Peygamberimiz Seni Görseydi

Alkame b. Kays

Alkame, Yemen’in Neha bölgesinde doğdu. Efendimiz (sas) hayattayken Müslüman olduysa da O (sas)’nu görmek nasip olmadı. Bir gün evini, yurdunu terk etti. İlim öğrenmek, Allah yolunda cihad etmek istiyordu. Hz. Ebû Bekir’den Hz. Ali’ye, Hz. Âişe’den Selmân-ı Farisi’ye yüzlerce sahabiyle görüşüp onlardan ilim tahsil etti.

Allah’ın dinini yüceltmek için cihad meydanlarına koştu. Horasan’ın fethine katıldı. Efendimiz Hz. Ali’nin yanından ayrılmadı. Nihayet bir savaş sırasında topal kaldı. Kûfe şehrinde Abdullah b. Mesud’un talebesi oldu. Abdullah b. Mesud onu çok seviyor, Rasûlullah’tan öğrendiği her şeyi ona vermeye çalışıyordu. Alkame tefsir, kıraat, fıkıh ve diğer bütün ilimlerde devrinin en büyük âlimi oldu. Abdullah b. Mesud onun ilmine şahitlik eder,  bildiği her şeyi Alkame’nin de bildiğini söylerdi. İnsanlar, pek çok sahabi hayatta olmasına rağmen ilmi Alkame’den öğrenmeye çalışırdı. Çünkü onlar bizzat sahabilerin dahi Alkame’den fetva aldıklarını görmüşlerdi.

Efendimiz aleyhisselam’a en çok Abdullah b. Mesud’un benzediği söylenirdi. Aslında Abdullah zayıf, çelimsiz biriydi. Ama namaz kılışı başta olmak üzere her türlü davranışıyla Efendimiz aleyhisselam’ı andırırdı. Bu hiç de garip değildi. Zira o, Müslüman olduğu andan itibaren Efendimizin yanından hiç ayrılmamış, Efendimiz vefat edinceye dek kendisine hizmet etmişti. Sevgili Peygamberimizin asasını hatta ayakkabılarını bile İbni Mesud taşırdı.

Talebeleri arasında Abdullah b. Mesud’a en çok Alkame benzerdi. Alkame, son derece samimi, ibadetlerine çok düşkün bir âlimdi. İlmiyle amel eder sonra da insanlara öğretmeye gayret ederdi.  Kendi devrinde Efendimizi andıran Rabbani bir âlim olmuştu. İmam Ahmed b. Hanbel, onun salih kimselerden olduğuna şehadet ederdi.  Yüzlerce sahabiden ders alan mübarek âlim, yüzlerce de talebe yetiştirdi. Talebelerinden Hammad b. Süleyman, İmam-ı Azam Ebû Hanife’ye on sekiz yıl hocalık etmişti. Alkame’nin ilmi ve fetvaları Hanefi mezhebinin temelini oluşturdu. İmam-ı Azam, Alkame’ye derin bir sevgi duyar, ona olan hayranlığını her vesileyle ifade ederdi.

Alkame’nin çok güzel bir sesi vardı. Nasıl Efendimiz aleyhisselam Kur’an-ı Kerim’i Abdullah b. Mesud’dan dinlemiş ve insanlara Kur’an’ı ondan dinlemelerini tavsiye etmişse, Abdullah da Alkame’yi dinler, onu çağırtır ve Kur’an okuturdu. Alkame okumayı bitirdiğinde, “Oku, aanam babam sana feda olsun.” der ve yine okumasını isterdi.

Beş günde bir Kur’an’ı hatmeden Alkame b. Kays, hicretin 62. yılında vefat ettiğinde  bir ev, bir binek ve mushafından başka hiçbir şey bırakmadı. O güzel sesiyle okuduğu Kur’an’ı ve sahip olduğu ilmi, dünyalığa dönüştürmeyi ve bunlardan para kazanmayı asla düşünmedi. Hiç çocuğu olmayan Alkame’den geriye yetiştirdiği sayısız âlim ve büyük bir ilmî miras kaldı.

Abdullah b. Mesud onu ve onun Kur’an okuyuşunu pek beğenir, onu dinledikçe kendinden geçer, adeta Rasûlullah’la birlikte olduğu günlere döner ve şöyle derdi:

“Rasûlullah seni görseydi sevinir, seninle mutlu olurdu.”

Acaba Sevgili Peygamberimiz, âlimlerimizi, hafızlarımızı ve bizleri görseydi ne kadar memnun olurdu?

Yazar: 

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.