Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN

1954 Erzurum Oltu'da doğdu. 1966 senesinde İstanbul Gaziosmanpaşa Küçükköy İlkokulu'nu, 1969 senesinde Sakarya İmam Hatip Okulu'nun orta kısmını, 1972 senesinde de aynı okulun lise kısmını bitirdi. 1976 senesinde İstanbul Yüksek islam Enstitüsünü bitiren Mustafa Ağırman, bir dönem Samsun Alaçam İmam Hatip Lisesinde vazife yaptı. 1987 senesinde Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Hz.Muhammed Döneminde Mescidin Fonksiyonları isimli tezi ile Yüksek Lisansını tamamladı. 1992 senesinde aynı üniversitede Hz. Muhammedin Savaş Stratejisi isimli tezi ile doktorasını tamamlayan Mustafa Ağırman, aynı sene Atatürk Üniversitesi ilahiyat Fakültesinde 1982 senesinden beri sürdürmüş olduğu öğretim görevliliği vazifesinde Yardımcı Doçent oldu. 2002 senesinde doçent olan Ağırman, halen atatürk Üniversitesi ilahiyat Fakültesi islam Tarihi ve Sanatları Bölümünde öğretim üyeliği yapmaktadır. 2008 yılında Profesörlüğe yükselmiştir. Evli olan Ağırman, iyi seviyede Arapça ve Fransızca bilmektedir.

Peygamber Düşmanları

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de, peygamberlerin önüne engel çıkaran zalim ve despotların nasıl bir akıbetle başbaşa kaldıklarını ve nasıl helak olduklarını bizlere uzun uzadıya anlatır.

Teberrük

Teberrük, bir şeyi bereket ve saâdet vesilesi sayarak almak, vermek ve kullanmak mânâsına gelir. Uğur ve bereket saymak, İlâhî hayra hissedar olmak anlamına da gelir. Hz. Peygamber Efendimiz hayatta iken ve vefat ettikten sonra sahâbe-i kirâm, ona ait olan her şeyi teberrüken kullanmış ve saygı göstermiştir.

Hz. Adiy b. Hâtim ile Hz. Peygamber'in Evindeyiz

İslâm’da nihâi hedef, iktidar olmaktır, yani Allah’ın dînini, Allah’ın arzına hâkim kılmaktır. Biz Müslümanların en başta gelen görevi, İslâm’ı yeryüzüne yaymak ve onu iktidar yapmaktır.

Hz. Peygamber Efendimiz Annesinin Kabrini Ziyaret Ediyor

Hicretten sonra Medine'ye yerleşen Hz. Peygamber, annesinin kabrini birkaç kere ziyaret etmiştir. Hicretin altıncı senesinde Hudeybiye'ye giderken Ebvâ'ya uğramış ve annesinin kabrini ziyaret etmiştir. Bu ziyaret esnasında kabir taşlarını düzelten ve kabrin başında ağlayan Hz. Peygamber'e niçin ağladığı sorulunca, "Annemin şefkat ve merhameti gözümün önüne geldi de onun için ağladım" cevabını vermiştir.

Ağlama Kızım, Cennette Buluşacağız!

Hz. Peygamber, kızı Fâtıma'yı yanına çağırdı; o da yürüyerek babasının yanına gitti. Yürüyüşü, babasının yürüyüşüne çok benzerdi. Hz. Peygamber, kızını yanına oturttu ve onunla özel olarak bir şeyler konuştu. Bu konuşmadan sonra Fâtıma ağladı.

Ramazan Ayı ve Savaş

İslâm Tarihinin en önemli iki zaferi olan Bedir zaferi ve Mekke’nin fethi Ramazan ayında gerçekleşmiştir. Yıllardan beri Kâbe’yi işgal eden putlar ve Arap yarımadasındaki diğer putlar Ramazan ayında yıkılmıştır.

Mustalikoğulları Savaşı'ndan Ders Alalım

Kanlı bir çatışma çıkmak üzereydi. Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber, koşarak gelip iki topluluğun arasına girdi. Çok öfkeliydi. Şahitlerin ifadesine göre Hz. Peygamber'i o güne kadar hiç böyle öfkeli görmemişlerdi.

Abdullah b. Ebû Bekir - Yaşı Küçük Ama Yaptığı İş Büyük

Hz. Peygamber, Abdullah’a istihbârât görevi gibi önemli bir görevi verirken, kimsenin onu önemsemeyeceğini ve izlemeyeceğini düşünmüştü. Hz. Âişe’nin ifadesiyle cesur, akıllı ve becerikli bir genç olan Abdullah, üç gün boyunca her akşam evlerinde hazırlanan yiyeceği alıp mağaraya götürür ve Mekke’de olup bitenleri Hz. Peygamber’e ve babasına aktarırdı.

Hz. Peygamber'in Cenaze Namazı

Sevgili Peygamber Efendimiz, Medîne’de, Hicretin on birinci yılının Rebîülevvel ayının on ikisinde (08 Haziran 632) Pazartesi günü öğleye doğru vefat etti. Sahâbe-i kirâm efendilerimiz, önce bu vefat olayını kabul edemediler. Hz. Ebû Bekir (r.a.) gelip bu gerçeği ilan ettikten sonra herkes O’nun vefat ettiğini kabul etti.

Hz. Peygamber'in Evindeki Yetimler

Hz. Peygamber Efendimiz, Ümmü Seleme'nin ve Ümmü Habibe’nin çocuklarını kendi çocukları gibi sever ve öylece himaye ederdi. Bu çocuklarla şakalaşır, kendilerini sever ve onlara babalarını aratmazdı. Bir keresinde Ümmü Seleme’nin kızı küçük Zeyneb’in yüzüne şaka ile biraz su serpmiş ve onu neşelendirmişti. Zeyneb, yaşlandığı zaman bile yüzünde gençliğin tazeliğini korur, bilenler de bunu yüzüne serpilen suya bağlarlardı.
Subscribe to RSS - Prof. Dr. Mustafa AĞIRMAN