Sena HALİLOĞLU

Sen Yeter Ki Yola Çık!

Ruhlar bedene, bedenler dünyaya göç ediyor. Ana yurt cennet, vefalı bir dost gibi yeniden göç bekliyor. Dünyanın sadrı Mekke. Lakin putlar dolmuş içine. Kalpler kara noktalarla dolmuş. Yetimin gözyaşı; gömülen kızın saçı kara.

KOŞ! …Bir Kölenin Ardından Koşmak…

Burası neresi? Bu yalçın kayalar arasındaki çorak vadi. Etraf çöl… Ipıssız. Ses bile geliyor geri. Ne oldu şimdi? Hani seçilmişti? Basit bir cariye iken efendisine verilmiş sonra kendisine bir yavru verilmiş sonra da buraya getirilmişti. Peki ya neden?

Görmeden Sevdik Seni

Ey nazlı, siyah ve peçeli güzel! Görmeden sevdik seni. Hem çağırıyor hem gizleniyorsun. Adın değince yüreğime, bir sızı yayılır gönlüme.

Üzülme!

Zindan varsa rüya var. Çöl varsa selvâ var. Çarmıh varsa ref’ var. Kurban varsa koç var. Musibet varsa Allah var. Üzülme! Allah (c.c) sabredenlerle.

Zakkum

Zakkum da ne ki? Hurma ve kaymaktan yapılan bir yemektir ey Arapların efendisi, ey hikmetin babası! Öyleyse söyleyin cariyelere, hazırlasınlar şu Muhammed’in yeni sözlerindeki zakkumu...

Zebani

Ebû Cehil’in ağzı ateş saçıyor… “Analarınız ağlasın. İbni Ebi Kebşe’nin oğlunu işitiyorum. Size cehennem bekçilerinin on dokuz adet olduğunu haber veriyor. Sizler demir pehlivanlarsınız. Onunuz onlardan bir adamı yakalamaktan aciz mi?”

Uzlaş(ma)!

Ayağında prangalar olsa bile sen Hakk’a yaklaş. Şeytandan öte insanların vaadine kanma!

Tane Tane Oku

Ağır ağır, tane tane oku. Oku, çok okunacak olanı. Yer ve gök ehlinin heyecanla beklediği kelâmı. O ki bir Ramazan gecesi, kuvvetli bir elçi eliyle, beşer cinsinden emin bir başka elçiye indirildi. Yerdekilerin elçisi, önce korktu sonra rahatladı sonra ‘kaçırırsam’ diye heyecanlandı.

Kalk!

Yâ eyyühe’l-müzzemmil! Gecenin bir kısmı hariç kalk! Bak, kuşlar uykuda. Karınca, yuvasında. Güneş, perde ardında. Irmak, sakin akmada.
Subscribe to RSS - Sena HALİLOĞLU