Merve KAHRAMAN ÖZTÜRK

Ne de Olsa Kışın Sonu Bahardır

Fazlasıyla sert başladı, sert gidiyor şubat. Ferah, ılık, bereketli bir yaz kapıda demek ki. Acının önünde kuyruk olduk upuzun. Baharı uzun yaşayacağız belli ki. Çok yaş döktü gözlerimiz, neşeli günleri besledi böylece belki.

YOK DEVE!

Şimdi, onlar Dünya’nın şu tarafından, Olimpos Dağı’nın çocukları. İşte oradan olmayanlara dudak bükerler. Mesela, 12 yaşındaki Filistinli Muhammed’i, babasının kucağında öldürdüler. Teröristler nice ormanları ateşe verir, “yazıklar olsun” bile demezler.

Bir Fincan Kahve Olsam

Bir fincan kahve olsam şöyle taze çekilmiş, köpüklü, orta şekerli… Kırk yıl hatrım olsun istemezdim. Ben bir fincan kahve olsam; yirmi yıldır kızını tanımayan alzheimer hastası annenin, “Kızım” diye seslendiği o gün karşılıklı içilen anne-kız kahvesi olmak isterdim.

KISASTA HAYAT VARDIR

Mesela O, “Kısasta hayat vardır”[1] diyor. Yani cana kıyanın, canına kıyılsın. Başka birine daha zarar verme ihtimali ortadan kaldırılsın. Bu olay emsal teşkil etsin, başka caniler için de caydırıcı olsun. Şu kanunda değme avukat bir açık bulup da katili kurtaramaz. Çünkü kusursuz. Eksiği yok. Çünkü Allah yapısı.

Ses Veren Adam: NURİ PAKDİL

Nuri Pakdil bizim için sadece önemli bir düşünür, büyük bir yazar, kıymetli bir insan değil; modern zaman çıkmazlarında “Ne yapalım, nasıl olalım?” çaresizliğini yaşadığımız durumlarda kendisinden cevap alıp tavır geliştirdiğimiz bir isim oldu. “Bir çentik at tarihe haydi uzat / Ellerini varır bulur ellerim” diyerek sesimize ses veren adamdı o. Öyle de kalacak.

Ne Milletsin!

Mazlumun kaderinde de güzel günler için bizi beklemek varsa, “Ne milletsin?” sorusunun cevabı şudur: “Hakikaten ne milletiz be!”

Ölümlerden Ölüm Beğenmek

Azrail’i ne şekilde karşılayacağımızı, yaşadığımız hayat belirliyor. Ölümlerden ölüm beğenmek elimizde.

Modern Cahiliyyeden İslam'a

Biz, “İslam’ın ruh hayatı” diye tarif edilen tasavvufu ya sakınılacak bir tehlike olarak görüyor ya da “kocakarı imanı” diyerek küçümsüyoruz. Halbuki tüm dünyaya ve Anadolu’muza, din önce ruh hayatı anlatılarak yayılmıştır.

ÇİÇEK DEĞİLİZ, İNSANIZ!

Yaşarken ölen, sormadan evlendirilen ve yanlış karara itilen üç kadın… Sayısız kadından yalnızca üçünün hikâyesi. Benim, senin, onun yargılarımız ile oluşan toplum normları, din diye bilinen gelenekler ve gelenek zannedilen cinayetler bu hikâyelerin fâili.
RSS - Merve KAHRAMAN ÖZTÜRK beslemesine abone olun.