Peygamberimiz, son gazvesi olan Tebük seferini Bizanslılara karşı düzenlemiştir. Tebük, Medine'nin kuzeyinde, Medine-Şam arasında, her iki şehre eşit uzaklıkta yer alan bir mevkidir.
Eğer elinizde nimet varsa bu nimeti elinizde tutmaya bakın. "Bunu ben nasıl yapabilirim ki?" diye soruyorsanız bakın Rabbimiz ne buyuruyor: "Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti." (İbrahim, 7)
İtikâf, uzunca yıllar Türkiyeli Müslümanlar tarafından icra edilememiş ve uzak kalınmış bir ibadet. Yaygın olarak ihya edilmeye çabalandığı son yıllarda ise, her uzak kalınmış durumun içinde bulunduğu zorluklarla karşı karşıya…
Üzüntü ve sevinç zamanları insan irade ve direncinin kırık olduğu anlardır. Bu tür zamanlarda ağızdan çıkacak bir kelime veya cümle insanın mahcubiyetine, Müslümanın imandan mahrumiyetine bile sebep olabilir. Bu sebeple de tehlike pek büyüktür.
Bir mü’min, ‘Benim Rabbim rahmet kaynağıdır, benim kusurlarımı da bağışlar” diye hep ümit içinde yaşamalıdır. Çünkü Allah Teâlâ yüzlerce âyette kendisini bize “Gafûrün rahîm” yani çok bağışlayan, koruyup gözeten diye tanıtır. Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyiniz ve Ona tövbe ediniz buyurur. Böyle ümit içinde yaşamaya recâ denir.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen O (a.s.), insanları hiçbir menfaat gözetmeksizin tevhide çağırmaya, sarsılmaz bir kararlılıkla devam etti. İşte böyle bir durumdayken Rasûlullah (a.s.) isrâ ve miraç denilen ilâhî mükâfata mazhar oldu.
Muhammed aleyhisselâm göklere çıkarıldı. Orada hak dava uğruna mücadele vermiş, eza ve cefaya maruz kalmış, zindanlara mahkûm olmuş peygamberlerle görüştü. Allah celle’nin ayetlerinden bir kısmına, Rabbinin güç ve kuvvetine şahit oldu, gönlü sürura kavuştu, yüreği teselli buldu.
Raşit Hocamız gerçekten her yönüyle bilhassa da iyi, güzel ve kamil insan olma noktasında bizler için örnek ve model şahsiyetti. Derdi, ideali ve mefkûresi olan hocamızdı. En büyük derdi ve ideali genelde dini özelde Hz. Peygamber (s.a) ve hadis/sünnetini insanlara en doğru şekilde ulaştırma ve yaşatmaktı.
Her insanın bir sığınağı olmalı şu hayatta. Kalbini yoran ve kendini göğüs kafesinin dışına atmak istemesine sebep olan her şeyden uzaklaştırabilecek bir sığınak...
"Yokum arkadaş düşünmekle varılan tada
Hayata yalnızca kafanı banmak"
Bu ifadeler, günümüzde dini, vahyi, nübüvveti, metafiziği, gaybı, maverayı, öteleri, kalbi, ruhu, duyguları velhasıl insanı insan yapan membaları, olmazsa olmaz hassalarımızı göz ardı edenlere bir şair tarafından çok çarpıcı bir uyarıdır aslında.