Ahmet TÜRKBEN

1971’de Eskişehir’de doğdu. İlkokul öğreniminden sonra 1983-84 döneminde Ziya Paşa Kur’an Kursunda Abdullah Akçay Hocaefendi’de hafızlığını ikmal etti. Oflu Kurra Hafız Mehmet Sarıcaoğlu’ndan Ta’lim ve Tashîh-i Hurûf dersi aldı. 1984 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme Kurulu tarafından Ankara’da düzenlenen ‘Hafızlık Yarışması’nda Türkiye Birincisi oldu. Ortaöğrenimini Eskişehir ve Bursa İmam Hatip Liselerinde tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Özel Öğretim Kurumlarında Türkçe-Edebiyat Öğretmeni olarak başlayan çalışma hayatı, İlköğretim Müdür Yardımcılığı, Fen ve Anadolu Lisesi Müdürlüğü ile devam etti. Gençlik, eğitim, din ve toplum konularında deneme, makale ve seyahatname türünde yazdığı yazılar çeşitli dergi, gazete ve sitelerde yayımlandı. İHH, Deniz Feneri gibi yardım kuruluşlarının yurt dışı yardım organizasyonlarına gönüllü olarak katıldı. ÖNDER Yönetim Kurulu üyeliği, İMH Yönetim ve Yüksek İstişare Kurulu üyeliği yaptı. İVEM Yönetim ve Eğitim Kurullarında Müfredat ve Yaygın Öğretim Programları Hazırlamada görev aldı ve Eğitim Kürsülerinde Kıraat/ Talim ve Tashih-i Huruf dersleri verdi. İkinci üniversite olarak İlahiyat Fakültesinden mezun oldu, yüksek lisansını İstanbul Medeniyet Üniversitesinde Eğitim Kurumları İşletmeciliği alanında yaptı.

2016’da Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevlendirilen Türkben, halen bu görevini sürdürmektedir. Evli ve 3 çocuk babasıdır.

 

Yayımlanmış eserleri:

İmanın Güneş Yüzlü Çocukları, Ensar Neşriyat

İmanın Güneş Yüzlü Öncüleri, Ensar Neşriyat

 

Cemaat Olmak, Ama Nasıl?...

Cemaat olmak, büyük ümmet ailesinin bir şubesi, küçük bir parçası olmaktır. Bütünün bilincine sahip olmayan, parçayı bütün zanneder ve bütünü parçalar. Cemaatin çıkarlarıyla ümmetin çıkarları çatıştığında ümmetin çıkarlarını yeğlemek esastır.

Ramazan Var Ramazandan İçeri

İnsanlar içerisinde insanlar vardır; müstesnadır, örnek ve öncüdürler. Mekânlar içerisinde mekânlar vardır, mukaddestir; şiar ve semboldürler. Zamanlar içerisinde zamanlar vardır; mübarektir, hayrın ve bereketin kaynağıdırlar.

Filistin Bizim İçin Neden Bu Kadar Önemli?

Mescid-i Aksa, hem tarihi ve sembolik bir değer olması cihetiyle hem de İslam’ın şiarlarından biri olması yönüyle Müslümanlar için bambaşka bir değeri haizdir. İslam’ın şiarlarına saygı göstermek, sahiplenmek ve korumak da Kur’an’ın ifadesiyle, Allah’a olan bağlılığın ve saygının bir tezahürüdür.

İçimizdeki Putları Devirmek

İslam, yeryüzü iktidarından önce, gönüllerin iktidarını önceliyordu. İnsanları tevhide davet ederken gerçek hürriyetin de Hakk’a kölelikte aranması gerektiğini ilan ediyordu.

Bir İç Kararması Olarak Günah

“Mü’min, günâhını, altında oturduğu ve sanki her ân üzerine düşme tehlikesi olan bir dağ gibi görür. Bu koca dağ üzerime düşer mi, diye korkar durur. Fâcir/Münafık ise, günahını burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür.”

Her Şey Bir Noktayla Başladı

“Kulun kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur” buyuruyor Allah Rasûlü. Günahlarla iç dünyamızdaki bu kararma, adım adım dış dünyamıza da yansıyacak; sosyal, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla yeryüzü zulmete boğulacaktı.

Bir Diriliş Çağrısıdır Ezan

Bir memlekette çocuklar ezan sesleri ile büyüyorlarsa, bu çağrı devam ettiği müddetçe o toprağın çocuklarının tarihine, özüne ve ruh köklerine dönüşü mümkün demektir.

Ensar ve Muhacir Örnekliğinde Kardeşlik Bilinci

Nimet biliriz kardeşimizi, kardeşliğimizi. Ayet-i kerimenin (Enfal,63) ifadesiyle bu nimet Allah’tandır. O’nun iman nimeti sayesinde kardeşler olduk biz. Yeryüzündekilerin tümünü harcayacak olsak biz bu birlikteliği sağlayamazdık. Kardeşsiz kalmak uçurumun kenarında olmaktır iman ölçeğinde. Kalpleri birbirine ısındıran O’dur.

Aşkın Bir Adı Da Yorulmamaktır

Evet, bir yürek parçalanmasıdır yaşanan. Yüreklerimizdeki pası silecek ve tutulduğumuz her ne ise bizi Hakk’tan, hakikatten, dertten, sevdadan, endişeden ve aşktan uzaklaştıran, cümlesinden arındıracak bir tevbeye ne kadar da muhtacız!

İslâm'ın İlk Mescidi Olan Takva Mescidinin Düşündürdükleri

Yeryüzünde bina edilecek tüm yapıların ve özellikle de Allah’ın dininin şiarı olan tüm mabedlerin hangi manevi temele dayanması, hangi niyet ve amaç için inşa edilmesi gerektiğinin numune-i imtisali olmuştu Kuba Mescidi.
Subscribe to RSS - Ahmet TÜRKBEN