Sahabeden Nasihatler


1- “Nebinizin sünnetini terk ederseniz, saptınız gitti demektir.” 

Abdullah b. Mes'ûd  radıyallahu anh

 

2- "Oğlum! Namaza durduğunda dünyaya veda etmek üzere olduğunu ve oraya bir daha dönmeyeceğini düşün. Şunu iyi bil ki, mümin iki iyilik arasında Rabbine kavuşur; biri yaptığı, biri de yapmaya niyet ettiği.”  

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

3-“İnsanlarla az, Rabbinle çok konuş; belki o zaman kalbin Rabbini görür.” 

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

4- "Dilediğinizi öğrenin. Amel etmediğiniz takdirde Allah ilminize kıymet vermeyecektir."

 Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

5- "Her kim şu üç şeyi bir araya getirebilirse imanını kemale erdirmiş olur: Kendi aleyhine de olsa insafı elden bırakmamak, herkese selam vermek, fakir iken bile sadaka vermek." 

Ammâr b. Yâsir radıyallahu anh

 

6- "Sırat köprüsünü geçmedikçe müminin kalbi huzur bulmaz." 

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

7- "İyiliği emretmeyip kötülüğe mâni olmayan kimse helak olmuştur."

 Abdullah b. Mes'ûd radıyallahu anh

 

8- "İyi gününde Allah'a dua et, belki Rabbin kötü gününde sana cevap verir."

 Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

9- "Bizim Rasûlullah aleyhisselâm zamanında en ağır günahlardan saydıklarımızı siz sinek vızıltısı gibi görüyorsunuz!" 

Enes b. Mâlik radıyallahu anh

 

10- "Din kardeşinizin bir günah işlediğini gördüğünüzde 'Rabbimiz! Onu rezil et! Allah'ım ona lânet et!' gibi şeyler söyleyerek onun aleyhinde şeytana yardımcı olmayınız. Aksine 'Rabbimiz! Onu affet ve kendisini doğru yola ilet' deyiniz. Muhammed'in sahâbileri olarak bizler hiçbir kimse hakkında, onun ne üzere öldüğünü bilmedikçe bir şey söylemez; ömrü hayırla sonuçlanırsa 'Hayra kavuştu' der; şerle sonuçlandığında da onun için korkardık." 

Abdullah b. Mes'ûd radıyallahu anh

 

11- "Sakın seni ilgilendirmeyen şeylere karışma! Düşmanından uzak durduğun gibi dostlarından da sakın! Ölen kimselere gıpta ettiğin noktalar hariç yaşayan kimselerin hiçbir şeyine gıpta etme! İhtiyacını, onu önemsemeyen kimselere açma ve böylelerinden hiçbir şey isteme!" 

Übeyy b. Ka'b radıyallahu anh

 

12- “Mazlumların ve yetimlerin bedduasından sakınınız. Onların bedduası geceleyin, herkesin uykuda bulunduğu bir sırada Allah Teâla’ya ulaşır.”

 Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

13- “Allah Teâla’ya sanki kendisini görüyormuş gibi ibadet ediniz. Nefislerinizi ölülerden sayınız. Unutmayınız ki, geçiminizi temin eden az bir şey, sizi meşgul edip gaflete düşürecek çok maldan daha hayırlıdır. Biliniz ki, doğruluk ve iyilik hiçbir zaman çürümez, silinmez; günah ise asla unutulmaz.” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

14- Ebu’d-Derdâ bir cenaze gördüğünde şöyle derdi: “Siz gidin, biz de arkanızdan geliyoruz. Ölümden daha güzel ve büyük bir nasihat yoktur. Vaiz olarak insana ölüm kâfidir. İnsanların birbiri ardına gittiklerini gördüğü halde bundan ibret almayan kişinin aklı yoktur.”

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

15- “Hak ağır ve acı, bâtıl ise hafif ve tatlıdır. Nice şehvetler ve arzular vardır ki, tatmin edildiklerinde uzun süreli üzüntülere yol açar.” 

Abdullah İbn Mes’ud radıyallahu anh

 

16- "Dünyaya talip olanlar, âhiretlerini kaybederler. Ahirete talip olanlar da dünyalarından taviz vermek zorunda kalırlar. Ey insanlar! Siz fani olanı değil, bâki olanı tercih ediniz!”

 Abdullah İbn Mes’ud radıyallahu anh

 

17- “Sana şu iki şeyi tavsiye ediyorum: Bunların gereğini yerine getirirsen kurtulursun. Şunu asla unutma ki, dünyadaki nasibin seni mutlaka bulacaktır. Asıl önemli olanı ve kendisine muhtaç olduğun ahiretteki nasibindir. Sen ahiretteki nasibini dünyadakine tercih et. Öyle ki, her nereye gidersen git seninle birlikte olsun.”

 Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

18. “Bilmeyene bir kere, bilip de yapmayana yedi kere yazıklar olsun!”  

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

19. “Halkın hoşlanmadığı üç şey vardır ki ben onları severim: Fakirlik, hastalık ve ölüm… Rabbime kavuşmayı arzu ettiğimden ölümü, beni kibirden koruyup mütevazı yaptığı için fakirliği, günahlarıma kefaret olduğu için de hastalığı severim.” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

20. “Kul Allah’a ibadetle meşgul olunca Allah onu sever ve mahlûkatına da sevdirir.”

 Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

21. "İmanın zirvesi başa gelene sabır, kadere rıza, samimi bir tevekkül ve Allah’a boyun eğmektir.” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

22. “İlim ancak öğrenmekle olur. İlim için sabah çıkıp akşam dönmenin cihad olmadığını sanan kimsenin aklı eksiktir.”

 Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

23. “Evlatlarım! Geniş zamanınızda Allah’ı unutmayın anın ki, Allah da zor ve dar zamanlarınızda sizi ansın. Ben Peygamberimiz’den; “Mescitler bütün muttakilerin evleridir” sözünü işittim. Sizler de mescitleri kendilerinize ev edinin ki, Allah’ın rahmet ve mağfiretini kazanasınız.”

 Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

24.  "Ey kardeşim! Başına geldiğinde kulluk yapamayacağın belalara dûçar olmadan önce boş zamanlarını değerlendir ve musibete uğramış kimselerin duasını ganimet bil.” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh



25. “Ey kardeşim! Mescidi kendine ev edin. Çünkü ben Hz. Peygamber'in: "Mescitler muttakilerin evleridir" buyurduğunu işittim. Allah Teâlâ mescitleri ev edinenlere; bu dünyada rahat ve huzuru, öteki âlemde ise Rabbin rızasına kavuşmayı vadetmiştir.” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

26. “Ey kardeşim! Yetime merhamet göster. Onu kendine yaklaştırıp başını okşa! Ona kendi yemeğinden yedir; çünkü ben Hz. Peygamberin, kalbinin katılığından şikâyet eden bir kişiye şöyle buyurduğunu işittim: "Kalbinin yumuşamasını istiyorsan yetimi kendine yaklaştırıp başını okşa, ona kendi yemeğinden yedir!” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

27. “Bir saat tefekkür, bütün bir gece nafile ibadet etmekten daha hayırlıdır.” 

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh

 

28. “Sizin en hayırlılarınız âhiret için dünyayı, dünya için âhireti terk edenler değil; fakat her ikisi için de çalışanlardır.”

Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh

 

29.“Öyle bir zaman gelecek ki iyiliği emretmeyen, kötülükten menetmeyen kimseleri içinizde en hayırlı kişiler olarak göreceksiniz.”

 Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh

 

30. Huzeyfe bin Yemân bir adama: “İnsanların en kötüsünü öldürmen seni sevindir mi?” diye sordu. Adam “evet” cevabını verince Hz. Huzeyfe: “O zaman sen ondan daha kötü olursun” buyurdu. 

Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh

 

31. “Allah’ım, Sen’den tek isteğim, aziz olan bu dini kıyamete kadar aziz kılmandır. Allah’ım, ben öleyim ama İslâm’ın zillete düştüğünü görmeyeyim.” 

Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh

 

32. "İlim çok şey rivayet etmek, anlatmak değil; Allah'tan korkmaktır."

 Abdullah b. Mes'ûd radıyallahu anh

 

33. "Nifak, İslam'dan dem vurup onunla amel etmemendir. " 

Hz. Huzeyfe b. Yemân radıyallahu anh



34. "Utanmak ateşten daha hayırlıdır. "

 Hz. Hasan b. Ali radıyallahu anhuma

 

35. “Ağlayamıyorsanız ağlamaya gayret edin; zira cehennem ehli göz pınarları kuruyana kadar ağlayacak, sonra içinde gemiler yüzecek kadar kanlı yaşlar dökecekler.”

 Ebû Musa el-Eşarî radıyallahu anh

 

36. "Mukaddes olan bir yer, hiçbir insanı mukaddes yapmaz. İnsanı ancak ameli mukaddes kılar." 

Hz. Selmân-ı Fârisî radıyallahu anh

 

37. "Eğer Allah için mücadeleye girişmişsen; mert adama yakışan tek başına da kalsa mücadeleye devam etmesidir. Daha ne kadar yaşayacaksın? Unutma, en güzel şeref Allah yolunda şehit olmaktır." 

Hz. Esmâ binti Ebî Bekir radıyallahu anh

 

38. "Dostlar! Bilen, bildiğini söylesin. Bilmeyen de "Allah bilir " desin. Zira insanın bilmediği konuda "Allah bilir" demesi de bir ilimdir. Allah Teâlâ, Peygamber'i sallallahu aleyhi ve sellem'e şöyle buyurmuştur:

"De ki: Kur'ân'ı tebliğden ötürü sizden bir ücret istemiyorum. Ben, kendiliğinden bir şeyler uydurup size dayatmak isteyen biri de değilim."

 Abdullah İbni Mes'ûd radıyallahu anh

 

39. "Sünnet çerçevesinde itidalli davranmak, bid’at içerisinde çaba sarf edip yorulmaktan daha hayırlıdır."

 Abdullah b. Mes'ûd radıyallahu anh

 

40. "Kur’ân okuyun. Duvarlara asılan mushaflar sizi aldatmasın. Kurânı gerçekten idrak ve muhafaza eden bir kalbe Allah Teâlâ asla azap etmeyecektir." 

Ebû Ümâme radıyallahu anh 

 

41. "Her şeyiyle, kardeşinden başka kimin var ki? Kardeşine ikramda bulun ve ona yumuşak davran. Ona karşı kıskanç olma, çünkü onun elindekilere sen de erişebilirsin. Yarın ona ölüm gelir de ondan ayrıl­mak sana azap olarak yeter. Hayatta hakkını ödeyeme­mişken, ölümünden sonra ona nasıl ağlayabilirsin?"

 Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh

 

42. "Şüphesiz Allah'ın zikriyle dilleri ıslak olanlar, Cennete gülerek girerler."

 Ebû Derdâ radıyallahu anh

 

43. “Mü’min kimse günahlarını, her an üzerine düşüverecek bir dağ gibi görür. (Açıktan ve çokça günah işleyen) fâcir ise günahlarını, burnu üzerine konan ve kovalayınca hemen kaçıverecek bir sinek gibi görür.” 

Hz. Abdullah b. Mes’ûd radıyallahu anh  

 

44. "(Kıyamet günü) kulun ayakları, şu dört soruyla muhatap olmadan yerinden kımıldamaz: hayatını nerede geçirdiğinden, gençliğini ne uğruna harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden, bedenini hangi işleri yaparak yıprattığından..."

 Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

45. Abdullah ibn Mes'ûd oğluna şu nasihati verdi:

"Ey oğlum! İşlediğin günahlardan dolayı (çok) gözyaşı dök, ağla!"

 

46. "Ben dünyada, (Allah uğrunda) binitli olarak sabah erkenden yola çıkan, sonra da geri dönen bir mücahit  olmayı isterim." 

Abdullah İbn Mes'ûd radıyallahu anh

 

47. "Her kim dünyayı arzularsa, âhiretine zarar verir. Her kim de âhireti elde etmeyi arzu ederse, dünyasına zarar verir. Ey insanlar! Siz ebedî olan uğruna fani olana zarar verin!"

 Abdullah İbn Mes'ûd radıyallhu anh

 

48. " Susmak hikmettir; ancak onu yerine getiren pek azdır."

 Enes b. Mâlik radıyallahu anh

 

49. "Herhangi bir âlim vefat ettiğinde İslam (toplumun)da onarılamayacak bir gedik açılmış olur." 

Abdullah İbn Mes'ûd radıyallahu anh

 

50. "Yeryüzü, bir müslümanın ölümünden dolayı kırk sabah ağlar." 

Abdullah İbn Abbâs radıyallahu anh

 

51. "Allah'a göre bir mü'min, kendi katındaki meleklerden daha değerlidir."

 Ebû Hureyre  radıyallahu anh

 

52. "Allah'a kavuşmanın dışında müslümana asla rahat yoktur."

Abdullah İbn Mes'ûd  radıyallahu anh

 

53. Temîm ed-Dâri radıyallahu anh, sabaha kadar (meâli) şu (olan) âyeti kendi kendine tekrar eder dururdu:

"Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar." (Câsiye Suresi, 21.)

 

54. "Ben, kanatlarını açıp uçan bir kuş olmayı arzularım." 

Abdullah İbn Mes'ûd  radıyallahu anh

 

55.  Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh, ağaç dalına konmuş bir kuş gördü ve "Keşke şu kuşun yerinde ben olsaydım!" diye hayıflandı.

 

56. "Bir kulun malı ne kadar çok olursa, (ahirette) onun hesabını vermek de o kadar zor olur. Tâbileri (bağlıları) çok olanın düşmanları da çok olur. Yöneticilere yakınlığını arttırmaya çalışanlar aslında Allah'tan uzaklıklarını arttırıyorlar demektir." 

Ubeyd b. Umeyr radıyallahu anh

 

57. Abdullah İbn Mes'ûd  radıyallahu anh bazen şöyle dua ederdi:

"Allah'ım, azdıran zenginlikten, unutturan fakirlikten, kötülüğe sürükleyen hevâdan, saptıran amelden sana sığınırım!"

 

58. "Sen, talebe olmadan asla âlim olamadığın gibi, bildiklerinle amel etmeden de asla âmil olamazsın!" 

Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh

 

59. "Kişinin gözlerini ve dilini koruyan sığınağı evidir. Çarşı/pazar yerlerinde çokça bulunmaktan sakının! Böyle yerler, insanı iyi işler işlemekten alıkoyup oyalar." 

Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh

 

60. Abdullah ibn Mes'ûd oğluna şu nasihati verdi: 

"İçine sığacağın kadar evin, kendine sahip olup kontrolünde tuttuğun bir dilin olsun yeter. Bir de günahlarına ağla!"

 

61. "Hayır söyleyin ki, bu sıfatla tanınasınız. Hayrı uygulamaya koyun ki, hayır sahiplerinden olasınız. Sakın aceleci, müsrif ve yaygaracı olmayın!"

 Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

62. Dahhâk b. Müzâhim, "O'na ancak güzel sözler yükselir. Amel-i salihi de  Allah'a, o güzel sözler ulaştırır" âyetini, "Güzel kelimeleri Allah'a amel-i salih ulaştırır" şeklinde anlamlandırmıştır.

 

63. "Kanımca, kişi, bildiği ilimleri işlediği günahlarından dolayı unutuyor."

 Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

64. "Kıyamet gününde günahı en çok olanlar, dünyada iken batıl/boş konulara çokça dalanlar olacaktır." 

Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

65. "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a and olsun ki, yeryüzünde uzun süre hapsedilmesi gerekli varlık, dilden başkası değildir."

 Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

66. "Yüce Allah'a sevimli gelen en güzel söz, kulun; "Günahlarımı itiraf ediyorum, bana ihsan ettiğin nimetleri de itiraf ediyorum. Beni bağışla, günahlarımı bağışlayan da yalnızca Sensin!" demesidir." 

Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

67. "Şirk'in oluşması, bir karıncanın kımıldayarak hareket etmesinden daha gizlidir. Bazen insan, Allah'a şirk koşar da bundan haberi olmaz. Allah korusun!" 

Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

68. "Gerçekten de Yüce Allah, bir kimsenin, diğer insanlara göstermek (riya) ve duyurmak amacıyla amel edenlerin yaptığı bu amelleri dinleyip kabul etmediği gibi kalben kesin ve ihlaslı bir yönelişle yapılmayan duayı da kabul etmez. Duaların -yalnızca- iyi ve seçkinlerini kabul eder."

 Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

69. "Kalpler kalplere benzemedikçe kıyafetler de birbirine benzemez."

 Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

70. "İsterseniz yemin de edebilirim. Kulları içerisinde Allah Teâlâ'ya en sevimli olanı, Allah'ı sevmekle kalmayıp O'nu diğer insanlara da sevdirendir. Yine Allah Teâlâ'ya kulları içerisinde en sevimli olanı, yeryüzünde dini tebliğ için en uygun zamanı tespit amacıyla (ay ve güneşi izleyerek) hava durumlarını tespit edenlerdir." 

Ebu'd-Derdâ radıyallahu anh

 

71. "Kurtuluş iki şeydedir: niyet ve akıllı davranmakta; helak ise ümitsiz olma ve kendini çokça beğenmektedir." 

Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

72. "Rabbinden korkan, akrabasıyla ilgisini devam ettiren kimsenin ömrü uzatılır, serveti çoğaltılır ve onu aile fertleri sever." 

Abdullah ibn Ömer radıyallahu anhüma

 

73. "Bir mümin için en çirkin huy, ağzının bozuk olmasıdır."

Abdullah ibn Mes'ûd radıyallahu anh

 

74.  Hz. Ömer'in âzatlısı Eslem şöyle der: Bir gün Ömer ibnü'l- Hattâb radıyallahu anh:

''Sevgin aşırı, nefretin yok edici olmasın'' buyurdu. Bunun üzerine ben: ''Bu nasıl olur?'' diye sordum. Bunun şöyle olduğunu söyledi:

''Sevdiğin vakit, çocuk gibi aşırı seversin. Nefret ettiğin vakit de arkadaşının mahvolmasını istersin.''

 

75. Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

''Yutulan şeyler içinde, Allah katında en değerli olanı, bir kulun Allah rızâsı için yuttuğu öfke yudumudur.''

 

76. Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

''Hayâ ile iman yan yana bulunur. Biri ortadan kalkarsa ötekide kalkar.''

 

 

77. Abdullah ibni Amr ibni Âs radıyallahu anhümâ şöyle der:

"Asıl yalancı, yalan yere yemin edendir. Cimri, selâm vermekte cimrilik gösterendir. Hırsız ise (rükû ve secdesini tam yapmayıp) namazdan çalandır."

 

78. "İnsan, Allah'ın rızasını, ana-babayı hoşnut ederek; Allah'ın gazabını da onları öfkelendirerek üzerine çeker."

  Abdullah b. Ömer radıyallahu anh

 

79. "Allah katında büyük günahlardan biri de, kişinin annesine ve babasına bir başkasının sövmesine yol açmasıdır."

 Abdullah b. Amr radıyallahu anh

 

80. “Hayat, iman ve cihaddır.” 

Hz. Hüseyin radıyallahu anh 

 

81. "Namaz kılmaktan yay, oruç tutmaktan çivi gibi olsanız da; haram ve şüpheli şeylerden kaçınmadığınız müddetçe; Allah o ibadetleri kabul etmez." 

Abdullah b. Ömer radıyallahu anh

 

82. "Kul, kalbini rahatsız eden şeyleri terketmedikçe, takvanın hakikatine eremez."

Abdullah b. Ömer radıyallahu anh

 

83. “Allah’a en güzel şekilde kavuşmak isteyen kişi ezan okunduğunda beş vakit namazını kılsın. Çünkü onlar Peygamberinizin sizlere açtığı hidayetin yollarıdır. Bana: “Benim evimde namazgâhım var, orada namaz kılıyorum” demeyin. Eğer böyle yaparsanız Peygamberinizin yolunu terk edersiniz. Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz sapıtmış olursunuz."

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

84. Muâz b. Cebel radıyallahu anh geceleri teheccüd namazını kılar, namazdan sonra Rabbine şöyle dua ederdi:

“Allah’ım, şu anda gözler uykuda ve gökte yıldızlar parlamış durumda. Sen ise diri ve her an yarattıklarını gözetip duransın. Allah’ım, Cenneti gevşek istiyor, cehennemden yavaş kaçıyorum. Allah’ım, bana yanında beni doğruya ulaştıracak bir yol kıl. Şüphesiz Sen, sözünden dönmezsin."

İbnu’l Esîr, Üsdü'l-ğâbe, V, 196.

 

85. Mutlu yaşamayı, şehitliği, haşir günü kurtuluşu, (haşrin) sıcağında gölgeyi, dalaletten hidayete erişmeyi diliyorsanız Kur’ân okumaya devam ediniz. Çünkü O, Rahmân’ın kelâmıdır, şeytanın kötülüğünden korunmak için sağlam bir kaledir ve mizanda ağır basacak faziletli bir ameldir.

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

86. "Gelin, bir saat oturup iman edelim."

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

87. “Sevdiğin bir din kardeşinle sakın tartışma, onunla zıtlaşma ve onu başkasına sorma! Belki sorduğun kimse, onun düşmanı olabilir ve onda bulunmayan bir şeyi sana söyler, böylece arkadaşınla aranızı bozar.”

Muâz b. Cebel radıyallahu anh

 

88."Yarın Allah’ın huzuruna Müslüman olarak varmak isteyen kimse, devamlı surette farz namazları ezan okunan yerde kılsın."

Abdullah ibni Mes’ud radıyallahu anh 

 

 

 

Yorumlar

Yeni yorum ekle

Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.