Merve KAHRAMAN ÖZTÜRK

Ümmü Umâre radıyallahu anhâ

Hudeybiye’ye katıldım sonra, Rıdvan Biatı’na, kaza umresine, Huneyn Savaşı’na, Taif Kuşatması’na. Cennette komşu olacağım Rasulümden dünyada da hiç ayrı durmadım. Mücadeleden kaçmadım. Ömrümün sonuna kadar zalime hesap sorup, kafirin karşısında durdum.

“Bayram O Bayram Ola”

Eğer “bayram” algımız bu dünyaya aitse; şeker-çikolata-baklava-börek-sarma ziyafeti, kabir ziyareti, el öpme merasimiyse yalnızca; yazık bayramımıza!

Siyer Yazıları 5: Mağara

İnsan, yaratılmışların en şereflisidir. Ona tavsiyede bulunmak bir taş yığının haddi değildir. Ama herhangi bir mağara değil, ilk vahyin tek şahidi olan bir mağara olarak dinlersen beni, son bir sözüm olacak.

Siyer Yazıları 4: MEKKE

Yaratılan her şeyin bir kaderi vardır. Şehirlerin de. Onlar da doğar ve ölür. Üzülür ve güler. Kendilerine çizilen hayatı yaşar. Ben de o şehirlerden biriyim. O şehirlerin en mutlusu ve en mahcubuyum.

Siyer Yazıları 3: HASIR

Tarihin tüm liderleri pamuktan, yünden, tüyden, konforlu yatakları ve görkemli tahtları kullanırken, kuru ekmek yiyen Kureyşli bir kadının oğlu beni tercih etti. Kendisini böyle tanıtıyordu ama baş tâcım, göz nurum, yurdum, sığınağım, tüm kâinatın efendisi idi aslında. Ne var ki hiç konfor aramaz, şikâyet etmez, dünyaya bir ağaç altında konaklayan yolcu kadar bağlanırdı.

Siyer Yazıları 2: ESMÂ

Kendimi bildim bileli O’na hizmetteyim. Babam can dostu Muhammed’in son peygamber olduğunu öğrendiği an şehadet getirdi ve bizi de İslam’a davet etti. Böylece hem ilk Müslümanlardan olma şerefine nail oldum hem de babamın Rasûlullah’tan getirdiği ahlak ve edep ile yetiştim.

Siyer Yazıları 1: PAZARTESİ

Ben, o günüm: Pazartesi. Başlarda bu zikrin sebebini bilmezdim. Sonra, Rebiülevvel ayının 12’sine denk geldiğim 571 yılında bir şeyler oldu. Güneş yüzünü göstermedi Dünya’ya. Ay kendini gizledi. Yıldızlar söndü. Dünya hayatının sonuncu günü olduğumu düşündüm. Her şey bitti derken bir aydınlık, bir nur, bir neşe dalgalanmaya başladı...

YÜZLEŞME

Adliye koridorlarında sıradan bir gün. Dosyalar gelmekte ve gitmekte. Duruşma salonları dolup boşalmakta. Hakimler, avukatlar, şahitler, sanıklar, müştekiler. Ve o kız. Çoook uzun zamandır sabırla sıranın kendi davasına gelmesini bekleyen inatçı kız. Yine oturmuş 28. duruşma salonunun kapısında bekliyor.

Ne de Olsa Kışın Sonu Bahardır

Fazlasıyla sert başladı, sert gidiyor şubat. Ferah, ılık, bereketli bir yaz kapıda demek ki. Acının önünde kuyruk olduk upuzun. Baharı uzun yaşayacağız belli ki. Çok yaş döktü gözlerimiz, neşeli günleri besledi böylece belki.

YOK DEVE!

Şimdi, onlar Dünya’nın şu tarafından, Olimpos Dağı’nın çocukları. İşte oradan olmayanlara dudak bükerler. Mesela, 12 yaşındaki Filistinli Muhammed’i, babasının kucağında öldürdüler. Teröristler nice ormanları ateşe verir, “yazıklar olsun” bile demezler.
Subscribe to RSS - Merve KAHRAMAN ÖZTÜRK