Siyer sözlükte davranış, hal, hayat tarzı, gidişat, bir kimsenin ahlakı, hayat hikayesi, tedbir, tabiat, seyahat etmek, idare gibi anlamlara gelen sîret kelimesinin çoğuludur. Sîret kelimesi Kur’an-ı Kerim’de Tâhâ Sûresi 21. ayette hal ve şekil anlamında kullanılmıştır. (“Allah, Mûsâ’ya onu(asanı) tut ve korkma. Biz onu ilk haline (sîratehâ’l- ûlâ) döndüreceğiz, buyurdu.’’)
Hz. Peygamberin hadislerinde kendi tedbir ve hareket tarzını ifade etmek üzere sîret kelimesi zikredilmiştir. Hz. Peygamber, Dûmetü’l-Cendel Seriyyesi’ne komutan olarak tayin ettiği Abdurrahmân b. Avf’a şöyle buyurmuştur:
“Ey Avf’ın oğlu! Sancağı al! Hepiniz Allah yolunda, Allah’a inanmayanlarla savaşın, emanete hıyanet etmeyin, haksızlık yapmayın, kimsenin uzuvlarını kesmeyin, kadınları ve çocukları öldürmeyin. Bu Allah’ın ahdidir ve size yol gösteren Peygamberinizin sîretidir (tedbir, tavır ve hareket tarzıdır).”[1]
Terim olarak Siyer-i Nebi, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) 63 yıllık hayatını ve peygamberlik mücadelesini bütün yönleriyle ele alan ilim dalı ve bu alanda yazılan eserlere denir.
Siyer ayrıca savaş, esirler, ganimetler başta olmak üzere devletler hukuku dallarına ait konulara ve bu konulara dair yazılan eserlere de isim olmuştur. Muhammed Hamidullah’a göre, siyer kelimesini İslâm Devletler Hukuku manasında kullanan ilk alim İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’dir.
Siyer-i Nebi, Rabbini en iyi tanıyan ve insanlara en güzel şekilde tanıtan Efendimizin mübarek hayatıdır. Allah’ın terbiye ettiği yüce ahlak sahibinin, canımızdan ziyade sevdiğimiz ve O’nu sevmekle Rabbimizin sevgisini kazanabileceğimiz Sevgilinin, hayat hikâyesidir.
Siyer-i Nebi, Rabbimizin rahmetine ve Efendimizin şefaatine ulaştıran pek mübarek bir ilimdir. Ashâb-ı Kirâm’ı takip eden nesil, Efendimiz ve arkadaşlarının hayatını Kur’ân öğrenir gibi öğrenmiş ve çocuklarına titizlikle öğretmişlerdir. Zira O’nu tanımayan, mücadelesini bilmeyenler pek çok hayırdan mahrum kalmıştır.
[1] İbn Hişâm, es-Sîre, IV, 281