Alıntı Bölümü

İhsan Fazlıoğlu: Milleti millet kılan hüznüdür

Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu Hoca Anlayış dergisinin 9. sayısında "Milleti millet kılan hüznüdür" başlığıyla yayımlanan yazısında “Bir millet, tarihi dikkate alınmadan millet olabilir mi?” sorusunu cevaplıyor ve "Düşünmek, evet düşünmek tarihtir" diyor.

İstanbul'un manevî fatihi: Akşemseddin Hazretleri

Akşemseddin Hazretleri, Osmanlı’nın yükselme döneminde yaşamış, İstanbul’un manevî fâtihi unvanını kazanmış ve Peygamber Efendimizin müjdesine nail olmuş bir Allah dostudur. Akşemseddin Hazretleri, Peygamber Efendimizi yedi ay boyunca misafir eden Eyüp Sultan Hazretleri'nin kabrini keşfeden büyük bir Allah dostudur.

Yarım kalan iki kitabın hikâyesi: Celâleyn Tefsiri ve Tecrîd-i Sarîh Tercümesi

İslam kültür tarihinde asıl müellifi tarafından tamamlanamayan bazı kitaplar vardır. Celâleyn Tefsiri ve Tecrîd-i Sarîh Tercümesi bunların en meşhur olanlarıdır.

Kur’ân’da geçen cehennem isimleri

Kur’ân-ı Kerîm’in yetmiş yedi âyetinde yer alan cehennem, herhangi bir sözlük anlamı taşımaktan çok kâfirlerin, münafıkların, zalimlerin, gerçeğe boyun eğmeyenlerin azap görecekleri yer olarak tasvir edilir. Nitekim söz konusu âyetlerin birçoğunda cehennem “mesvâ, me’vâ” (mekân) kelimeleri veya “azâbü cehennem, nârü cehennem” gibi bir terkiple kullanılmıştır.

Ömrünü ilme hasreden vakıf adam Mehmet Emin Saraç

O derslerini bir ibadet aşkıyla verir, talebelerine evladı gibi sahip çıkar. Bugün Türkiye’nin birçok şehrinde onun rahle-i tedrisinden geçen âlim, hâfız, akademisyen ve siyaset adamları vardır. Öyle bir rahle ki, birçok üniversitenin anfisindeki kürsülerden daha etkili ve bereketli.

Dostlarının kaleminden Fethi Gemuhluoğlu

Çok renkli, çok yönlü bir kişilik sahibiydi. Sessiz, fakat derin ve etkili bir eylem adamıydı. Tanıdığı bir kimsenin, sonuna kadar peşini bırakmaz, ilgiyi kesmezdi. Bu, onun bir yanıyla vefa duygusu ile ilgiliyse bir yanıyla da sürdürdüğü eylemin ayrılmaz bir parçasıydı... Bir gönül adamıydı. Unutulmaz bir sohbet adamıydı.

Sünnetin Dindeki Yeri

Hz. Peygamber'in ve O'nun sünnetinin dindeki yeri öncelikle Kur'ân-ı Kerim tarafından belirlenmiştir. Orada Hz. Peygamber'e itaat etmek Allahu Teâla'ya itaat etmekle bir tutulur: "Kim Rasûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur, kim de yüz çevirirse seni onlara bekçi ol diye göndermiş değiliz." (en-Nisa, 4/80).

Sen Bize Bakma

Sen bize bakma yahu! Biraz değişiğiz biz. Kuşların filleri yendiğine inanıyoruz mesela. Gagalarındaki minicik taşlarla dünyanın en gelişmiş ordusunu bozguna uğrattıklarına. Bir asanın yere bir dokunuşuyla denizi ortadan ikiye ayırdığına inanıyoruz. Yedi semiz ineğin yedi bolluk yılına, yedi zayıf ineğin yedi kıtlık yılına delalet ettiğine iman ediyoruz. Rabbi onu kurtarmasaydı neredeyse onun da meyledeceğine…

Münâcât

Ey cömert Rabbim! Nefis ve şeytan, yolumu kesti. Benim için şefaatçi olacak yine senin rahmetindir. Dünyada toprak olmadan önce günahlarımı temizlersin diye umuyorum. Canımı bedenimden aldığın zaman, dünyadan iman nuruyla götürecek olan sensin.

Hz. Peygamber’in (s.a.s) Kur’ân-ı Kerîm’deki Yeri

Resûl-i Ekrem’in Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevasında çok geniş bir yer tuttuğunu gören sahâbe nesli onun hayat ve şahsiyetini tanıyıp bilmenin Kur’ân’ı ve İslâm’ı daha iyi anlamak ve öğrenmek için şart olduğunu idrak etmiştir.
RSS - Alıntı Bölümü beslemesine abone olun.