Bilal de bir gün yanacaktı. Ama "imam"ını kaybettiğine yanacak, günlerce ılık ılık ağlayacaktı.. Rasûlullah'ın vefatından sonra Bilal artık ezan okuyamadı... Seven yufka yüreği, O'nun ayrılığında O'nu terennüme dayanamadı...
Yeryüzünde şimdiye kadar yaşamış ve kıyamete kadar yaşayacak hiçbir kimse Resûl-i Ekrem kadar sevilmemiş, hiç kimse de Ashâb-ı Kirâm kadar Resûlullah’ı sevememiştir. Çünkü el-Vedûd (cc), O’nu sevmiş ve O’na karşı insanlarda sevgiyi yaratmıştır.
Cahiliye ortamı, karanlık üstüne karanlık bir ortamdır. Orada insan yolunu bulup huzur ve mutluluğa doğru yürüyemez. Peygamber Efendimiz (sas) ise bize, gecesi bile gündüzü gibi aydınlık olan geniş bir cadde bırakmıştır.
Ebû Bekir vefat etti. İnsanlar Bilal-i Habeşî’ye sordular. “Sen mi daha üstünsün yoksa Ebû Bekir mi?” Bilal önce çok şaşırdı sonra o muhteşem cevabı verdi:
“Ben Ebû Bekir’in iyiliklerinden yalnızca birisiyim.”
Bathâ Vadisi’nde zayıf bir köle aç susuz bırakılmış, demir bir zırhın içine konulmuş, zırh çölün şiddetli sıcağında kor ateşe dönmüştü. Vicdanlar kurumuş, bir damla su verilmiyor, Bilâl’in vücudu âdeta kavruluyordu. Yediği dayağın şiddetinden bayılıyor, ayıldığında ise “Allah bir!” diye haykırıyordu.