Hangi Sahabe Olmak İsterdim?

Hazer ALTINDAĞ - 

(10. sınıf öğrencisi)

Onlar tam beklendikleri zamanda ve söz verildikleri günde geldiler… Onlar, Peygamberleri (s.a.v) ile beraber, müjdeleyici ve kulluk edici olarak geldiler. Onlar Peygamberlerinin arkasından gerçek özgürlüğe davet edici olarak geldiler.

Peygamberimizden sonraki yıldızlarımızdı onlar, yolunu kaybedenlerin rehberiydi, öncüsüydü. Ben de onlar gibi olmak isterdim. Hz. Hamza b. Abdülmuttalib gibi ‘Allah’ın aslanı, şehitlerin sultanı olmak isterdim.

Kâfirlere karşı onun kadar cesur, güçlü ve iradeli olmayı isterdim. Ebu Cehîl gibilere karşı durabilmek. Allah Rasul’ünü ve zayıf sahabeyi koruyan güçlü bir kol olmak isterdim. Hz. Hamza Müslüman olduktan sonra her şeyini Allah’a ve onun yüce dinine adamıştı bundan ötürü de Allah Rasulü ona ‘Allah’ın aslanı, Rasul’ünün aslanı’ lakabını vermişti. Kim bir aslan olmak istemez hem de böyle yüce bir aslan.

Sonra Abdullah b. Mes’ûd olmak isterdim. Kuran’ı açıktan okuyan ilk sahabe. Bir kölenin oğlu olan, zayıf bedenine karşılık büyük cesareti olan sahabe.

“Esirgeyen, bağışlayan Allah’ın adıyla…

Kuran’ı Rahman olan Allah öğretti.

İnsanı o yarattı.

Ona beyanı öğretti.

Nebatta, ağaçta ona secde ederler.” (Rahman, 1-6)

Müşriklere işte Kuran’dan bu sözleri okuduğu zaman Abdullah’ı öyle bir dövdüler ki. Buna rağmen “Allah düşmanlarını hiç bu kadar zayıf görmemiştim. “Eğer isterseniz gene gidip, gene okurum.” diyen bir Abdullah olmak isterdim.

Ammar b. Yasir olmak, kızgın çölün, kavurucu güneşin altında, demirden bir gömleğin içinde işkence çekerken, anne ve babasının gözlerinin önünde acı içerisinde İslâm’ın ilk şehitleri olmasını elleri bağlı bir şekilde izlemektedir.

Ammar olmak istiyorum diyorum ama bilmem bu zulme kim, ne için katlanırdı? Ben olsaydım şuurumu kaybedene dek ‘Eşhedü ellâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne muhammeden abduhû ve rasuluhû.” diyebilir miydim, bilmiyorum.

Bütün bildiklerimi, öğrendiklerimi insanlara anlatan, İslâm’ın bir havarisi olmak istiyorum. Tıpkı Zübeyr b. Avvam gibi. Onun gibi yaşamak, savaşmak ve Allah yoluna tüm servetini feda ettiği için borçlu ölmek. Cömertlikte diğer sahabelerle yarışan, bildiklerini insanlara aktarma yönünde her şeyini ortaya koyan sahabe. Peygamberimizin (s.a.v.) “Her peygamberin bir havarisi vardır. Benim havarim Zübeyr b. Avvam’dır.” dediği, şehit olma özlemiyle yanıp tutuşan ve belki bir gün onlar şehit olur diye çocuklarına şehit isimleri veren sahabe.

“Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerine derinlemesine düşünürler. ‘Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran 191.)

Onlar gibi engin denizlerde yol gösterici fenerler olmak istiyorum… (**)