Kur'an'da Peygamberimiz

Resûlullah (s.a.s)’ın Ümmetine Düşkünlüğü

Allah Teâlâ sonsuz merhametiyle insanlara; korku duymamaları ve mahzun olmamaları,[1] hidayet yolunu bulmaları için, kendilerini kötülüklerden ve inkârdan temizleyen, kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.[2]

Bizleri Davete Çağıran Kitap

Yüce Rabbimiz “Oku!” emriyle Efendimizi uyardı. Bir müddet sonra ise uyarması için “Kalk ve korkut!” emrini gönderdi. Vahyin muhatabı olanlar okuyacak ve daha sonrasında kalkıp uyaracak. İnsanları hak ve hakikate çağıracak, insanların yaratılış amacına uygun bir hayat sürmesini hem kendi şahsında ...

Tercih Bizim: Ya Duâ Edilmek Ya da Lânet…

Resûlullah (sas)’ın örnek alınışı, O’nun taklit edilmesi demek değildir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim, atalar dinini tefekkür etmeksizin taklit eden müşriklerin bu tavrının yanlışlığını sürekli vurgulamak suretiyle, âdeta müminlere, taklitten kaçınmaları gerektiğini ima etmiştir.

Hiç Bilmeyenlerle Yanlış Bilenler Bir Olur mu?

Müslümanlar, Hz. Peygamber’in vefatının ardından Allah’ın va’zettiği hükümlere aykırı bir takım hükümler ihdas etmek suretiyle dini yaşanılır olmaktan çıkarmışlardır.

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Muhammed – I

Kitab’a uymak, O’nu getiren, O’ndan beslenen ve Hz.Aişe’nin ifadesiyle “ayaklı Kur’ân” olan Resûl’e itaat ile mümkün. (3/132, 8/20, 24/56, 4/80 ) Allah’ın bizi sevmesi; günahlarımızı bağışlaması; (3/31-32)

Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Muhammed – II

Hz. Muhammed’i Kur’ân-ı Kerim’de araştırmak isteyenlerin, bir kısım âyetlere bakarak O’nu tanımayı hedeflemesi eksik bir çalışma olacaktır. Kur’ân’ın her bir âyeti, Hz. Muhammed’i model olarak inşa etmek suretiyle, O’nu örnek göstermiştir.

Rabbanîlere İhtiyaç Var

Kur’ân’da âlimlere ve müminlere “Rabbânî” ismi verilir. Rabbânî olmak; nimet verilen peygamberlerin yaptıklarını yapmak, gittikleri yoldan gitmek, onların yolunu sürdürmek, hangi gaye için gönderilmişlerse o gayeyi yerine getirmektir.

Ümmetinin Resûlullah’a Düşkünlüğü

Yeryüzünde şimdiye kadar yaşamış ve kıyamete kadar yaşayacak hiçbir kimse Resûl-i Ekrem kadar sevilmemiş, hiç kimse de Ashâb-ı Kirâm kadar Resûlullah’ı sevememiştir. Çünkü el-Vedûd (cc), O’nu sevmiş ve O’na karşı insanlarda sevgiyi yaratmıştır.

Kuru Gürültü

Hucurât sûresi Kur’ân-ı Kerim’in kırk dokuzuncu sûresi olup Medine’de nazil olmuştur. Adını dördüncü Âyetindeki Hucurât (odalar) kelimesinden alır. Bu sûrede müminlere bazı görgü kuralları öğretilmekte; Hz. Peygamber (sas)’e karşı nasıl davranılması gerektiği üzerinde durulmakta; haberleşme ahlakı...

Davetçinin Dünya ile İmtihanı

Efendimiz (s.a.s), Mekke’de İslam’a açıktan davete başladığı andan itibaren eşraf takımı, soylular, etkili zümreler, İslam mesajının kendi çıkarlarını yok etmeye yönelik bir içerik taşıdığını fark ettiklerinden ilk olarak o mesajı sihir ve büyü şeklinde nitelendirmeye başladılar.
RSS - Kur'an'da Peygamberimiz beslemesine abone olun.