttur.’ diyerek beni anıyor mu?” Elini kalbine götürüp, “Allahümme salli alâ Muhammed!” diyor mu?

Siyer Yazıları - 2: MEVLİD

Bursa Ulu Cami imamı Süleyman Çelebi, bir gün evine çok üzgün geldi. Abdest aldı, rahlesinin başına oturdu. Önce niyet etti. Ardından Besmele çekti. Sonra da Salavat getirip beni yazmaya başladı.

Ümmü Umâre radıyallahu anhâ

Hudeybiye’ye katıldım sonra, Rıdvan Biatı’na, kaza umresine, Huneyn Savaşı’na, Taif Kuşatması’na. Cennette komşu olacağım Rasulümden dünyada da hiç ayrı durmadım. Mücadeleden kaçmadım. Ömrümün sonuna kadar zalime hesap sorup, kafirin karşısında durdum.

“Bayram O Bayram Ola”

Eğer “bayram” algımız bu dünyaya aitse; şeker-çikolata-baklava-börek-sarma ziyafeti, kabir ziyareti, el öpme merasimiyse yalnızca; yazık bayramımıza!

Siyer Yazıları 1: PAZARTESİ

Ben, o günüm: Pazartesi. Başlarda bu zikrin sebebini bilmezdim. Sonra, Rebiülevvel ayının 12’sine denk geldiğim 571 yılında bir şeyler oldu. Güneş yüzünü göstermedi Dünya’ya. Ay kendini gizledi. Yıldızlar söndü. Dünya hayatının sonuncu günü olduğumu düşündüm. Her şey bitti derken bir aydınlık, bir nur, bir neşe dalgalanmaya başladı...

YÜZLEŞME

Adliye koridorlarında sıradan bir gün. Dosyalar gelmekte ve gitmekte. Duruşma salonları dolup boşalmakta. Hakimler, avukatlar, şahitler, sanıklar, müştekiler. Ve o kız. Çoook uzun zamandır sabırla sıranın kendi davasına gelmesini bekleyen inatçı kız. Yine oturmuş 28. duruşma salonunun kapısında bekliyor.

Ne de Olsa Kışın Sonu Bahardır

Fazlasıyla sert başladı, sert gidiyor şubat. Ferah, ılık, bereketli bir yaz kapıda demek ki. Acının önünde kuyruk olduk upuzun. Baharı uzun yaşayacağız belli ki. Çok yaş döktü gözlerimiz, neşeli günleri besledi böylece belki.

YOK DEVE!

Şimdi, onlar Dünya’nın şu tarafından, Olimpos Dağı’nın çocukları. İşte oradan olmayanlara dudak bükerler. Mesela, 12 yaşındaki Filistinli Muhammed’i, babasının kucağında öldürdüler. Teröristler nice ormanları ateşe verir, “yazıklar olsun” bile demezler.
RSS - Merve KAHRAMAN ÖZTÜRK beslemesine abone olun.