Ahmet TÜRKBEN

İçimizdeki Putları Devirmek

İslam, yeryüzü iktidarından önce, gönüllerin iktidarını önceliyordu. İnsanları tevhide davet ederken gerçek hürriyetin de Hakk’a kölelikte aranması gerektiğini ilan ediyordu.

Bir İç Kararması Olarak Günah

“Mü’min, günâhını, altında oturduğu ve sanki her ân üzerine düşme tehlikesi olan bir dağ gibi görür. Bu koca dağ üzerime düşer mi, diye korkar durur. Fâcir/Münafık ise, günahını burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür.”

Her Şey Bir Noktayla Başladı

“Kulun kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur” buyuruyor Allah Rasûlü. Günahlarla iç dünyamızdaki bu kararma, adım adım dış dünyamıza da yansıyacak; sosyal, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla yeryüzü zulmete boğulacaktı.

Bir Diriliş Çağrısıdır Ezan

Bir memlekette çocuklar ezan sesleri ile büyüyorlarsa, bu çağrı devam ettiği müddetçe o toprağın çocuklarının tarihine, özüne ve ruh köklerine dönüşü mümkün demektir.

Cemaat Olmak, Ama Nasıl?...

Cemaat olmak, büyük ümmet ailesinin bir şubesi, küçük bir parçası olmaktır. Bütünün bilincine sahip olmayan, parçayı bütün zanneder ve bütünü parçalar. Cemaatin çıkarlarıyla ümmetin çıkarları çatıştığında ümmetin çıkarlarını yeğlemek esastır.

Ensar ve Muhacir Örnekliğinde Kardeşlik Bilinci

Nimet biliriz kardeşimizi, kardeşliğimizi. Ayet-i kerimenin (Enfal,63) ifadesiyle bu nimet Allah’tandır. O’nun iman nimeti sayesinde kardeşler olduk biz. Yeryüzündekilerin tümünü harcayacak olsak biz bu birlikteliği sağlayamazdık. Kardeşsiz kalmak uçurumun kenarında olmaktır iman ölçeğinde. Kalpleri birbirine ısındıran O’dur.

Aşkın Bir Adı Da Yorulmamaktır

Evet, bir yürek parçalanmasıdır yaşanan. Yüreklerimizdeki pası silecek ve tutulduğumuz her ne ise bizi Hakk’tan, hakikatten, dertten, sevdadan, endişeden ve aşktan uzaklaştıran, cümlesinden arındıracak bir tevbeye ne kadar da muhtacız!

İslâm'ın İlk Mescidi Olan Takva Mescidinin Düşündürdükleri

Yeryüzünde bina edilecek tüm yapıların ve özellikle de Allah’ın dininin şiarı olan tüm mabedlerin hangi manevi temele dayanması, hangi niyet ve amaç için inşa edilmesi gerektiğinin numune-i imtisali olmuştu Kuba Mescidi.

Seferimiz Kutlu Ola

Bir amacı olmalıydı Mü’min’in, topluma bakan yönüyle. İman etmek; bir dert, sevda ve dava ile yaşamaya talip olmak demekti. Bu dava, tek başına güdülecek bir dava değildi, birlikten güç alarak toplumu kuşatacak ve dönüştürecek nitelikte bir davaydı. Ortak bir havuza akmalıydı tüm fikirler.

Gönlümüzde Her Daim Kur'an Neşesi

Hayatın dağdağası bizi meşgul etmekte ve bir koşuşturmacadır sürmektedir. Bu, zamanla bir kısır döngü oluşturmakta, bizi günübirlik yaşamaya ve dünyevi kaygılara mahkûm etmektedir. Kıldığımız namazlar, özünden uzaklaşmakta, ibadetlerimiz gitgide alışkanlık boyutuyla devam edip âdet halini almaktadır.
RSS - Ahmet TÜRKBEN beslemesine abone olun.