Sahabiler

Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrâh radıyallahu anh

O, Hz. Âişe’nin ifadesiyle Efendimiz aleyhisselâm’ın Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’den sonra en sevdiği insandı. Aşere-i Mübeşşere’den, henüz hayatta iken cennetle müjdelenen bahtiyarlardandı. Allah Rasûlü onun bu ümmetin emini olduğunu söyler, Ebû Bekir ne güzel bir kuldur, Ömer ne güzel bir kuldur, Ebû Ubeyde b. Cerrâh ne güzel bir kuldur...

Peygamber’in Vezirleri

Müslümanların güzel gördükleri Allah (c.c) katında da güzeldir. Onların kötü gördükleri Allah katında da kötüdür.”[1]

Ehad'den Ekbere

Bilal de bir gün yanacaktı. Ama "imam"ını kaybettiğine yanacak, günlerce ılık ılık ağlayacaktı.. Rasûlullah'ın vefatından sonra Bilal artık ezan okuyamadı... Seven yufka yüreği, O'nun ayrılığında O'nu terennüme dayanamadı...

Hz. Es’ad b. Zürâre Radıyallahu Anh

Es’ad b. Zürâre (r.anh), Medine’yi İslâmiyet ile buluşturan ilk Müslümanlardandı.[26]Akabe’de biat için uzanan ilk el onundu. Medine İslam devletinin temelleri onun evinde atıldı.

Bilâl-i Habeşî (r.anh)

Peygamber Efendimiz (as)'in: "Ey Bilal! İslam'da işledi­ğin ve en ziyade ümit beslediğin ameli bana söyle. Çün­kü ben bu gece (rüyamda) cennette önümde senin ayak seslerini işittim. "[2] sözleriyle henüz hayattayken cennet­le müjdelenen Bilâl-i Habeşî ne bahtiyar bir kimsedir.

Abdullah b. Zübeyr b. Avvâm radıyallahu anh

Dedesi Hz. Ebû Bekir’e benzetilen Abdullah b. Zübeyr, şecaatinin yanında ibadete düşkünlüğüyle de tanınırdı. Gündüzleri oruçla geçirir, geceleri namaz kılıp Kur’ân okurdu. Çok namaz kılması hasebiyle kendisine “Mescid Güvercini” (hamâmetü'l-mescid) denilirdi.

Hz. Hebbâr b. Esved

Acaba Allah Rasûlü kızının katilini affeder miydi? Çocuklarını çok seven Peygamber, kızının yıllarca acı çekmesine ve genç yaşta vefat etmesine sebep olan bir adamı bağışlar mıydı? Kim eline bir fırsat geçtiğinde intikamını almaz, hele hele çocuğunun katiline dünyayı dar etmez ki, diye defalarca kendine sordu.

Ensar ve Muhacir Örnekliğinde Kardeşlik Bilinci

Nimet biliriz kardeşimizi, kardeşliğimizi. Ayet-i kerimenin (Enfal,63) ifadesiyle bu nimet Allah’tandır. O’nun iman nimeti sayesinde kardeşler olduk biz. Yeryüzündekilerin tümünü harcayacak olsak biz bu birlikteliği sağlayamazdık. Kardeşsiz kalmak uçurumun kenarında olmaktır iman ölçeğinde. Kalpleri birbirine ısındıran O’dur.

Hakikate Adanmış Bir Ömür: Selmân-ı Fârisî (r.anh)

Müslüman olmadan önceki hayatı ve sonrasına baktığımızda Selmân'ın bilgiyle hareket eden, araştırıcı ve sorgulayıcı bir kimliğe sahip olduğunu görüyoruz. Atalarının dini olan Mecusiliği terk etmesi, din arayışı ve hakikate ulaşma arzusu onun geniş bir düşünce dünyasına sahip olduğunu göstermektedir.

SAHABENİN SÜNNETE BAĞLILIĞI I : Hz. Peygamber’i Takip Etmeleri

Peygamber’in günlük hayatına gösterdikleri bu hassasiyet ve bilgileri rivayet etmeleri, sahâbîlerin, neleri sünnet olarak algıladıklarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu tutum, Kur'ân'ın “örnek insan” olarak takdim ettiği Hz. Peygamber’in hayatının ayrıma tâbi tutulmadan, her yönüyle tam bir bütünlük içinde sünnet olarak benimsenmesi ve uygulanması bakımından ehemmiyetlidir.
RSS - Sahabiler beslemesine abone olun.