Sahabe

Zâhir b. Harâm radıyallahu anh

Zâhir b. Harâm şehrin dışında, çölün ıssız bir köşesinde yaşayan fakir ve kimsesiz bir adamdı. O, bazı insanlar için hiçbir değer ifade etmeyen; ufak tefek, çirkin ve sevimsiz biriydi. Belki de bu yüzden insan içine çıkmıyor, kalabalıklara karışmıyordu. Alaycı bakışlardan, aşağılayıcı sözlerden kaçıp sırra karışmak, kaybolup unutulmak istiyordu.

Abbâd b. Bişr - Bir Destan Kahramanı

İslam düşmanları tek vücut olup Medine’ye saldırdıklarında Abbâd, Muhammed aleyhisselâm’ın hemen yanı başında, düşmanlarının karşısındadır. Günlerce süren Hendek Savaşı’nda açlık ve susuzluğa, şiddetli soğuğa rağmen her gece Efendimizin çadırı başında nöbet tutmuş, Peygamberinin güvenliğini sağlamıştır.

Keşke Ebû Zer Olsa...

Yalnız ve kimsesizdi. Kabilesinin eşkiyalığına, saldırganlığına dayanamamış yurdunu terk etmişti. Kendisine sığındığı dayısının da yanında duramamış, Mekke yakınlarında çölün bir köşesine çekilmişti.

Ümmü Umâre radıyallahu anhâ

Hudeybiye’ye katıldım sonra, Rıdvan Biatı’na, kaza umresine, Huneyn Savaşı’na, Taif Kuşatması’na. Cennette komşu olacağım Rasulümden dünyada da hiç ayrı durmadım. Mücadeleden kaçmadım. Ömrümün sonuna kadar zalime hesap sorup, kafirin karşısında durdum.

Bilâl-i Habeşî (r.anh)

Peygamber Efendimiz (as)'in: "Ey Bilal! İslam'da işledi­ğin ve en ziyade ümit beslediğin ameli bana söyle. Çün­kü ben bu gece (rüyamda) cennette önümde senin ayak seslerini işittim. "[2] sözleriyle henüz hayattayken cennet­le müjdelenen Bilâl-i Habeşî ne bahtiyar bir kimsedir.

Mazlum Âşık 'Ebû Hureyre radıyallahu anh'

Bize Rasûlullah sevgisini öğreten sahâbî efendilerimiz arasında Ebû Hüreyre'nin müstesna bir yeri vardır. Zira Kur'an-ı Kerîmden sonra dinimizin ikinci kaynağı olan hadîs-i şeriflerin bize gelmesinde en büyük gayreti sarf eden odur. Yüce dinimize yaptığı bu büyük hizmet sebebiyle müslümanlar ona şükran borçludur.

Kalk Yâ Ubeyde!

Ubeyde esmer tenli, orta boylu ve güzel yüzlüydü. Şehid olduğunda 63 yaşındaydı. O Muhammed aleyhisselâm’ın akrabalarının ilk şehidiydi.

Reci Vakası ve Bi'ru Maûne Fâciâsı

Adal ve Kâra kabilelerine mensup bir heyet Uhud savaşından bir kaç ay sonra Medine'ye gelmişti. Peygamber Efendimizle görüşen bu şahıslar, kavimlerinde İslam dinine girenlerin bulunduğunu söyleyerek, ondan kendilerine İslam'ın esaslarını öğretecek muallimler istediler. Onların samimi olduklarına inanan Peygamberimiz, beraberlerinde altı kişilik bir irşad heyeti gönderdi.

Yarım Kalmış Bir Hicretin Hikâyesi

Hâlid belki de rüyasında Allah Rasûlü ve sevdikleriyle mesut bir hayatın tadına varırken sinsi bir yılanın üzerine geldiğinden habersizdi. Birden vücudunda derin bir acı, dayanılmaz bir sancı hissetmeye başladı. Hâlid b. Hizâm’ın mübarek hicret yolculuğu çölün tenha bir köşesinde bir yılanın saldırısıyla son buldu.

Kardeşlik Destanı

“Birbirinizle alâkayı kesmeyin! Birbirinize sırt dönmeyin! Birbirinize kin tutmayın! Birbirinize haset etmeyin! Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!”
Subscribe to RSS - Sahabe