Siyer-i Nebi Dergisi 35. Sayı Çıktı!

                Editör

Bismillahirrahmanirrahim

Sevbân radıyallahu anh anlatıyor:

Allah Rasûlü bir gün ashabına:  “Diğer milletler, tıpkı yemek için sofraya üşüşen insanlar gibi üzerinize üşüşecekler” buyurdu. Sahabilerden biri şaşkınlıkla sordu: 

“Ya Rasûlallah, o gün sayımız çok mu az olacak?” Efendimiz:

“Hayır, aksine siz o gün kalabalık; fakat selin üzerindeki çer çöp gibi dağınık, bölük pörçük olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu silecek ve sizin kalbinize de 'vehn' verecek” diye cevap verdi. Bunun üzerine sahabiler yine sordular:

“Vehn nedir, ya Rasûlallah?” Muhammed aleyhisselâm şöyle cevapladı:

“Dünyayı sevmek ve ölümü kötü görmektir.”  (Ebû Davud, Melâhim 5.) 

Bugün İslâm dünyası tam da sevgili Peygamberimizin işaret ettiği bu ağır ve acımasız saldırı altındadır. Dünyanın her köşesinden gelen düşmanlar İslâm topraklarını işgal etmiş, değerlerimizi ayaklar altına almıştır. Düşmanların saldırılarına karşı dinlerini ve vatanlarını savunmaları gereken Müslümanlar ise Efendimizin işaret ettiği gibi çer çöp misali darmadağın olmuş, dünyevi zevklere aşırı bağlılık onlara ölümü ve ahireti unutturmuştur.

En büyük sorunumuz dışarıdan yapılan saldırılar değil, maalesef içine düştüğümüz kardeş kavgası ve ümmetin birbirine düşman sayısız parçaya ayrılmasıdır. İslam toprakları kardeş kanıyla sulanmakta, birbirine sevgi ve huzur vermesi gerekenler kardeşlerinin yuvasını yıkmaktadır. Bugün ne ölen niye öldüğünü ne de öldüren niçin öldürdüğünü bilmektedir. Dünyalardan değerli Müslüman kanının bu kadar ucuz olduğu bir dönem tarihte yaşanmamıştır.

Efendimiz aleyhisselâm Medine'yi şereflendirdiğinde şehrin durumu bugün bizim yaşadığımız coğrafyayı andırıyordu. Evs ve Hazrec kabileleri arasında yüz yılı aşkındır süren kan davası, Mekke'den her şeylerini bırakarak gelen ve kalacak yeri olmayan muhacirler, Müşrik Araplar, sinsi münafıklar ve Yahudiler vardı. Medine'nin etrafı düşmanlarca sarılmış, insanların yüreği korkuyla dolmuştu.

Allah Rasûlü önce bir mescid yaptı. Mescidin inşasında Evs ve Hazrec kabileleri ile Mekkeli muhacirleri bir araya getirdi. Onlarla omuz omuza çalıştı, sırtında kerpiç taşıdı. O mescidde kardeşliği, barışı ve fedakârlığı öğretti. Zengin-fakir, siyah-beyaz, Mekkeli-Medineli gibi tüm farklılıkları dışarıda bıraktı. Yeri geldi o mescidde insanları birbiriyle kucaklaştırıp kardeş ilan etti. O mescidi kardeşliğin, barış ve huzurun sembolü, adil bir medeniyetin merkezi yaptı. Ateş çukurunun yanındaki insanları o mescidde kurtardı.

Ümmet; kardeşlik ve barış için, zalimlere karşı omuz omuza mücadele etmek için yeniden toparlanmalı, mescidlere sığınmalı, camilerde buluşmalıdır. Müslümanlar, bugünkü karanlık tablodan ancak camilerin gölgesinde kurtulabilir ve tüm ayrı-gayrılıklar ancak mescidlerin çatısı altında son bulabilir. Mescidlerimizin Nebevî mescidin ruhundan nasibini alması ümidiyle…